SosyalParaAnaliz

Drone Savaşları

23 Nisan 2022 in Dünya Ekonomisi, Sektör Analizi

Ukrayna yeni dron türlerinin gelecekteki savaşlarda ne kadar etkili olabileceklerinin görülmesi için bir test ortamı haline geliyor.

Ukrayna’nın işgal öncesinde Rus ordusuna karşı kullanmak üzere envanterinde çok sayıda insansız hava aracı vardı. Bunları iyi kullandı, ancak savaş uzadıkça, Ukrayna’ya silah tedarik eden birçok ülke, Ukrayna’daki savaş alanını dönüştürmek için farklı insansız hava araçlarının potansiyelini görüyor ve test etmek istiyor.

Geçen hafta Reuters, ABD’nin Ukrayna’ya 121’den fazla Phoenix Ghost Taktik İnsansız Hava Sisteminin sağlanacağını söyledi. Drone Data Book, Ukrayna’nın birçok türde drone ve İHA edindiğini kaydetti. Raporlar, Ukrayna ordusundaki insansız uçak sayısının keskin bir şekilde arttığını gösteriyor.

Ukrayna, 2017’de 35 tane 2018 yılında ise 75 tane drone ve İHA almıştı. Günümüz için Ukraynalı gazeteci Yuri Butusov, Ukrayna’nın birkaç yıl içinde en az 500 insansız uçak sistemi satın alma hedefi belirlediğini ifade etti.

Drone Stratejileri

Çoğu ABD insansız hava aracı sistemi satılık değildir, satılık olduğunda da ülkelerin satın alması yıllar alır. Bu sistemlerden bazıları da oldukça pahalıdır. Örneğin, 22.000 km menzili olan 60.000 feet yüksekliğe kadar ulaşabilen gözetleme için kullanılan uçak boyutunda bir drone olan Global Hawk gibi.

Ukrayna’nın böyle büyük bir gözetleme uçağına ihtiyacı yok, daha küçük uçaklara ihtiyacı var: “aylak mühimmat” veya “kamikaze drone” gibi.

Batılı ülkeler Ukrayna’ya yeni teknoloji sağlama konusunda yeterince esnek değiller. Bunun nedeni, geçmişte İran gibi ülkelerin Sentinel gibi gelişmiş ABD insansız hava araçlarını düşürmesi ve onları tersine mühendislik yapmaya çalışmasıdır. ABD ve batılı güçler, muhtemelen sofistike insansız hava araçlarının Rusya tarafından ele geçirilmesini ve onlardan gelen bilgilerin İran veya Çin ile paylaşılmasını istemiyor.

Bugün orduların istediği, yüz milyonlarca dolar değerinde bir avuç insansız hava aracı değil. Çok sayıda küçük dron istiyorlar. İsrail gibi ülkeler, daha küçük taktik dronlardan daha büyük sistemlere kadar geniş bir yelpazede dronlar yaratanların örnekleridir. İran, Çin ve Türkiye gibi drone gelişimine de öncülük etti .

Batılı ülkeler, bu sistemlerin gerçek bir savaş alanında, zorlu bir düşmana karşı nasıl çalıştığını anlayarak hem Ukrayna’ya hem de kendilerine nasıl yardım edebileceklerini görmeye başlıyorlar.

Ukrayna’da ABD ve batılı ülkelerin bir şansı var. Ancak bu ülkeler daha büyük potansiyel düşman olan Çin’in Rusya’dan çok daha gelişmiş donanıma sahip olduğunu biliyorlar.

Bu nedenle tüm ülkelerin Donbas’ta veya Mykolaiv çevresindeki cephelerde öğrendikleri Ukrayna savaşının çok ötesinde anlamlar taşıyor.

 

Seth J. Frantzman | The Jerusalem Post

Petrol Piyasasında Kritik Zamanlar

23 Nisan 2022 in Dünya Ekonomisi, Sektör Analizi

Petrol sahası hizmetleri sunan Baker Hughes isimli firmanın yayımladığı haftalık verilere göre, ABD’deki petrol sondaj kulesi sayısı 16-22 Nisan döneminde, önceki haftaya göre 1 adet artışla 549’a yükseldi. ABD’deki petrol sondaj kulesi sayısı son 1 yılda ise toplam 206 adet arttı.

Bu gelişmelerle birlikte, ABD’de günlük üretilen ham petrol miktarı 2020 yılından bu yana en yüksek seviyeye ulaştı ancak henüz 2019 yılı rakamları yakalanabilmiş değil.

Grafik: ABD’de üretilen ham petrol miktarı

Öte yandan ABD stratejik petrol rezervleri azalmaya devam ediyor. Şu anki seviye Ağustos 2000 yılından bu yana görülen en düşük rezerv seviyesi. Ancak, yılın sonuna kadar beklenen tüketimle birlikte, rezevlerin 1984 yılından bu yana en düşük seviyeye gelmesi bekleniyor.

Grafik: ABD Stratejik Petrol Rezervi Miktarı

JPMorgan’da Natasha Kaneva öncülüğündeki analistler Rusya’dan günlük yaklaşık 4 milyon varil petrole hızlı ve tam kapsamlı ithalat yasağının Brent petrolün varil fiyatını yüzde 65 civarında artırarak 185 dolar seviyesine taşıyabileceği tahminini yaptı. Ancak analistler Rusya’dan kömür ithalatına benzer biçimde ithalat yasağının birkaç aya yayılması durumunda çok önemli fiyat hareketleri olmayabileceğini belirtti.

ABD konut piyasasında alarm sinyalleri

22 Nisan 2022 in Dünya Ekonomisi

  1. ABD’de konut kredisi faizleri yıllık 5.11 ile son 12 yılın en yüksek seviyelerine ulaştı.

2. Konut kredisi faizlerinin yanı sıra konutların fiyatları da arttı. ABD’de ortalama konut satış fiyatı son 2 senede %34 artarak 375.300 dolar seviyesine ulaştı. Ortalama bir ev için 30 yıllık konut kredisinin kullanılması durumunda aylık taksit ödemesi kabaca 2.023 dolar olmaktadır.

