SosyalParaAnaliz

İstikrarsızlık “envanter yetersizliğinden” besleniyor – Rüştü Bozkurt

11 Şubat 2022 in Genel

Dünya gazetesi yazarı Rüştü Bozkurt, istikrarsız büyümeye ilişkin olarak  “İstikrarsızlık “envanter yetersizliğinden” besleniyor” başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Bozkurt, üretimin bir süreç olduğunu, üreticilerin gelecekteki talepleri karşılamak için “envanterlerini” ellerinde stok olarak tuttuklarına dikkat çekerek “Ülke ekonomisinin bütünü için yaptığımız değerlendirmelerimizde sıklıkla “dinamik envanter” eksikliğine vurgu yapıyoruz. Envanter dediğimizde, toprakların, insan sermayesinin, fiziki sermayenin ve finansman sermayesinin nicelik ve niteliği hakkında bizi “net bilgiye” götürecek” “izleme, gözleme, kayıt ve ölçmeyi” anlıyoruz ifadelerini kullandı.

Devletlerin de, ellerindeki fiziki sermaye stoklarını, toprak varlığını, finans sermayesini ve işgücünü sürekli izleyerek “dinamik envanterler” oluşturduğunu ifade eden Bozkurt, konuya ilişkin şunları kaydetti:

Eğer fiyat istikrarını sağlamış, faiz oranları küresel sisteme uygun, parası pul olmamış bir ülke olmak istiyorsak, bir dizi adımı kararlılıkla atmalıyız:

– Birincisi, olanak ve kısıtlarımız hakkında bizi “net bilgiye” yaklaştıracak “dinamik envanter sorununu” ivedilikle ve ciddiyetle ele almalıyız.

– İkincisi, işlenmemiş ve değere dönüştürülmemiş veri bir yığın halinde anlamsız yüktür. Verilerden yeni nesneler üretmek ve metotlar geliştirebilmek için verileri ehlileştirmeli, işe yaramayanlarını ayıklamalı ve olgunlaştırmalıyız.

– Üçüncüsü, stratejik ortamdaki değişmeleri dikkate alarak varsayımları iyice sorgulanmış “modeller” tasarlayamayız.

– Dördüncüsü, değişkenler analiz edilirken, “indirgemecilikten” uzak durarak “entegre değerlendirmeler ” yapmalıyız.

– Beşincisi, analiz sonuçlarının bizim bildiğimiz ya da istediğimiz gibi değil, “hayatın öz gerçeğine” uygun olmasına özen göstermeliyiz.

 

Dünya

Joseph E. Stiglitz: Enflasyona karşı dengeli bir tepki gerekiyor

10 Şubat 2022 in Genel

COVID-19 karantinasının ardından küresel ekonomi yeniden açıldığında bazı arz şokları yaşansa da, bu durumun umulandan daha iyi ve geçici olduğu kanıtlanmıştır.

En azından arz ve talep yasalarıyla yönetilen bir piyasa ekonomisinde, kıtlığın fiyatlara yansıması beklenir. Bu yansımaya enflasyon diyoruz. Büyük endişem, merkez bankalarının aşırı tepki vererek faiz oranlarını aşırı yükseltecekleri ve yeni başlayan toparlanmayı engelleyebilecekleridir.

Bu senaryoda en çok zarar görecek olan, her zaman olduğu gibi gelir skalasının altında kalanlardır.

Günlerinin sayılı olduğunu bilen petrol şirketleri, hala alabilecekleri getirileri elde ediyorlar

Son verilerde birkaç şey göze çarpıyor. Birincisi, enflasyon oranı çok oynaktır. 2021’de mevsimsellikten arındırılmış yıllık yüzde 30 oranında artan enerji fiyatları, yüksek enflasyonun önemli bir kaynağı olmuştur. Bu fiyatların “çekirdek enflasyon” dışında tutulmasının bir nedeni var. Dünya, iklim değişikliğini azaltmak için fosil yakıtlardan uzaklaştıkça, geçiş maliyetleri söz konusu olmaktadır. Ancak bugün gördüğümüz şey, petrol üreticilerinin piyasa gücünün açıkça gözükmesidir. Günlerinin sayılı olduğunu bilen petrol şirketleri, hala alabilecekleri getirileri elde ediyorlar. Benzin fiyatları COVID öncesi seviyelere döndüğünde, herhangi bir enflasyon ivmesini körüklemeyeceği açıktır.

Diğer bir büyük sorun, tüketici fiyat endeksinin nasıl oluşturulduğuyla ilgili teknik sorunlardır. İkinci el araç fiyatları tüketici fiyat endeksine dahildir. ABD’deki tüketici fiyat endeksi (diğer ülkelerden farklı olarak) yalnızca alıcı tarafını ele alıyor. Bu da, enflasyon beklentilerinin görece sabit kalmasına sebep oluyor. Çünkü, ikinci el araç fiyatları şu an da süregelen çip krizinden kaynaklı olarak yüksektir. İki yıl önce olduğu gibi bugün de araba ve çip üretmeyi biliyoruz, dolayısıyla bu fiyatların düşeceğine ve deflasyona yol açacağına inanmak için her türlü neden var.

Ayrıca, günümüz enflasyonunun büyük bir bölümünün çip kıtlığı ve petrol kartellerinin davranışları gibi küresel sorunlardan kaynaklandığı düşünülürse, enflasyonu ABD’deki aşırı mali desteğe bağlamak büyük bir abartı olur. ABD kendi başına hareket ederek küresel fiyatlar üzerinde sadece sınırlı bir etkiye sahip olabilir. Evet, ABD’nin enflasyonu Avrupa’dan biraz daha yüksek; ama aynı zamanda ABD daha güçlü bir büyüme yaşadı.