2010-2012 döneminde ortalama konut satış fiyatının 160.000 dolar ve ortalama konut kredisi faizinin %4 seviyelerinde olduğu göz önünde bulundurulursa, bu dönemde ortalama aylık konut kredisi taksiti 760 dolar olmaktaydı.

3. Konut kredisi faizleri ve konut satış fiyatlarının artmasıyla birlikte satılan konut miktarı da azaldı. Satış adedi 2020 Haziran dönemindeki seviyelere düştü.

4. Satış ile ilgili veriler kötü olsa da, konut inşaatı verileri güçlü kalmaya devam ediyor. İnşaatı süren konut adedine bakıldığında 2006 yılı mart ayındaki zirve de geçilerek ABD tarihinin en yüksek miktarına ulaşıldı.

,

5. Ancak inşaat verilerine temkinli yaklaşmakta fayda var. Çünkü inşaatı süren konut miktarı ile tamamlanan miktar arasındaki fark da tarihi düşük seviyelerde.

6. Tarihsel verilere bakıldığında, çeşitli kriz ya da istikrarsızlık dönemleri öncesinde, inşaatı süren konut miktarı ile tamamlanan miktar arasındaki farkın yükseldiğini görmekteyiz. Örneğin, 1973, 2001 ve 2009 dönemleri öncesinde inşaatı süren konut miktarı ile tamamlanan miktar arasındaki makas açılmıştır.

Aşağıdaki grafikte ilgili farkın yüksek olduğu bölgeler siyah halka ile vurgulanmıştır. Grafikteki gri ile belirtilmiş bölgeler ise ABD’de resesyonun başladığı dönemlerdir. Söz konusu verinin erken uyarı göstergesi olarak önemli bir işlev gördüğünü söyleyebiliriz.

 

BIST 2022/1 Kar Tahminleri

21 Nisan 2022 in Borsa

Sıralama kar miktarına göre yapılmıştır. Ana doküman Foreks Turkey anketinden alınmıştır.

Gıda arzı endişeleri artıyor

20 Nisan 2022 in Dünya Ekonomisi

Kazakistan, önemli bir küresel tahıl üreticisidir. Kazakistan geçen hafta, buğday ve buğday unu ihracatında geçici kotalar ilan etti. Bu durum gıda arzı ile ilgili bölgesel endişeleri artırdı.

15 Nisan’da yürürlüğe giren kotalar, en az 15 Haziran’a kadar yürürlükte kalacak ve buğday tahıl ihracatını 1 milyon tona, buğday unu ihracatını ise 300.000 tonla sınırlayacak.

Özellikle Orta Asya ülkeleri etkileniyor

Kazakistan, Orta Asyalı komşuları için kritik bir üreticidir. Uluslararası Tahıl Konseyi’ne (ICG) göre, 2020-2021 sezonunda Kazakistan tahmini 8,1 milyon ton buğday ihraç etti. 2020 yılında Kazakistan’ın Özbekistan’a yaptığı tüm ihracatın %25’inden fazlasını buğday ihracatı oluşturdu. Tacikistan’da ise durum daha kritik. 2020 yılında Tacikistan’ın ithal ettiği tüm buğdayın yüzde 96’sı Kazakistan’dan geldi.

Rusya’nın Ukrayna’daki savaşı, pandemi sebebiyle gelişmekte olan bir krizi derinleştiriyor. FAO’ya göre, 2020 yılında gıda da dâhil olmak üzere küresel tedarik zincirlerinde meydana gelen bozulma, Avrupa ve Orta Asya bölgesinde gıda güvensizliği olan insanların sayısının artmasına katkıda bulundu.

Gıda güvensizliği yaşayanların sayısı artıyor

Avrupa ve Orta Asya’da, ciddi gıda güvensizliği yaşayan insanların sayısı 2020’de 7 milyon artarak 22 milyona (nüfusun yaklaşık yüzde 2,4’üne) yükselirken, orta veya şiddetli gıda güvensizliği yaşayanlar (güvenli, besleyici ve yeterli gıdaya erişimi olmayan) 14 milyon artarak 111 milyona yükseldi (toplam nüfusun yüzde 11,9’u).

Bu bölgesel bir ortalama olsa da, Batı Balkanlar, Orta Asya ve Kafkasya’daki oranlar daha yüksektir.

Netflix ilk defa abone kaybetti

20 Nisan 2022 in Dünya Ekonomisi

Netflix 2022 yılının ilk çeyreğinde kazançlarını %9.8 arttırdı. Ancak bu %9.8 artışla 2012 yılından bu yana en düşük artış oldu.

Bu yavaşlama, 2002 yılından bu yana en büyük 4.yavaşlama dönemi oldu. Yavaşlamanın yaşandığı diğer dönemler şu şekilde:

2007/Q4: %9.1
2008/Q1: %6.8
2012/Q4: %8
2022/Q1: %9.8

Abone rakamlarına bakıldığında ise Netflix ilk defa abone sayısını arttıramadı.

Netflix’in abone sayısını ve kazançlarını eskisi gibi arttıramaması pazar doygunluğu ve rekabet ile ilgili. Platformlarda geçirilen süreye bakıldığında Netflix eskisi kadar güçlü değil. 2019 yılında medya platformlarında geçirilen sürenin %48,5’u Netflix’deyken, 2021 yılında bu oran %40,6 oldu. 2023 yılında ise bu oranın %37,6 olması tahmin ediliyor.

Whip Media tarafından Fransa, İtalya, Almanya, İspanya ve Büyük Britanya’da yaşayan 9.000 kullanıcı ile yapılan bir ankete göre, katılımcıların yüzde 85’i platformlara çok fazla para harcadıklarından şikayetçiler. Anket göre katılımcılar ortalama 3 platforma aboneler. Harcanan ortalama ücret ayda 23 ila 28 Euro’dur. Bu durum kullanıcı memnuniyetini ön plana çıkarıyor. Kullanıcıların en memnun olduğu platformu tutma eğilimi yüksek.

Ankete göre,  kullanıcılara hangi hizmeti kesinlikle tutmak istedikleri sorulduğunda, kullanıcıların yüzde 41’i Netflix ile yanıt vermiştir. Ancak Netflix’i yüzde 21 ile Hulu, yüzde 13 ile HBO Max, yüzde 9 ile Disney+ ve yüzde 6 ile Amazon takip ediyor.

Memnuniyet açısından HBO Max en önde, AppleTV + ise en kötü performansı gösteriyor.

Tüm bu durumlar Netflix’in bir süredir değer kaybetmesine yol açıyordu. Şirket hissesi en son 2021 Kasım ayında 700 doları görmüştü. Kazanç açıklaması öncesinde şirket 350 dolar seviyesinde işlem görüyordu.

Ancak kazanç artışı sonrası hisse %20’den fazla değer kaybederek 268 dolar seviyesine kadar düştü.

En Etkili 100 Şirket – 2022

19 Nisan 2022 in Ekonomi, Piyasa

TIME DERGİSİ, her yıl hazırlayıp yayınladığı listeyle yılın en etkili şirketlerini paylaşıyor.

Listedeki markalar çeşitli başlıklarda kategorilendirilmiş. Bu kategoriler şöyle;

  • Titans (Titanlar)
  • Leaders (Liderler)
  • Innovators (Yenilikçiler)
  • Disruptors (Yıkıcılar, eğlence sektörü için)
  • Pioneers (Öncüler)

Titans (Titanlar) – İlk 10 Şirket

  • Amazon
  • Pfizer
  • UPS
  • Alphabet
  • Capital One
  • United Airlines
  • Maersk
  • Nubank
  • Ford
  • IBM

Leaders (Liderler) – İlk 10 Şirket

  • HYBE
  • Spotify
  • Airbnb
  • Alaska Airlines
  • EV Connect
  • Upwork
  • Sony
  • Calm
  • Nextdoor
  • HOK

Innovators (Yenilikçiler) – İlk 10 Şirket

  • Rivian
  • SoFi
  • Moderna
  • Guild Education
  • Climeworks
  • NoTraffic
  • Peanut
  • Klarna
  • Grammarly
  • Modulate

Disruptors (Yıkıcılar) – İlk 10 Şirket

  • Engine No.1
  • AMC Entertainment Holdings
  • TikTok
  • Opibus
  • Starry
  • SKIMS
  • Twiga Foods
  • Thrive Market
  • Supergoop!
  • NSO Group

Pioneers (Öncüler) – İlk 10 Şirket

  • Kaling International
  • Green Mountain Power
  • Bicycle Health
  • OpenSea
  • Rec Room
  • Together Labs
  • Astroscale
  • Biobot Analytics
  • Oxford Nanopore Technologies
  • IonQ

 

Branding Türkiye

Merkez Bankaları Haftası

19 Nisan 2022 in Para Politikasi, Piyasa

ABD Merkez Bankası’nın (Fed) 3-4 Mayıs tarihli faiz toplantısı öncesi Başkan Jerome Powell tarafından piyasaya verilecek mesajlar yakından takip edilecek. Powell’ın 21 Nisan Perşembe günü üst üste iki konuşması takvimde yer alıyor. Powell önce saat 18.00’de bir enstitü tarafından düzenlenen etkinlikte konuşacak. Powell’ın ikinci konuşması IMF’nin düzenleyeceği küresel ekonomiye ilişkin panelde olacak. Piyasalar Powell’ın bu toplantılarda “şahin” bir mesaj verebileceğini düşünüyor.

Bu mesajın Fed’in toplantıda yapacağı faiz artışının miktarı konusunda bir işaret olabileceği belirtiliyor. Powell en son konuşmasında gelecek toplantıda 50 baz puanlık faiz artışının ihtimal dahilinde olduğu mesajını vermişti.

Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde, IMF-Dünya Bankası bahar toplantıları kapsamında 22 Nisan Cuma günü saat 16.00’da konuşacak.

İngiltere Merkez Bankası (BoE) Başkanı Andrew Bailey’in ise üst üste iki gün konuşması bulunuyor. Bailey önce 21 Nisan Perşembe günü Peterson Uluslararası Enstitüsü’nün düzenlediği panele katılacak. Bailey’in IMF-Dünya Bankası bahar toplantıları kapsamındaki konuşması ise 22 Nisan Cuma günü saat 17.30’da olacak.

 

BloombergHT

Türkiye Otomobil Piyasası Genel Görünümü

19 Nisan 2022 in Ekonomi, Raporlar, Sektör Analizi

Avrupa Birliği İstatistik Ofisi’nin (Eurostat) rakamlarına göre 2019 yılında Avrupa ülkeleri arasında kişi başına en az aracın düştüğü ülke Türkiye oldu. Türkiye’de her 100 kişiden sadece 15’inin otomobili bulunuyor. Bu durumda Türkiye, Makedonya, Romanya ve Letonya gibi ülkelerin gerisinde kalıyor.

Trafiğe kayıtlı taşıtların ortalama yaşı 14,2 olarak hesaplandı

Türkiye’de 2020 yılı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı 24 milyon 144 bin 857 adet motorlu kara taşıtı için ortalama yaş 14,2 olarak hesaplandı. Ortalama yaş otomobillerde 13,2, minibüslerde 14,4, otobüslerde 14,1, kamyonlarda 17,2, traktörlerde 24,2’dir.