Salgın, ekonomilerin dayanıklılığında eksiklikler olduğunu ortaya çıkardı

Piyasa ekonomileri, tamamen kapanma ve ardından yeniden başlatma gibi büyük değişikliklere çok iyi uyum sağlayamazlar. Bu zorlu süreç, özellikle maaş skalasının en altında olanlar başta olmak üzere, onlarca yıllık işçi açığının ardından geldi. Bu yüzden ABD’nin, “Büyük İstifa” yaşaması şaşırtıcı değil. İşçiler daha iyi fırsatlar aramak için işlerini bırakmaktadır. Emek arzında ortaya çıkan azalma ücret artışlarına dönüşürse, onlarca yıllık zayıf reel (enflasyona göre düzeltilmiş) ücret artışını düzeltmeye başlayacaktır. Ücretler her yükselmeye başladığında talebi kısmak için acele etmek, işçilerin maaşlarının zaman içinde düşmesini sağlamanın kesin bir yoludur. ABD Federal Rezervi şimdi yeni bir politika duruşu düşünürken, bu talebi kısmaya çalışmamalıdır.

Büyük İstifa’dan nasıl bir şey çıkacağından emin değiliz. Daha önce böyle bir şey yaşamadığımız için işçilerin nasıl taleplerde bulunacağından emin olamayız. Böyle bir süreçte gelir skalasının en altında kalan işçilerin kızacağı çok şey olduğu açıktır. Kenarda kalan birçok işçi, nakit rezervleri tükendiğinde çalışmaya geri dönmek zorunda kalabilir; ancak hoşnutsuzlarsa, bu, verimlilik rakamlarında da ortaya çıkabilir.

Faiz oranlarında genel olarak büyük bir artış, hastalıktan daha kötü bir tedavidir

Şu kadarını biliyoruz: Faiz oranlarında genel olarak büyük bir artış, hastalıktan daha kötü bir tedavidir. Talebi düşürerek ve işsizliği artırarak arz yönlü bir soruna saldırmamalıyız. Bu, yeterince ileri götürülürse enflasyonu azaltabilir, ancak aynı zamanda insanların hayatlarını da mahvedecektir.

Bunun yerine ihtiyacımız olan şey, arz darboğazlarının önündeki engelleri kaldırmayı ve insanların bugünün gerçekleriyle yüzleşmesine yardımcı olmayı amaçlayan hedefli yapısal ve mali politikalardır. Örneğin, yardıma muhtaçlar için gıda yardımları gıda fiyatına endekslenmeli ve enerji (yakıt) sübvansiyonları da enerji fiyatına endekslenmelidir. Düşük ve orta gelirli haneler için bir kerelik “enflasyon ayarlaması” vergisi indirimi getirilmelidir.

Buradaki finansman ihtiyacı da petrol, teknoloji ve ilaç tekellerinin doğru vergilendirilmesi ile elde edilebilir.


Söz konusu yazı Dünya Bankası’nın (1997-2000) eski baş ekonomisti, Columbia Üniversitesi’nde profesör olan Joseph E. Stiglitz tarafından Project-syndicate için kaleme alınmıştır. 

 

Türkiye treylerde Almanya’dan sonra en fazla üreten ülke

10 Şubat 2022 in Genel

TREDER Genel Sekreteri Göktan Güçlü moderatörlüğünde yapılan panelde, Türkiye’nin treylerde Almanya’dan sonra en fazla üreten ülke olduğu ve hızla zirve koşusunu sürdürdüğü belirtildi. Treyler kullanarak yapılan taşımalar ise 80 milyar dolara ulaştı.

Gerçekleştirilen panelde, Koluman Otomotiv Başkanı Kaan Saltık, yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

“Pandemi döneminde karayolu taşımacılığının kaybı dünyada 1 trilyon doları buldu. Karayolu taşımacılığının önemi arttı. Yakın bölgeler yeni tedarik anlayışında öne çıktı. Avrupa’ya olan ihracatımızın yüzde 45’ini treylerle yaptık. 80 milyar dolarlık ihracat treylerlerle taşınıyor. Geçtiğimiz yıl 24 bin 500 adet treyler satışı yapıldı. Türkiye’de treyler üreticisi 200 firma var ve en büyük 30 firma TREDER çatısı altında.”

Nevpa Genel Müdürü Mehmet Ortaç şu değerlendirmelere yer verdi:

Treylerin yüzde 98’ini ülkemizde yapabiliyorduk. Yeni gelişmeler ve kurallar devreye girince bu oran yüzde 50’ye düştü. Treylerde yeni üretim hedefi 70 bin oldu ve bu bizi heyecanlandırıyor. Türkiye’de fren sisteminde yerli üretici olmadığı için elektronik fren sisteminde sorun yaşıyoruz. Yerli bir üreteci olsaydı bu tedarik zinciri sorununda bini konuşmuyor olacaktık. Treyler üretim sayısı arttıkça, yabancı yatırımcılar da Türkiye’ye yatırım yapmaya başladılar. Bu adetlere ulaşılmasında bu firmaların desteği oldu.”

Kadesan Group Genel Müdürü Murat Gençoğlu, Güçlü Tedarik Zinciri için Neler Yapabiliriz konulu sunumunda yol gösterici bilgiler verdi:

Üretim kapasitemizi yüzde 30 artırdık. 2020 yılının ilk çeyreğinde 33 milyon dolarlık yatırım yaparak kayar perde kapasitemizi 14 bine çıkardık. 25 yıldır satışını yaptığımız Adelco ile bazı ürünlerin Türkiye’de üretim kararını alındık. Yerli üreticilerin Avrupa’daki üreticilerle ortaklıklar yaparak Türkiye’deki treyler üretimini fırsata çevirmesi gerekiyor. Üretimimizin yüzde 60’ını yurtdışına yapıyoruz. Türkiye’deki artan maliyetlerin önüne geçebilmek için kendi alanımızda branda üretiminde tamamen otomasyona geçiyoruz. 9 dakikada bir treyler brandası üreteceğiz.”