Avrupa’da Ortalama Yaş 

Araba yaşı için AB ortalaması 10,8 yıldır. Lüksemburg’da araç filosunun ortalama yaşı 6,4 olarak tahmin ediliyor. Daha sonra ilk üçte Avusturya (8,2 yıl) ve İrlanda (8,4 yıl) yer alıyor.

Benzer şekilde yaş aralığı olarak kullanıma bakıldığında ise sıralama aşağıdaki şekilde olmaktadır:

Otomobil Alım Gücü

Yapılan bir çalışmaya göre otomobil satın almaya imkanı olmayanların oranı Türkiye’de %35 seviyesinde. AB ortalaması ise %6 seviyesinde.

Elektrikli araçların pazar payı %8,3’e ulaştı

19 Nisan 2022 in Dünya Ekonomisi

“EV-volumes.com” internet sitesinin verilerine göre, küresel elektrikli araç satışları 2021’de bir önceki yıla göre %108 artışla 6,75 milyona ulaşarak tüm zamanların en yüksek seviyesini gördü. Elektrikli araç satışları 2020’de salgına rağmen 3,24 milyon olmuştu. 2021 yılından sonra büyümede en hızlı yıl %65 büyüme ile 2018 yılı.

Elektrikli araçların pazar payı 2012’de yüzde 0,2 seviyesinde bulunurken, geçen yılki rekor satışla yüzde 8,3’e ulaştı. Böylece, elektrikli araçlar pazar payını 10 yılda 41 kat artırdı. Geçen yıl ayrıca elektrikli araçlarda son 10 yılın en büyük yıllık büyümesi görüldü.

Grafik: Elektrikli Araçların Pazar Payı 2012-2021

Çin, 3,4 milyonla geçen yıl en fazla elektrikli araç satışının kayda geçtiği ülke oldu. Çin’deki satışlar bir önceki yıla göre yüzde 155, bir başka deyişle 2,06 milyon artış gösterdi.

Avrupa’da ise 2,3 milyon elektrikli araç satılırken, bu rakam 2020’ye göre yüzde 66 büyüdü. ABD, 735 bin elektrikli araç satışıyla üçüncü sırada yer alırken, Güney Kore’de 114 bin 500 elektrikli araç satıldı. İsrail, Avustralya, Hindistan ve Japonya’daki elektrikli araç satışları ise 10 binin üzerinde gerçekleşti.

Elektrikli araçların yıllık tüketimi, İrlanda’nın elektrik üretimine eşit

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, 2012’de tüm yıl boyunca 130 bin elektrikli araç satılırken, bu rakama 2021’de bir haftada ulaşıldı. Geçen yılki satışların ardından dünyadaki toplam elektrikli araç sayısı ise 16 milyonu buldu.

Dünyadaki toplam elektrikli araçların elektrik tüketimi 2021’de 30 teravatsaate ulaştı. Bu miktar, İrlanda’nın bir yıllık elektrik üretimine eşit.

Geçen yıl elektrikli araç satışlarında 936 binle Tesla ilk sırada yer aldı. En fazla Tesla araç 352 binle ABD, 321 binle Çin, 170 binle Avrupa’da satıldı. Tesla’yı 763 binle Volkswagen (VW) Group, 598 binle BYD, 517 binle GM, 385 binle Stellantis takip etti.

 

Danimarka Rus gazına alternatif olarak doğal gaz üretimini artıracak

19 Nisan 2022 in Dünya Ekonomisi

Danimarka, Avrupa`nın Rusya`ya olan enerji bağımlılığını sona erdirmesine yardımcı olmak amacıyla geçici olarak gaz üretimini artıracağını bildirdi.

Lux Times’ın haberine göre, Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, ülkesinin 2050’de petrol ve doğal gaz üretimini sona erdirme hedefine bağlı kalacağını açıkladı.

Başbakan, “Yeşil gaz üretimi, gaz ihtiyacını karşılayacak düzeyde gelişene kadar gazı Putin’den satın almaktansa Kuzey Denizi’nden tedarik etmenin daha iyi olduğuna inanıyorum.” dedi.

Avrupa Birliği’nin (AB) en büyük petrol ve doğal gaz üreticisi Danimarka, tüm Kuzey Denizi petrol ve doğal gaz üretimini ve aramalarını 2050 itibarıyla durduracağını açıklamıştı.

Ruslar’ın Türkiye’den gayrimenkul alımı %250 arttı

19 Nisan 2022 in Genel

Rusya’da Şubat ayının sonundan itibaren yurtdışından konut alma talebinde artış var.

Rusya Sotheby’s International Realty Başkan Yardımcısı Elena Marinicheva, “Tahminlerimize göre Gürcistan’a olan ilgi aylık %10, Dubai ve Tayland’da %60-70 ve Türkiye’de yaklaşık %250 arttı.

Bunun nedeni, AB ülkelerine gayrimenkul alımı ve para transferlerinin çok daha karmaşık hale gelmesi ve Rusların daha erişilebilir pazarlara odaklanması.” diyor.

Rusların daha önce ev satın alma eğiliminde olduğu Yunanistan, İspanya, Portekiz gibi Avrupa ülkelerinde konut satın alma ilgisi azaldı.

Arealis LLC’nin finans direktörü Maria Zhukova, Rusların Dubai’de gayrimenkul talebindeki artışın %30-40 olduğunu hesapladı. Türkiye’de bu rakamların daha da yüksek olduğunu söyledi. Zhukova, Türkiye’de emlak fiyatlarının Dubai’den daha cazip olduğunu söylüyor.

Emlak ajansı Antaria Real Estate’in kurucusu Marina Popovidu, ilkbaharda tatil beldesi gayrimenkulleri her zaman alıcılar için özel bir ilgi alanıdır” diye açıklıyor.

 

Ekonomist

Elon Musk: Twitter açık kaynak kodlu olmalı, kodlar GitHub’da yayınlanmalı

19 Nisan 2022 in Dünya Ekonomisi, Gündem

Elon Musk, TED 2022‘de yaptığı konuşmada Twitter’ın algoritmalarının açık kaynak kodlu olması gerektiğini savundu. Musk’ın Twitter için satın alma teklifi başarılı olursa, platform açık kaynak kodlu hale gelebilir.