İntermobil Genel Müdürü Rıfat Perehya, Küresel Tedarik Sorunlarının Türkiye’ye Yansımalarını değerlendirdiği bir konuşma yaptı:

“Hem Türkiye, hem de Avrupa treyler üretiminde büyük bir artış gerçekleşti. 40 bin treyler üretimi gerçekleştirerek 2021 yılında zirveye ulaştık. Gösterdiğimiz esneklik, özel tasarımlar, rekabetçi maliyetlerle Avrupa pazarında önemli bir yer tuttuk. Yan sanayi gücümüzle de Avrupa’nın treyler üssü olduk, oluyoruz. Son 1.5 yıldır küresel bir tedarik zinciri sorunu yaşıyoruz. Pandemi ile birlikte 2-3 aylık bir belirsizlik yaşadık. Eylül 2021 itibariyle normale döndük. Müşterilerimizle yeni ürünler, yeni konseptler konuşuyorduk. 1.5 yıldır sadece tedarik sorunu konuşuyoruz. Öncelikle sorunun başlangıcını çok iyi tespit etmek gerekir. 2021 yaz aylarında talep arttı, bunu göremedik ve stoklarla karşılayarak devamlılığı sağlayabildik. Ama başka halkalarda da sorunlar yaşanınca bazı halkalar koptu. Üretebilmek için tesis, hammadde ve insan kaynağıyla taşımaya ihtiyaç var. Önce ürünlerimize konteyner bulamadık, sonra bulduk fiyatlar 3-4 katına çıktı. Ardından yarı iletken çip problemi geldi. Daha sonra Çin’in magnezyum ihracatını kısmasının ardından alüminyum sorunu yaşadık. Bugüne kadar hiç kimsenin görmediği bir süreci geçirdik. Benim görüşüm 2022 de çok kolay bir yıl olmayacak. Önümüzdeki 3 ay çok zor geçecek. 2023 yılının birinci ile ikinci çeyreğine kadar sorunlar devam edecek. 2023 yılının üçüncü çeyreğinde de talebin normale dönmesini bekliyoruz.”

 

Kaynak: https://www.lojiport.com/40-bin-treyler-urettik-ihracatta-1-milyar-dolara-kosuyoruz-112332h.htm

Japonya Elindeki Fazla Gazı Avrupa’ya Göndermeyi Planlıyor

10 Şubat 2022 in Genel

Japonya Ticaret Bakanı Koiçi Hagiuda, Avrupa’ya ellerindeki sıvılaştırılmış doğalgazın bir kısmını göndermeyi teklif etti. Daha önce de  Avustralya Doğal Kaynaklar ve Su Kaynakları Bakanı Keith Pitt, Avrupa’ya sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ihraç etmeye hazır olduklarını söylemişti.

Özel Japon şirketlerinin çok sayıda sevkiyatı Avrupa’ya yönlendirmekte olduğunu kaydeden Hagiuda, sevkiyat miktarı konusunda bilgi vermedi.

Gazetecilere konuşan Hagiuda, “Mart ayında Avrupa’ya daha fazla gemi gönderilecek” dedi ama önceliğin Japonya içindeki taleplerin karşılanmasına verileceğini de vurguladı.

Hagiuda, Japonya’nın yaşadığı nüükleer santral kazası ve tsunami felaketinin ardından ilk olarak ABD’nin ve AB ülkelerinin kendilerine enerji ihtiyacını karşılamak için gaz göndererek “yardım eli uzattığını unutmadıklarını” söyledi.

Bloomberg daha önce AB ve Avrupa’nın, Ukrayna’da gerginliğin tırmanması durumunda Avrupa için Rusya’dan alınan gaza alternatif bulmaya çalıştığını yazmıştı. Haberde bu amaçla büyük ihracatçı ve ithalatçılarla görüşüldüğü belirtmişti.

Nikkei gazetesinin haberinde de, geçen yıla kıyasla yüzde 10 daha yüksek LNG stoğuna sahip Japonya’nın, Rusya ile Ukrayna arasında savaş çıkması durumunda elindeki gazın fazlasını Avrupa’ya göndermeyi planladığı aktarılmıştı.

2020 yılında yaklaşık 74.5 milyon ton LNG satın alan Japonya’nın bu alandaki ithalatta ilk sırada yer aldığı da basına yansıyan bilgiler arasında.

 

ABD’li şirketlerin yalnızca üretimi sürdürmek için beş günlük yarı iletken hammadde stokları var

9 Şubat 2022 in Genel

Yarı iletkenler endüstrisinde tedarik zincirlerinde daha fazla aksama meydana gelirse, üretimin tamamen durdurulması gerekecek.

ABD Ticaret Bakanlığı bir raporunda ABD’deki yarı iletken kıtlığı için tehlikeli durum tespiti yaptı.

ABD Ticaret Bakanı Gina Raimondo, “Yarı iletkenler endüstrisindeki tedarik zinciri çok değişken olmaya devam ediyor, bu nedenle Kongre’nin çip üretim finansmanını mümkün olan en kısa sürede onaylaması büyük önem taşıyor” dedi.

Üreticilerin mevcut kapasiteleri halihazırda tam olarak kullanıldığı ve talep son zamanlarda hızla arttığı için, tek bir çözüm olası gözüküyor: “Yerli fabrika altyapısı genişletilecek.”

Raimondo, ABD Başkanı Joe Biden’ın ABD yarı iletken endüstrisini canlandırmak için 52 milyar dolar sübvansiyon dağıtacağını açıklamasını memnuniyetle karşılıyor. Ve ekliyor, “Bunun sadece gerçekleşmesi değil, uygulandığı zaman da önemlidir. Bu fonu beklediğimiz her gün zaman kaybediyoruz. Ancak bu sorunu hızlı bir şekilde çözersek, iyi işler yaratabilir, ABD üretimini yeniden inşa edebilir ve önümüzdeki yıllarda kapımızın hemen önündeki tedarik zincirlerini güçlendirebiliriz.”

Söz konusu durum en az 6 ay daha devam edecek

Ticaret Departmanı geçtiğimiz Eylül ayında, yarı iletkenler sektöründeki 150’den fazla şirketle üretim ve stok yapıları hakkında anket yaptı. Şirketler tarafından sunulan geri bildirimler, artan küresel yarı iletken kıtlığındaki tehlikeli durumun boyutunu gözler önüne seriyor.

2019 yılında şirketlerin elinde 40 günlük stok bulunurken 2021’in son döneminde bu beş güne düştü. Aynı zamanda ilgili bilgisayar çiplerine olan talebin 2019’dan bu yana yüzde 20 arttığını gösterdi.

Yarı iletken endüstrisindeki arz ve talepteki aşırı dengesizlik en az altı ay daha böyle kalacak gibi gözüküyor. Otomotiv sektörü ve tıbbi cihaz üreticileri bu dengesizlikten en çok zarar gören sektörler olarak sınıflandırılıyor.

En büyük üreticilerden biri olan Intel, Ohio eyaletinde 20 milyar dolarlık bir yatırımla dünyanın en büyük çip üretim tesislerinden birini kurmayı planladığını açıkladı.

Güney Koreli Samsung şirketi de Kasım ayında Texas eyaletinde 17 milyar dolarlık bir bilgisayar çipi fabrikası inşa etmeyi hedeflediğini duyurmuştu.

Pressetext

ABD, kuantum bilgi işlem teknolojisinin Çinli kuruluşlara ihracatını yasaklıyor

9 Şubat 2022 in Genel

ABD Ticaret Bakanlığı, ABD firmalarının sekiz Çinli şirkete ve laboratuvara kuantum bilgisayar teknolojisi ihraç etmesini yasakladı.

Ticaret Bakanlığı, kuantum bilgisayarların hükümetin iletişim kanallarını kırabileceğini ve ABD ordusunun jetlerini ve denizaltılarını daha savunmasız hale getirebileceğini söylüyor.

Ticaret Bakanı Gina Raimondo yaptığı açıklamada , “Küresel ticaret, ulusal güvenlik risklerini değil, barışı, refahı ve iyi işleri desteklemelidir.” dedi.

Teknolojik olarak olgunlaşmamış olsalar da, kuantum bilgisayarlar yakın gelecekte geleneksel şifrelemeyi kırabilir. ABD hükümeti ayrıca “kuantum sonrası kriptografi” geliştirmek için aktif bir programa öncülük ediyor.

Kuantum bilgisayarlar, günümüzün telefonlarında, dizüstü bilgisayarlarında ve süper bilgisayarlarında bulunan geleneksel bilgisayar çiplerinden çok farklı türde bir hesaplama gerçekleştirmek için ultra küçük parçaların fiziğinden yararlanır. Bugün sadece küçük ölçeklerde çalışıyorlar, ciddi hesaplama hatalarına eğilimliler ve çalışmaları için aşırı soğuk koşullar gerekiyor. Ancak yakın zamanda hayatımızın birer parçası olacaklar.

Birçok ABD’li şirket, kuantum bilgisayarları geliştirmeye milyarlarca dolar yatırım yapıyor. Bu şirketler arasında Google, IBM, Microsoft, Honeywell, IonQ, Rigetti, D-Wave ve Intel de yer almakta.

Google Yönetim Kurulu Başkanı Sundar Pichai, Kasım ayında Çinli araştırmacıların kuantum hesaplama teknolojisi geliştirme yarışında Google ile bağlantılı olduğunu söylemişti.

CNET

Siber saldırılar, Rusya’nın askeri stratejisinin bir parçası

9 Şubat 2022 in Genel

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik siber saldırıları arttıkça, diğer ülkelerdeki etki riski de artıyor.

Son haftalarda, Rus hükümetinin Ukrayna’ya karşı bir siber saldırı başlattığına inanılıyor. Geçen ay, Rusya’nın istihbarat servisleriyle bağlantılı olan hacker grupları, onlarca Ukrayna hükümet sitesini tahrip eden ve “kork ve en kötüsünü bekle” şeklinde bir mesajla tehdit eden bir siber saldırıdan sorumlu tutulmuştu.

Bu gelişmeden sonra Microsoft, Ukrayna devlet kurumlarında onlarca bilgisayar ağı tespit ettiğini söyledi.
Siber güvenlik uzmanları, saldırıların, daha ciddi siber saldırıların habercisi olabileceğini söylüyor. Araştırmacılar, Rusya’nın askeri stratejisinin bir parçası olarak daha fazla siber saldırı kullanabileceğini söylüyor.

CrowdStrike istihbarattan sorumlu kıdemli başkan yardımcısı Adam Meyers, Ukrayna’ya yönelik mevcut siber saldırıların Rusya’nın siber yeteneklerini geliştirdiğini göstermesinin bir yolu olduğunu söylüyor.

Rusya’nın siber saldırılarla ilgili oyun planının, iki ülke arasında kaos yaratmak ve gerilimleri alevlendirmek olduğunu söylüyor. Meyers, “Ukrayna’da şu ana kadar gördüklerimize göre, Ukrayna Rusya için neredeyse bir deney laboratuvarı oldu” dedi.

NotPetya amaçlanan şeyi yaptı

Adam Meyers, 2017’de Ukrayna’daki bilgisayarları felç eden NotPetya saldırısına dikkat çekti. Kötü amaçlı yazılımlar, fidye yazılımlarının yaptığı gibi dosyaları kilitledi. Ancak uzmanlar bu saldırılarla asıl amacın para kazanmak olmadığını, verileri yok etmek olduğunu ifade ettiler.

NotPetya siber saldırısının amacı Ukrayna’da ortalığı kasıp kavurmaktı. Ayrıca FedEx, Merck, Cadbury ve AP Moller-Maersk gibi şirketleri kapattırarak ülkenin dışındaki hedeflere yayılmaktı.

Adam Meyers, Ukrayna’ya en son gerçekleştirilen WhisperGate olarak adlandırılan siber saldırının da para kazanmak yerine yıkıma odaklanmış gibi göründüğünü söyledi.

Siber saldırılar, Rusya Ukrayna’yı işgal etmeyi seçerse, ülkenin kullanabileceği birçok silah arasında daha geniş bir kampanyanın parçası olacaktır.

CNET

Kuantum bilgisayarlar günümüzün şifreli mesajlarını kırabilir

9 Şubat 2022 in Genel

Kuantum bilgisayarlar, yeterince geliştiklerinde özel iletişim verileri, şirket verileri, askeri sır gibi şifrelenmiş çoğu şeyi kırabilecekler.

Günümüzün kuantum bilgisayarları bunu yapmak için çok ilkel. Ancak şimdi sessizce toplanan veriler, birkaç yıl içinde daha güçlü kuantum bilgisayarlar var olduğunda oldukça hassas olacak.

Bilgi işlem endüstrisi bu potansiyel güvenlik açığının çok iyi farkında. IBM ve Thales gibi bazı şirketler, kuantum bilgisayarlardan etkilenmeyen yeni şifreleme algoritmaları oluşturma ve test etme çabası içerisine girdi. Bu şirketler, “kuantum sonrası kriptografi” denilen şey üzerinde çalışmakta.