Modernliğin şehir meydanı

Musk TED’de yaptığı konuşmada, “Twitter bir tür fiili şehir meydanı haline geldi” dedi. Musk’a göre insanların platformda yasal sınırlar içinde özgürce konuşabileceklerine inanmaları çok önemli.

Bu nedenle Twitter, algoritmalarını açık kaynak olarak yayınlamalıdır. Temel kodlar, kullanıcıların kontrol etmesi için GitHub‘da yayınlanmalıdır. Bu adım, algoritmaların gerçekte ne yaptığı konusunda benzeri görülmemiş bir şeffaflık anlamına gelir.

Musk’a göre, tweetlerde yapılan herhangi bir değişiklik vurgulanmış veya tonlanmış şekilde açıkça görülmelidir. Bu şekilde herkes değişikliklerin gerçekleştirildiğini görebilir ve algoritmik veya manuel olarak herhangi bir sahne arkası manipülasyonu olmaz.

Musk, Perşembe günü Twitter’daki hissesini toplamda 40 milyar doların üzerine çıkarmak istediğini duyurdu. Musk’ın bu hamlesi başarılı olursa, muhtemelen şirketi borsadan çıkaracak ve daha sonra talep ettiği değişiklikleri uygulamak için yetkiye sahip olacak.

 

Konuşmanın tüm detaylarına buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. (Twitter ile ilgili bölüm 11:48’de başlıyor.)

 

Haftanın öne çıkan grafikleri (11-18 Nisan)

18 Nisan 2022 in Borsa, Dünya Ekonomisi, Piyasa

1. Amerikan Bireysel Yatırımcılar Derneği anketine göre yatırımcı sentimenti 1992 yılından beri en düşük seviyede. Sentiment borsa ile alakalı pozitif algıyı ölçmektedir.

2. Doğalgaz fiyatları geçen yıldan bu yana %161 yükseldi. Bu seviye 2008 yılından bu yana görülen en yüksek seviye.
3. SP500’de işlem gören enerji sektörüne ait hisselerin %100’ü (mavi ile gösterilen) 200 günlük hareketli ortalamanın üstünde işlem görmekteyken, finans sektörüne ait hisselerin (turuncu) %47’si 200 günlük hareketli ortalamanın üstünde işlem görmektedir.
4. Petrol 95 dolar seviyesinden destek bularak yükselen trendini korumaya devam ediyor. Benzer şekilde Doğal Gaz’ın son 1 yıllık hareketine bakıldığında, yılın en yüksek fiyat bölgelerinin aşılması ile güçlü görünüm korunuyor.

5. Emtia ETF’leri yeni yüksek fiyatlarla kapanış yaparak güçlü görünümünü korumaktadır. Grafikte alçalan üçgeni kıran bir emtia ETF’si gösterilmektedir.

6. Altın madencileri ETF’i yılın başından bu yana en yüksek kapanışı yaptı.

 

Oxford Economics: Rusya’nın temerrüdü, çözülmesi en zor temerrüt

17 Nisan 2022 in Dünya Ekonomisi

Oxford Economics, yaklaşmakta olan Rus borç temerrüdünün tarihte çözülmesi en zor olanlardan biri olacağını söyledi. Oxford Economics’den Tatiana Orlova, savaş sürecinde, ABD’nin Rusya’nın dondurulan merkez varlıklarına el koyabileceğini ifade etti. Batılı hükümetler, yaklaşık 600 milyar dolarlık varlığın büyük kısmını dondurdu.

Rusya’nın 4 Nisan’dan itibaren dolar cinsinden ödeme yapması için 30 günlük bir süresi var ancak tahvil sahiplerinin paralarını geri alabilmesi oldukça zor gözüküyor.

ABD Hazinesi bu ayın başında, Rusya’nın Amerikan bankalarında tutulan fonları kullanarak 650 milyon dolarlık borç ödemesini engelledi. Rusya borcu ruble olarak ödemeye çalıştı ancak kredi derecelendirme kuruluşları bunun bir temerrüt olarak kabul edileceğini söyledi.

Tatiana Orlova, yatırımcıların “çok uzun ve zor” bir yasal yolla karşı karşıya olduklarını söyledi. Çünkü temerrütün kökleri finanstan ziyade siyasete dayanıyor. En önemli sorunlardan biri, Rusya ile Batı arasındaki siyasi ve mali ilişkilerin tamamen kopmuş olması. Bu durum, tahvil sahiplerinin ve hükümetin müzakerelere girdiği temerrüt süreçlerine benzemiyor.

Dondurulan varlıklar Ukrayna’nın yeniden inşası için kullanılabilir

Başkan Joe Biden, bu yılın başında, Afganistan’ın  dondurulan merkez bankası rezervlerinin yarısının, 11 Eylül mağdurları için olası bir tazminat olarak kullanılmasına karar verdi. Orlova, dondurulan Rus varlıklarının Ukrayna’nın yeniden inşası için kullanılabileceğini, ABD yönetiminin bunun için güçlü bir ahlaki neden bulabileceğini ifade etti.

Rusya Maliye Bakanı Anton Siluanov, Batılı hükümetlerin Rusya’yı temerrüde düşmeye zorladığını ve tehdit ettiğini söyledi.

Paralarını almak için mahkemeye başvurmak zorunda kalanlar sadece Rus devlet borcu sahipleri değil. JPMorgan’a göre,  Şubat ayında, Rusya’da 98 milyar dolarlık  kurumsal yabancı para tahvili vardı. Bu milktarın 21.3 milyar doları yabancı yatırımcılara aitti.

Raporda ayrıca, Rus kurumsal borç temerrütlerinde bir “çığ” etkisinin yaşanmasının muhtemel olduğu belirtildi.