Yakın gelecekte kuantum güvenli şifreleme teknolojisi, dizüstü bilgisayarlar, telefonlar, web tarayıcıları ve diğer ürünler aracılığıyla hayatımıza girecek.

Ancak kuantum güvenli şifreleme teknolojisinin yükünün çoğu, işletmelerin, hükümetlerin ve bulut bilişim hizmetlerinin omuzlarında. Bu durum, internet iletişimini IPv4’ten IPv6’ya yükseltmekle aynı düzeyde olan olağanüstü karmaşık bir değişiklik. Ancak yapılması gerekiyor. Çünkü verilerin hassaslaşması yalnızca bugünün iletişimlerini savunmasız bırakmakla kalmıyor, aynı zamanda dijital imzaları da kırarak bürokratik ve ticari işleyişi de tehdit ediyor.

Günümüzde kuantum bilişim, endüstrinin gözdesi haline geldi. Her sene gittkçe artan tutarda yatırım çekmektedir.

Google, 2029 yılına kadar pratik bir kuantum bilgisayar oluşturma hedefiyle yüzlerce kişiyi istihdam edeceğini ve yeni bir kuantum bilgi işlem merkezi açmayı planladığını açıkladı. Honeywell, IBM, Intel ve Microsoft gibi diğer teknoloji devleri, ilk güçlü kuantum bilgisayarları oluşturmak için yarışıyor. IonQ , PsiQuantum , Xanadu , Silicon Quantum Computing ve diğer girişimler de bu yarışın içerisinde.

ABD Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü (NIST), hızlı ve güvenilir olacak post-kuantum kriptografi algoritmalarını geliştirme çabalarına öncülük ediyor. NIST matematikçisi Dustin Moody, Mart ayındaki bir IBM kriptografi toplantısında , “Nihai versiyonun tamamen hazır olmasını ve 2024 civarında yayınlanmasını umuyoruz.” dedi.

CNET

DeFi konusunda tüm merak ettiklerinizi konuşuyoruz

7 Şubat 2022 in Genel

De-Fi (Merkeziyetsiz Finans) konusunda ülkemizdeki en önemli isimlerden biri olan Turan SERT, moderatörümüz Baki ER (DeFi Library) ve Veri Delisi’nin konuğu oldu.

5 Şubat Cumartesi saat 21:00 de Atilla Yeşilada ve ParaAnaliz’in youtube kanalında yayınlanan yayının linkine buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Enerji krizi ile Türkiye bir nevi küme düştü

7 Şubat 2022 in Genel

Türkiye’nin Seçilmiş 16 Küresel Endeksteki Yeri (2019-2021)

7 Şubat 2022 in Genel

Yukarıdaki grafikte 16 önemli küresel endeks yer almaktadır. Türkiye 16 adet endeksten 6 tanesinde dünya ortalamasının üstünde, 10 tanesinde ise dünya ortalamasının altında yer almaktadır.

Grafikte, sağa doğru hareket Türkiye’nin “endeks skorlarını artırması” anlamına gelirken; grafikte yukarı doğru hareket, Türkiye’nin dünya ortalamasının üstüne çıkması anlamına gelmektedir.

Dolayısıyla endeks değerlerinin ileri/kalkınmış ülkeler düzeyine çıkabilmesi grafiğin kuzeydoğusuna doğru hareket etmesi gerekmektedir.

Türkiye’nin dünya ortalamasının altında yer alan 10 adet endekste böyle bir hareketi yapması için “yapısal reformlar”ın ötesinde çok daha kapsamlı ve yaygın bir transformasyon sürecine girmesi gerekmektedir.

Türkiye’nin artık ihtiyacı olan şey, “Dijitalleşme”, “kurumların iyileştirilmesi” ve “yeşilleşme”.

Bu üç kavram büyük transformasyon sürecinin en önemli eksenlerini oluşturuyor.

Büyük transformasyonun nihai hedefi ise, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının sadece maddi refahını artırmak değil, kişi başına (üretim ve) tüketimin artırılmasının ötesinde, daha eşit, daha adil, daha demokratik, daha huzurlu ve daha mutlu bir ortamda yaşamlarını sağlayabilmek.

Aykut Kibritçioğlu söz konusu transformasyon sürecini ve bileşenlerini 5.Türkiye Sermaye Piyasaları Kongresinde anlatmıştır. Söz konusu programın yayın kaydına buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Yazı kaynağı: http://aykut.kibritcioglu.com/blog/2021/12/30/256/

 

Dünyanın En Hızlı İnternetine Sahip Ülkeler

4 Şubat 2022 in Genel

İnternet hız testi ölçüm platformu Speedtest, Aralık 2021 internet hızı raporunu yayınladı.

Yayınlanan veriler, dünya genelindeki sabit internet indirme ortalamasının 59,75 Mbps olduğunu gözler önüne seriyor.

En hızlı mobil internet sunan ülkeler:

Birleşik Arap Emirlikleri (138,38 Mbps)
Norveç (119,12)
Güney Kore (108,26 Mbps)
Çin (104,44 Mbps)
Katar (104,30 Mbps)
Hollanda (97,67 Mbps)
Suudi Arabistan (93,81 Mbps)
Bulgaristan (87,63 Mbps)
Danimarka (85,39 Mbps)
Kuveyt (85,38 Mbps)

En hızlı sabit internet sunan ülkeler:

Singapur (192,17 Mbps)
Şili (187,50 Mbps)
Tayland (175,93 Mbps)
Hong Kong (168,66 Mbps)
Monako (165,47 Mbps)
Danimarka (156,04 Mbps)
Çin (153,33 Mbps)
ABD (136,53 Mbps)
İspanya (130,86 Mbps)
Makao (126,42 Mbps)

Speedtest’in yayınladığı verilere göre Türkiye’deki mobil internet indirme hızı ortalaması, 31,43 Mbps. Bu da bizi, 138 ülke arasında 59. sıraya yerleştiriyor.

Telkotürk Genel Müdürü Emre Eskici’ye göre “Türkiye’de nüfusa göre sabit genişbant yaygınlık oranı %21,2 iken OECD ortalaması %33,2 seviyelerinde.”

 

 

 

Metaverse arsa satışlarında rekor artış: 500 milyon doları aştı

3 Şubat 2022 in Genel

Metaverse ile ilgili yeni raporlar ortaya çıktı. Raporların sonuçlarındaki ortak nokta ise Metaverse arsa satışlarının her geçen gün büyüyeceği oldu.

Raporlarda, Metaverse gayrimenkul satışlarının toplamda 500 milyon doları aştığı belirtilirken, 2022 yılında bu rakamın iki katına ulaşmasının beklendiği aktarıldı.

CNBC’nin haberinde, Metaverse gayrimenkul yatırımcısı ve danışmanlık firması Republic Realm’in CEO’su Janine Yorio, “Büyük riskler var ancak potansiyel olarak büyük kazançlar var.” dedi.

DÖRT ŞİRKET ÖNE ÇIKIYOR

Metaverse arsa satışında ise dört şirket öne çıkıyor.
Metaverse analistleri tarafından ‘Big Four’ (Dört büyük) olarak adlandırılan şirketler ise Sandbox, Decentraland, Cryptovoxels ve Somnium oldu.

1 MİLYAR DOLARI AŞACAK

MetaMetric Solutions tarafından yayınlanan çalışmada ise dört büyük Metaverse platformundaki arsa satışları 2021’de 501 milyon dolara ulaştı.

Metaverse veri sağlayıcısı, ocak ayındaki satışların 85 milyon doları aştığını söylerken, bu hızda devam etmesi durumunda satışların 2022’de yaklaşık 1 milyar dolara ulaşabileceğini tahmin ettiğini vurguladı.

FACEBOOK’UN META OLMASIYLA ATEŞLENDİ

Metaverse dünyasında arsa satışları 2021 yılının ikinci yarısı itibarıyla her geçen gün hızlanırken, satışlardaki son artış, Facebook’un 28 Ekim’de meta veriye odaklanmak için Meta olarak yeniden markalaştığını açıklamasıyla ateşlendi.

Yenişafak

Avusturya İstatistik Genel Müdürü Prof. Dr. Tobias Thomas: “Ulusal Veri Stratejisi Gerekli”

2 Şubat 2022 in Genel

Avusturya İstatistik Genel Müdürü Prof. Dr. Tobias Thomas, Avusturya’nın pandemi sürecinde sağlık, ekonomi ve veri alanlarındaki performansı hakkında açıklamalarda bulundu.

Thomas, “Ekonomi pandeminin başından bu yana birçok alanda toparlandı, ancak bazı sektörler hâlâ krizin etkilerini hissediyor” ifadelerini kullandı. 2020’nin ikinci çeyreğinde Avusturya’da GSYİH yüzde 13,5 düştü. Bu, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana bu ülkedeki en büyük GSYİH düşüşü.

Güncel duruma bakarsak Avusturya’da milli hasıla 2021’in üçüncü çeyreğinde kriz öncesi seviyenin üzerine çıktı. Ancak, Thomas, toparlanmanın tüm sektörlere yansımadığına dikkat çekiyor. Finans, enerji ve imalat gelişirken, diğer sektörler hala krizin etkilerinden zarar görüyor. Gastronomi ve turizm hala kötü etkileniyor.Thomas, “2019’dan bu yana Avusturya’da turizm, geceleme açısından neredeyse yarı yarıya azaldı” diyor.Ülkede 2021 yılında 79,6 milyon gece konaklama gerçekleşmişken; 2019’da bu sayı 152,7 milyon gece olmuştur.

Öte yandan işgücü piyasası toparlandı.

Thomas, “İstihdam kriz öncesi seviyenin üzerinde. İş teklifleri bile artan kalifiye işçi sıkıntısına işaret ediyor” diyor.

Thomas ülkedeki veri politikası hakkında “İyileştirmeler gerekiyor”dedi.

Thomas, “Şu an ulusal bir veri stratejisi geliştirmenin tam zamanı olacaktır,” diye vurguluyor.

Corona krizi, bilim insanlarını ve çalışmalarını odak noktasına getirdi ve kanıta dayalı akılcı politika yapma isteğini arttırdı.
Corona krizi, verilerin iyi kararlar almak için ne kadar önemli olduğunu göstermiştir. Avusturya’daki veri durumu için Thomas, “İyileştirmemiz gereken konular var ” diyor.

Thomas, ülkede erişilebilir veri eksikliği olduğunu ve farklı kurumlardan gelen tutarsız istatistiklerin olduğunu söylüyor.

Örnek olarak Thomas, 20 Nisan 2021’de Corona’dan iyileşen insan sayısını veriyor. Bir kuruma göre sayı 541.283 iken, Sağlık Bakanlığına göre ise iyileşen sayısı 560.492 olmuştur.

“Daha iyi verilerle sadece krizler daha iyi yönetilemez, aynı zamanda dayanıklılık da artırılabilir.”

Dijital devrim yeni olanaklar sunuyor, ancak daha fazla veri daha fazla bilgi anlamına gelmiyor. Gelecekte veri hazinesini daha iyi kullanabilmek için Thomas, ulusal bir veri stratejisinin geliştirilmesini tavsiye ediyor. AB’nin Avrupa veri stratejisini ve İngiltere ve İsviçre’deki ulusal veri stratejilerini örnek olarak veriyor.

Söz konusu toplantı videosuna buradan ulaşabilirsiniz: https://youtu.be/SNCGqzZsxuU

Pressetext

Almanya artan elektrik talebini nasıl karşılamalı?

30 Ocak 2022 in Genel

Almanya Sanayi Derneği (BDI) Başkanı Siegfried Russwurm’a göre, Almanya’nın artan elektrik talebi şu an için yenilenebilir enerjilerle karşılanamaz. Hükümet bu konuda gaza güvenmelidir.

Siegfried Russwurm, hükümeti gaz enerjisine daha fazla odaklanmaya çağırdı. “Güneş ışığı yeterli olmadığında ve rüzgar esmediğinde bile artan elektrik talebini karşılamamız gerekiyor.”

“Yeni bir gaz santralinin inşası, onay sürecini saymazsak beş yıl sürüyor. İlk siyasi öncelik, planlama ve izin süreçlerini hızlandırmak olmalıdır. Bürokrasi ile oyalanırsak, enerji geçişi başarısız olur.”