 

*Söz konusu yazı, tarafından Business Insider için kaleme alınmıştır. İçerik çeviri yapılarak paraanaliz için derlenmiştir.

SP500 nasıl ayakta kaldı? Hedef aralık 4200/5000 bölgesi (Edward Yardeni)

17 Nisan 2022 in Borsa, Ekonomi

SP500 her şeye rağmen ayakta kaldı. Borsa,

  • Şahin bir Fed,
  • Artan bono getirileri
  • 1970’ler tarzı bir ücret-fiyat sarmalı,
  • Depresif tüketici
  • Düşük işletme güveni ve
  • Rus-Ukrayna savaşı

karşısında makul derecede ayakta kaldı. Ama nasıl? Aşağıdakileri durumları göz önünde bulundurun:

(1) S&P 500’ün ileriye dönük F/K oranı yükselen enflasyon ve sıkılaşan kredi kanalı tarafından aşağıya yönelik baskılanmaktadır. Ancak firmalar tarafından güçlü geri alımlar, temettüler ve birleşme /devralma faaliyetleri borsayı yerinde tutmaya yetiyor.

(2) Şiddetli jeopolitik kriz, küresel hisse senedi portföy yöneticilerini ABD’nin kargaşadan uzak güvenli bir liman olduğuna ikna ediyor olabilir.

(3) Daha önce de gözlemlediğimiz gibi, S&P gelir artışı 2Ç-2021 döneminde yavaşladı, ancak şu an yükselen fiyatlardan bir destek alıyor. Aynı şey kazançlar için de söylenebilir, çünkü kar marjları oldukça iyi görünüyor. ÜFE verilerinde, şirketlerin müşterileri tarafından herhangi bir direnç ile karşılaşmadan maliyetlerini yansıtabildiklerine dair kanıtlar elde ediyoruz. (Amazon’un, nakliye hizmetlerini kullanan çevrimiçi satıcılara % 5’lik bir yakıt ve enflasyon ücreti uygulayacağı bildiriliyor.)

(4) Yatırımcı duyarlılığı zayıf bölgede kalmaya devam ediyor. Boğa-Ayı Oranı 1.00 civarında seyrediyor. Tarihsel verilere bakıldığında bu bölge iyi bir alım fırsatına işaret ediyor. (2002, 2008, 2015 ve 2020) Bununla birlikte, Fed para politikasını sıkılaştırırken ve enflasyonda zirvenin görülüp görülmediği tartışılırken bir süre daha zayıf yatırımcı sentimenti devam edebilir.

S&P 500 için bu yılki tahmini aralığımız 4200-5000 bölgesidir. Aralık tahmini geniş verildi çünkü değerleme hakkındaki belirsizlikler yüksek. Şu anda gelecek yıla kadar% 30’luk bir yükseliş bölgesi olabileceğini tahmin ediyoruz.Olası bir durgunlukta da kazançların artmaya devam etmesini bekliyoruz.

Grafik: Bull / Bear Rasyosu

 

*Söz konusu yazı Edward Yardeni’nin kişisel blogundan çeviri yapılarak paraanaliz için derlenmiştir.

Ergun UNUTMAZ: Risksiz Getiri Oranları

16 Nisan 2022 in Piyasa, Raporlar

Kredi notları ve temerrüt riski farkları için daha önce Ratings & Default Spreads başlığı ile bu kavramları ve bunların neden önemli olduğunu açıklayan kısa bir yazı hazırlamış, düzenli bir takvimde bu çalışmayı sürdüreceğimi orada belirtmiştim. Tekrara düşmemek için bu yazıda güncel değerler ve risksiz getiri oranı hesaplaması ile devam edeceğim, ancak henüz okumadıysanız önce o yazıdan başlamanızı öneririm.

Bu yazı kapsamındaysa iki tablo bulacaksınız: Bunlardan ilki kredi notlarına karşılık gelen temerrüt farklarıyken diğeri de Türkiye, Almanya ve Amerika Birleşik Devletleri için değerleme çalışmalarımda esas aldığım risksiz getiri oranlarıdır. Profesör Aswath Damodaran, Ocak ve Temmuz ayı başında verileri yayınladığında ben de buradaki tablolarımı yılda iki kere güncelleyeceğim. Buna ek olarak yukarıda bahsettiğim şekilde Türkiye, ABD ve Almanya için risksiz getiri oranlarını da yeni verilerle paylaşacağım.

Tablo 1: Kredi notları ve bu notlara karşılık gelen temerrüt riski farkları

Yukarıdaki tabloda Moody’s, Standard and Poor’s (S&P) ve Fitch olmak üzere küresel ölçekte faaliyet gösteren, genel kabül görmüş, belirli bir saygınlığa sahip üç kredi ve derecelendirme şirketinin ülkelere ve şirketlere verdiği notlar için oluşturdukları ölçek ile bu notların karşılık geldiği durumlar yer almaktadır. Tablonun üst yarısı yatırıma uygun notları, alt kısmı ise spekülatif karakter içeren notları göstermektedir. Tablonun sağ tarafında belirtilen sayısal değerler ise Temerrüt Farkı (Ds) için bu notların karşılık geldiği risk düzeylerini işaret etmektedir. En sağdaki sütun en son verileri içermekte olup son güncelleme 1 Ocak 2022 tarihine aittir.

Ülkelerin ve şirketlerin risklerini değerleme çalışmalarımızda kullanırken dikkate alacağımız veriler bunlardır. Bir örnek vermek gerekirse Moody’s şirketinin A3 notu verdiği bir ülke için temerrüt farkı 102 puan olup diğer bir ifadeyle yüzde 1,02 oranına karşılık gelmektedir. Tabloda yukardan aşağı gidildikçe riskler artmaktadır ve “D” notuna karşılık gelen “temerrüde düşmüş” durumu için bir yüzde hesaplanmamaktadır.