Yenilenebilir enerjilerin uygulanabilirliği hakkında şüpheler

BDI Başkanı, yenilenebilir enerjilerin uygulanabilirliği hakkında şüphelerini dile getirdi.

Endüstriyi yenilenebilir kaynaklara yönlendirmek şu aşamada pek mantıklı değil. Çünkü yeterince güvenilir sebep yok. “Enerji temini her milisaniye için kesintisiz olabilmelidir.” Güneş ışığı yeterli olmadığında ve rüzgar esmediğinde bile artan elektrik talebini karşılamamız gerekiyor. ”

Russwurm’a göre, “Almanya’nın 2030 yılına kadar yılda yaklaşık 100 milyar avro, yani toplamda 860 milyar avroluk iklim korumasına yatırım yapması gerekiyor. Devlet bu kadar büyük meblağları tek başına karşılayamaz.” Bu ancak özel yatırımlarla başarılı olabilir.” Bu konuda Almanya 2030’a kadar bir gün bile kaybetmemelidir.”

İlgili Haber: https://sosyal.paraanaliz.com/2022/01/29/finansal-piyasalarda-iklim-degisikligi/

Elektrik fiyatlarında indirim çağrısı

Sektör temsilcisi ayrıca elektrik fiyatlarında ciddi bir indirim yapılmasını savundu. “Şebeke ücretleri ve elektrik vergisi yükünde ciddi bir düzenlemeye ihtiyaç var. Bunlar önemli ölçüde azaltılmalıdır” dedi.

Russwurm, Almanya’daki özel haneler ve sanayinin “dünyadaki en yüksek elektrik fiyatlarından birini” ödemesini eleştirdi. “İnsanları elektrifikasyona geçmeye motive etmek istiyorsak, elektrik fiyatı pahalı olmamalıdır.” Kilovat saat başına dört sentlik bir elektrik fiyatını mantıklı olarak nitelendirdi.

İlgili Haber: https://sosyal.paraanaliz.com/2022/01/15/almanyada-38-enerji-tedarikcisinden-tedariki-durdurma-karari/

EpochTimes

2021’de, Dış Ticaretin Büyük Bölümü Deniz Taşımacılığıyla Yapıldı

30 Ocak 2022 in Genel

Türkiye’nin 2021’de yaptığı 225,4 milyar dolarlık ihracatın 133 milyar 961 milyon doları (%59), 271,4 milyar dolarlık ithalatın da 157 milyar 434 milyon doları (%57) deniz yoluyla yapıldı.

Ticaret Bakanlığı verilerine göre, 2021 yılında 225 milyar 368 milyon dolarlık ihracat, 271 milyar 355 milyon dolarlık ithalat yapıldı.

Deniz yolu ile yapılan ihracatın toplam ihracattaki payı yüzde 59,4 olarak gerçekleşti. Bunu 68 milyar 657 milyon dolarla kara yolu, 18 milyar 705 milyon dolarla hava yolu, 2 milyar 388 milyon dolarla diğer taşıma yolları ve 1 milyar 656 milyon dolarla demir yolu izledi.

Söz konusu yılda kara yolu ile yapılan ihracatın toplam ihracattaki payı yüzde 30,5, hava yolunun payı yüzde 8,3, diğer taşıma yollarının payı yüzde 1,1 ve demir yolunun payı 0,7 olarak kayıtlara geçti.

İTHALATTA DA DENİZ YOLU BAŞI ÇEKTİ

Gerçekleştirilen ithalatın 157 milyar 434 milyon doları deniz yolu, 48 milyar 967 milyon doları kara yolu, 35 milyar 975 milyon doları diğer taşıma araçları, 26 milyar 88 milyon doları hava yolu ve 2 milyar 891 milyon doları ise demir yoluyla yapıldı.

Geçen yıl, ithalatta kara yolunun payı yüzde 18, diğer taşıma yollarının payı yüzde 13,3, hava yolunun payı yüzde 9,6, demir yolunun payı ise 1,1 oldu.

ViraHaber

Şubat Ayı Piyasa Görünümü

29 Ocak 2022 in Genel

Geçtiğimiz hafta hisse senetleri için zorlu bir haftaydı. Başta büyük teknoloji şirketleri olmak üzere geçen yılın en iyileri 2022 yılına kötü başladı. Özellikle teknoloji sektöründe kayıplar önemli oldu. Nasdaq yılın başından bu yana %12 değer kaybetti.

FED ‘in faiz artırımı beklentisi bu süreçte belirleyici oldu. Ancak açıklanan zayıf finansal raporların, ekonomik rakamların ve özellikle Ukrayna’daki siyasi risklerin neden olduğu birçok belirsizlik de bu süreçte önemli rol oynuyor.

Piyasa, geçtiğimiz ay artan enerji fiyatları, enflasyon ve durgunluk yönündeki eğilimleri, artan Omicron vaka sayısını ve hayal kırıklığı tarayan birçok sonucu göz ardı etmeye hazırdı. Ancak mevcut belirsiz durum olumsuz duyguların artmasına yol açıyor. Grafiklerle sürece bir göz atalım:

1. Yatırımcı sentimenti tarihi diplerde: Mart 2020, 2007 finansal krizi seviyelerinde.

2. Nasdaq’da 52 haftalık zirve seviyesinden %50 ve daha fazla düşüş gösteren hisse sayısı %40’ın üzerinde. Bu oran Mart 2020, 2007 finansal krizi ve 2000 teknoloji balonu seviyelerinde. Ayrıca ABD hisse senedi piyasasında endeksin ulaştığı tarihi zirvelere sınırlı sayıda menkul kıymetin eşlik ettiğini eklemeliyiz. 2021 Nisan ortasında, S&P 500 4200 civarında seyrederken, hisselerinin %97’si 200 günlük hareketli ortalamanın üzerinde işlem görüyordu. Aralık 2021’in başında bu oran %54 bandına düşmüştür.

3. Amerikan Bireysel Yatırımcılar Birliği üyelerinin cevaplamış olduğu ankete göre yatırımcı sentimenti 2013 yılından bu yana en düşük seviyede.