Bu tablonun ardından değerlemenin ikinci bir girdisi olan risksiz getiri oranı için bu verilerin nasıl kullanılacağına bakalım. Ancak bundan önce de maalesef yaygın olarak gördüğüm bir hataya ve uzmanlar tarafından bile sıklıkla, özensiz bir şekilde hesaplamalarda girdi olarak alınan risksiz getiri oranı kavramının ne ifade ettiğine değinelim:

Kaynak: Corporate Finance Institute

Risksiz getiri oranı için kurumsal finans açısından yine saygın bir kurum olan CFI’in internet sitesindeki tanıma yukarıda yer verdim. Risksiz getiri oranı, hiç bir risk içermeyen, sıfır risk düzeyindeki bir yatırımdan, yatırımcıların elde etmeyi bekledikleri getiri şeklinde tanımlanmış ve genel olarak da devletlerin üç ay vadeli “Hazine Bonoları” için ödemekte olduğu faiz oranları bu anlamda gösterge faiz olarak verilmiştir. Tanımın devamında da tüm yatırımların belirli bir risk içerdiği ve uygulamada hazine bonolarının risksiz olarak atfedildiği belirtilmiştir. En önemli cümle ise en sondadır. “Her ne kadar olasılık düşük olsa da hükümetlerin, ihraç etmiş oldukları menkul kıymetler bakımından temerrüde düşmesi mümkündür.” ifadesi neden konuya ezbere yaklaşılmaması gerektiğini açıklamaktadır.

Dolayısıyla bir ülke ya da şirketin temerrüde düşme olasılığı arttıkça risksiz getiri oranı açısından da bir düzeltme yapma ihtiyacı ortaya çıkmaktadır. İşte yukarıda yer alan Tablo 1’in bize sağladığı kolaylık da tablonun, kredi notlarına karşılık gelen temerrüt risklerini göstermesidir.

Bu noktada yukarıdaki tanımdan ayrılarak üç aylık Hazine Bonosu yerine değerleme çalışmaları kapsamındaki vadeye uygun olacak şekilde ben “10 yıllık Devlet Tahvillerinin Getirisini” dikkate alacağım ve risksiz getiri oranım olarak bunun üzerinden devam edeceğim.

Tablo 2: Risksiz getiri oranları

Tablo 2’de ülke risk primi yanında hisse senedi risk primlerine de söz konusu üç ülke için yer verdim. Analizlerin sonraki aşamalarında bu veriler de hesaplamalarda kullanılabilir. Ancak biz doğrudan risksiz getiri oranı için verileri yorumlayarak devam edelim.

Tablo 2’de, Türkiye, Almanya ve ABD için temerrüt riski farkları ile risksiz getiri oranları yer almaktadır. Almanya ve ABD ülkeleri en üst düzey kredi notuna sahip olduklarından bu ülkelerin 10 yıllık tahvillerinin getirileri doğrudan risksiz getiri oranı olarak alınabilmektedir ve 14 Nisan 2022 kapanışı ile bu oranları sırasıyla yüzde 0,849 ve yüzde 2,828‘dir. Dolayısıyla bu oranları İndirgenmiş Nakit Akışları Değerlemesi yürütürken risksiz getiri oranı olarak kullanırım.

Tablonun devamındaysa Türkiye için üç farklı kredi – derecelendirme kuruluşunun vermiş olduğu ülke kredi notları ilgili tarihlerle gösterilmektedir. Moody’s B2 notu vermiş, S&P ve Fitch ise B+ notu ile değerlemede bulunmuştur. Bu notları ve 10 yıllık devlet tahvili için World Government Bonds internet sitesinden çektiğim 14 Nisan 2022 kapanış verisini kullanarak Türkiye için hesapladığım risksiz getiri oranları sırasıyla yüzde 19,50 ve yüzde 20,35’tir. Söz konusu verilerle Türkiye için risksiz getiri oranı ortalama yüzde 20,00 şeklinde alınabilir.

Her ne kadar 24 Mart 2022 tarihinde yüzde 28,305 değeri ile şimdiye kadarki en yüksek zirve görülmüş olsa da son veriler yaklaşık yüzde 4 daha düşük bir orana denk gelmektedir. Bu da değerleme yapılacak dönemde dikkat edilmesi gereken önemli bir ayrıntıdır.

Grafik 1: Türkiye için 10 yıllık Devlet Tahvili Getiri oranlarının seyri
Kaynak: World Government Bonds

Başarılar dilerim.

Ergun UNUTMAZ, 15.04.2022

YORUM: BIST’te hızlandırıcı hacim 40 Milyar TL mi?

16 Nisan 2022 in Borsa, Piyasa

BIST’de ekimden bu yana yükselen hacme ve rallilere tanık oluyoruz. Bu rallilerde gözlemlerden bir tanesi 40 milyar TL hacim üstünde trendin hız kazandığı.

Aşağıdaki grafikte 40 Milyar TL hacim üstünde gerçekleşen getiri oranları ve hacmin en yüksek olduğu seviyeler gösterilmiştir. Buna göre BIST100 endeksi için 40 Milyar TL hacim üzerindeki dönemler ve getirileri şu şekildedir:

  • 9 Kasım – 16 Aralık döneminde %40’lık bir getiri
  • 4 Ocak – 17 Ocak döneminde %6’ık bir getiri
  • 29 Mart – 15 Nisan arasında ise %12 seviyesinde bir getiri mevcut olmuştur.

Hacmin en yüksek olduğu bölgeler ise 70-90 Milyar TL seviyeleri.

Söz konusu yükselişler öncesindeki konsolidasyon bölgelerine baktığımız zaman  21-25 Milyar TL seviyeleri en düşük hacme sahip olan bölgeler. Bu bölgeler düzeltmelerin sonuna gelinmesi ya da tamamlanması ile ilgili çeşitli ipuçlarına sahip.

Aşağıdaki grafikte 40 milyar TL üzeri gerçekleşen hareketler siyah çizgilerle (gün sayısı ve yüzdelik artış), hacmin en düşük olduğu bölgeler ise mavi oklarla belirtilmiştir.

 

 

*Burada ifade edilen herhangi bir görüş yalnızca içerik yazarına aittir ve hiçbir şekilde başka bir kişi veya kuruluşun görüşlerini temsil etmez ve yatırım tavsiyesi içermez.

Haftanın en çok kazandıran 10 yatırım fonu (11-16 Nisan)

16 Nisan 2022 in Borsa, Piyasa

11-16 Nisan haftası yatırım araçlarının getirisine baktığımızda en iyi getirinin BIST-100’de olduğunu görüyoruz.

En iyi getiri sağlayan 10 adet fona baktığımızda ise sıralama şu şekilde:

 

Çin mucizesinin temeli: Planlama, Ar-Ge, Yatırım ve İnovasyon

15 Nisan 2022 in Dünya Ekonomisi

Türk Çin Kültür Derneği bünyesinde, Kerem Köfteoğlu’nun hazırlayıp sunduğu “Çin İş Kulübü’ne konuk olan Nötron Ltd. Şirketinin Kurucusu Ahmet Hamamcıoğlu: “Çin bir mucize gerçekleştirdi. Bu başarının temelinde planlama, insana, Ar-Ge’ye ve inovasyona yapılan yatırımlar var” dedi.

Kerem Köfteoğlu’nun Youtube ve Yön Radyo’da hazırlayıp sunduğu Çin İş Kulübü’ne konuk olan Nötron Ltd. Şirketinin Kurucusu, yatırım danışmanı Ahmet Hamamcıoğlu, Çin’in teknolojedeki atılımlarına dikkat çektikten sonra şöyle konuştu: “Çin geçtiğimiz son 30 yılda büyük başarılara imza attı:

  • 2015’te fırlatılan ve kuantum haberleşme sağlayan uydu,
  • Bitcoin sisteminin çözülmesi,
  • Karanlık maddenin keşfi,
  • Dünyanın en gelişmiş kuantum bilgisayarının ortaya konması ve
  • FAST adıyla geliştirilen Dünyanın en büyük radyo teleskobu bu başarıların sadece birkaç tanesini oluşturuyor.”

ODTÜ Kimya Bölümü’nden mezun olduktan sonra 1991 yılından itibaren Çin’e odaklanan Hamamcıoğlu, 30 yıllık bilgi birikimi ve gözlemlerini “Çin Bolvadin’den Beijing’e” adlı bir kitapta topladı.

Çin’nin yakaladığı başarının temelinde önemli motivasyonlar yattığını belirten Hamamcıoğlu, bunları şöyle özetledi: “Birinci motivasyonun çok çalışmak olduğunu söyleyebilirim. İkinci olarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Yurtta sulh cihanda sulh’ felsefesinden etkilenerek Çin Halk Cumhuriyeti’ni kurduktan sonra bilim ve ticareti geliştirmeye odaklandılar.   Eğitim alıp bilimi öğrensin diye gençleri yurtdışına yolladılar. Birer bilim insanı olarak yetişen bu gençler, aldıkları bilgileri ülkelerine taşıyıp hizmet ettiler. İnsana yatırım yapan Çin yönetimi,   Ar-Ge ve inovasyona yaptığı yatırımları yıldan yıla genişletince de başarı da beraberinde geldi.”

Türkiye pazarına açılmak isteyen Çinli firmalara ve Çin’e açılmak isteyen Türk firmalarına danışmanlık hizmeti verdiğini hatırlatan Hamamcıoğlu, bu konuda şunları söyledi: “Tam anlamıyla ‘Çin uzmanı’ diye bir şey yoktur. Muazzam büyüklüklere sahip Çin’de her konunun ayrı uzmanı var. Bize çeşitli danışmanlık teklifleri geliyor. Bu teklifleri inceleyip projenin ihtiyacına en uygun uzmana yönlendiriyoruz.”

Kuşak ve Yol projesinin ‘kazan-kazan’ temelinde geliştiğini vurgulayan Hamamcıoğlu, konuyla ilgili olarak şu bilgiyi verdi: “Bu proje, dünyaya uzatılmış bir eldir. Çin yönetimi zenginlik ve refahı dünyayla paylaşmak için bu projeyi geliştirildi. Bu proje bazılarının sandığı gibi, ‘emperyal’ amaçlara hizmet etmiyor. Ayrıca tarihi incelediğimizde Çin’in hiçbir zaman emperyal bir güç olmadığını görüyoruz. Tam tersine herkesin kazanacağı bir projedir. Türkiye projenin ‘altın halkası’ konumunda bulunuyor. Ülkemizin kara, hava, siber deniz kuşak yolunun geçtiği yerde olduğunu aklımızdan çıkarmayalım.

Ticaret varsa barış vardır, ticaret varsa dostluk vardır. Ticaret ve kültür değişimi her zaman barışa vesile olmuştur. Çin’den gelip de Avrupa’ya giden trenler de Kuşak ve Yol projesi kapsamındaki kültürel etkileşimi artıracak. Ülkeler birbiriyle diyaloga girip, birbirlerinden korkmalarına çekilmelerine gerek kalmayacağını görecek. Bu durumu doğru anlayıp işi iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Bize uzatılan bu eli tutalım. Çinle ilgili çalışmalar yapan kurum ve kuruluşlara enerjilerini bağımsız harcamak yerine, Çin İş Kulübü çatısı altında toplamasının daha iyi olacağına inanıyorum. Bunu yaptığımızda bundan hepimiz kazançlı çıkarız. Ayrıca herkesin uzmanlık alanını doğru değerlendirip, Kuşak ve Yol gibi dev bir projeden ülkemizin daha fazla yararlanabilmesi için uygun yönlendirmeleri de kolayca yapabileceğiz.”

Araç çubuğuna atla