4. Renaissance Macro Research‘ün araştırmasına göre Bull/Bear rasyosu %10 seviyesinin aşağısındadır.

Gerçekleşen bu düzeltme konsolidasyon sürecine dair örüntüler barındırmakla birlikte küresel ölçekte artan riskler ve para politikasındaki rota değişikliği bu düzeltmenin daha büyük bir düşüşün başlangıcı olabileceğine dair potansiyel de barındırmaktadır.

Sürecin nereye evrileceği önümüzdeki zamanlarda gözlemlenecektir.

 

Finansal Piyasalarda İklim Değişikliği

29 Ocak 2022 in Genel

ESG tahvil ihracı önümüzdeki yıllarda artacak

Pictet Asset Management ve Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) tarafından yayınlanan yeni bir araştırmaya göre, küresel ESG etiketli tahvil ihracı 2025 yılına kadar her yıl 4,5 trilyon dolar civarında gerçekleşebilir. Şimdiye kadar çevre, sosyal ve yönetişim (ESG) kriterlerine göre yapılan yatırımlar ağırlıklı olarak hisse senedi yatırımcıları tarafından yapılmıştır. Ancak küresel ısınmayı sınırlamak için her yıl gereken sermaye yaklaşık 4 trilyon dolar civarına ulaşmıştır. Bu nedenle tahvil yatırımcılarının katkısı giderek daha fazla bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır.

Tahvil piyasalarında hazırlanmakta olan sessiz devrim, önümüzdeki 5-10 sene içerisinde kendisini gösterecektir. Bunun için birçok sebep mevcut. Asgari, sosyal ve çevresel kriterleri dikkate alan uzun vadeli menkul kıymetlerin payı ve bu piyasayı oluşturan enstrümanların çeşitliliği son yıllarda hızla artmaktadır. “Yeşil tahviller” ve sürdürülebilir kalkınmaya bağlı borçlanma araçları sadece birkaç örnektir.

Tahvil piyasasının bu dönüşümü yatırımcılar için ise yeni ufuklar ve yeni zorluklar anlamına geliyor. Çünkü artık hem finansal hem de iklim değişikliğini sınırlamak, biyolojik çeşitliliği korumak ve eşitsizlikleri azaltmak gibi finansal olmayan sonuçları hedefleyen tahvil portföyleri oluşturmak gerekiyor. ESG tahvilleri karmaşık araçlardır. Bu nedenle, maliyetli olabilen geleneksel tahvillerden daha derinlemesine analiz gerektirirler. Ayrıca, bu menkul kıymetler, yatırımcıların tercih ettiği portföy oluşturma modellerine kolayca uymamaktadır.

Sürdürülebilirlikle ilgili borçlanmanın gelişmekte olan ülkelerin borçlanma ve kredi piyasalarında da giderek daha fazla öne çıkması bekleniyor. Pictet/IIF çalışmasına göre, gelişmekte olan piyasalarda ESG tahvil ihracı hacminin her sene giderek artması bekleniyor. 2020’de yılda 50 milyar dolar olan ihraç miktarının 2023’te 360 ​​milyar dolara ulaşması öngörülüyor.

2030 yılına kadar Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine (SKH) ulaşılmasında ESG tahvil piyasası gibi piyasaların katkısı önemli olacaktır. Gelişmekte olan ülkelerin ihtiyaçları ile yatırım açısından aldıkları pay arasındaki farkın yılda 2,5 trilyon dolar kadar olduğu tahmin edilmektedir. 2020’de, gelişmekte olan ülkelerde gerçekleştirilen iklimle ilgili 82 milyar dolar değerindeki yatırımların miktarı, bu ülkelere yapılan sınır ötesi sermaye akışının %8’inden azını temsil etmiştir. Bu nedenle, gerçekten sorumlu bir tahvil piyasasının varlığı, gelişmekte olan piyasalardaki egemen kuruluşların ve şirketlerin ihtiyaç duydukları fonları artırmalarına izin vereceğinden, ESG tahvillerinin yükselişi oyunun kurallarını değiştirebilir.

Konuyla ilgili Pictet Asset Management’dan Raymond Sagayam: “ESG etiketli tahviller, bir süredir takip ettiğimiz bir pazar segmentidir. IFF ve Pictet Asset Management’ın yatırım ekipleri tarafından yürütülen çalışma, tahvil piyasalarında sessiz bir devrimin meydana geldiğine olan inancımızı doğruluyor. Yatırımcılara, çevreye ve bir bütün olarak topluma fayda sağlayacak bir devrim.” ifadelerini kullanmıştır.

IIR Genel Müdürü ve Sürdürülebilir Finans Başkanı Sonja Gibbs ise: “2025 yılına kadar, tahsisi yeşil ve ESG yatırımlarına güçlü bir şekilde yer vermeyen çok az portföy kalacak. 2050 yılına kadar ise dünyanın dört bir yanındaki hükümetler ve firmalar karbon nötrlüğü hedeflerine ulaşmak için çabalayacaktır. Bu yüzden sürdürülebilir tahvil piyasalarına gerçekten güvenebiliriz” ifadelerini kullanmıştır.

Allnews

Demirbank neden battı?

29 Ocak 2022 in Genel

Moderatörlerimiz Cüneyt Akman ve VeriDelisi’nin konuğu bu hafta Twitter’dan da yakından tanıdığınız yeni trader eski dealer Barış Sözen. Demir Bank batarken durumu ekranından canlı izleyen Barış Sözen o günleri anlatacak.

29 Ocak saat 21:00 bizlerle Paraanaliz ve Atilla Yeşilada Youtube kanalları üzerinden ulaşabilirsiniz. Hatırlatıcıyı aktive etmeyi unutmayın.

YouTube Kaydı: https://www.youtube.com/watch?v=1TATLE21gRY

Gelişmekte olan ülkeler neden bağımsız para politikası uygulamaz?

27 Ocak 2022 in Genel

Paraanaliz ve Atillla Yeşilada’nın YouTube kanalında gerçekleştirilen ekonomi ve finans sohbetlerinin altıncısına bağımsız araştırmacı Sabri Öncü konuk oldu. Baki Demirel’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen programın konusu “Gelişmekte olan ülkeler neden bağımsız para politikası uygulamaz?” oldu. İlgili kayda aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

YouTube Yayın Kaydı: https://youtu.be/NkEewzIMYxM

 

Araç çubuğuna atla