SosyalParaAnaliz

Almanya artan elektrik talebini nasıl karşılamalı?

30 Ocak 2022 in Genel

Almanya Sanayi Derneği (BDI) Başkanı Siegfried Russwurm’a göre, Almanya’nın artan elektrik talebi şu an için yenilenebilir enerjilerle karşılanamaz. Hükümet bu konuda gaza güvenmelidir.

Siegfried Russwurm, hükümeti gaz enerjisine daha fazla odaklanmaya çağırdı. “Güneş ışığı yeterli olmadığında ve rüzgar esmediğinde bile artan elektrik talebini karşılamamız gerekiyor.”

“Yeni bir gaz santralinin inşası, onay sürecini saymazsak beş yıl sürüyor. İlk siyasi öncelik, planlama ve izin süreçlerini hızlandırmak olmalıdır. Bürokrasi ile oyalanırsak, enerji geçişi başarısız olur.”

Yenilenebilir enerjilerin uygulanabilirliği hakkında şüpheler

BDI Başkanı, yenilenebilir enerjilerin uygulanabilirliği hakkında şüphelerini dile getirdi.

Endüstriyi yenilenebilir kaynaklara yönlendirmek şu aşamada pek mantıklı değil. Çünkü yeterince güvenilir sebep yok. “Enerji temini her milisaniye için kesintisiz olabilmelidir.” Güneş ışığı yeterli olmadığında ve rüzgar esmediğinde bile artan elektrik talebini karşılamamız gerekiyor. ”

Russwurm’a göre, “Almanya’nın 2030 yılına kadar yılda yaklaşık 100 milyar avro, yani toplamda 860 milyar avroluk iklim korumasına yatırım yapması gerekiyor. Devlet bu kadar büyük meblağları tek başına karşılayamaz.” Bu ancak özel yatırımlarla başarılı olabilir.” Bu konuda Almanya 2030’a kadar bir gün bile kaybetmemelidir.”

İlgili Haber: https://sosyal.paraanaliz.com/2022/01/29/finansal-piyasalarda-iklim-degisikligi/

Elektrik fiyatlarında indirim çağrısı

Sektör temsilcisi ayrıca elektrik fiyatlarında ciddi bir indirim yapılmasını savundu. “Şebeke ücretleri ve elektrik vergisi yükünde ciddi bir düzenlemeye ihtiyaç var. Bunlar önemli ölçüde azaltılmalıdır” dedi.

Russwurm, Almanya’daki özel haneler ve sanayinin “dünyadaki en yüksek elektrik fiyatlarından birini” ödemesini eleştirdi. “İnsanları elektrifikasyona geçmeye motive etmek istiyorsak, elektrik fiyatı pahalı olmamalıdır.” Kilovat saat başına dört sentlik bir elektrik fiyatını mantıklı olarak nitelendirdi.

İlgili Haber: https://sosyal.paraanaliz.com/2022/01/15/almanyada-38-enerji-tedarikcisinden-tedariki-durdurma-karari/

EpochTimes

2021’de, Dış Ticaretin Büyük Bölümü Deniz Taşımacılığıyla Yapıldı

30 Ocak 2022 in Genel

Türkiye’nin 2021’de yaptığı 225,4 milyar dolarlık ihracatın 133 milyar 961 milyon doları (%59), 271,4 milyar dolarlık ithalatın da 157 milyar 434 milyon doları (%57) deniz yoluyla yapıldı.

Ticaret Bakanlığı verilerine göre, 2021 yılında 225 milyar 368 milyon dolarlık ihracat, 271 milyar 355 milyon dolarlık ithalat yapıldı.

Deniz yolu ile yapılan ihracatın toplam ihracattaki payı yüzde 59,4 olarak gerçekleşti. Bunu 68 milyar 657 milyon dolarla kara yolu, 18 milyar 705 milyon dolarla hava yolu, 2 milyar 388 milyon dolarla diğer taşıma yolları ve 1 milyar 656 milyon dolarla demir yolu izledi.

Söz konusu yılda kara yolu ile yapılan ihracatın toplam ihracattaki payı yüzde 30,5, hava yolunun payı yüzde 8,3, diğer taşıma yollarının payı yüzde 1,1 ve demir yolunun payı 0,7 olarak kayıtlara geçti.

İTHALATTA DA DENİZ YOLU BAŞI ÇEKTİ

Gerçekleştirilen ithalatın 157 milyar 434 milyon doları deniz yolu, 48 milyar 967 milyon doları kara yolu, 35 milyar 975 milyon doları diğer taşıma araçları, 26 milyar 88 milyon doları hava yolu ve 2 milyar 891 milyon doları ise demir yoluyla yapıldı.

Geçen yıl, ithalatta kara yolunun payı yüzde 18, diğer taşıma yollarının payı yüzde 13,3, hava yolunun payı yüzde 9,6, demir yolunun payı ise 1,1 oldu.

ViraHaber

Şubat Ayı Piyasa Görünümü

29 Ocak 2022 in Genel

Geçtiğimiz hafta hisse senetleri için zorlu bir haftaydı. Başta büyük teknoloji şirketleri olmak üzere geçen yılın en iyileri 2022 yılına kötü başladı. Özellikle teknoloji sektöründe kayıplar önemli oldu. Nasdaq yılın başından bu yana %12 değer kaybetti.

FED ‘in faiz artırımı beklentisi bu süreçte belirleyici oldu. Ancak açıklanan zayıf finansal raporların, ekonomik rakamların ve özellikle Ukrayna’daki siyasi risklerin neden olduğu birçok belirsizlik de bu süreçte önemli rol oynuyor.

Piyasa, geçtiğimiz ay artan enerji fiyatları, enflasyon ve durgunluk yönündeki eğilimleri, artan Omicron vaka sayısını ve hayal kırıklığı tarayan birçok sonucu göz ardı etmeye hazırdı. Ancak mevcut belirsiz durum olumsuz duyguların artmasına yol açıyor. Grafiklerle sürece bir göz atalım:

1. Yatırımcı sentimenti tarihi diplerde: Mart 2020, 2007 finansal krizi seviyelerinde.

2. Nasdaq’da 52 haftalık zirve seviyesinden %50 ve daha fazla düşüş gösteren hisse sayısı %40’ın üzerinde. Bu oran Mart 2020, 2007 finansal krizi ve 2000 teknoloji balonu seviyelerinde. Ayrıca ABD hisse senedi piyasasında endeksin ulaştığı tarihi zirvelere sınırlı sayıda menkul kıymetin eşlik ettiğini eklemeliyiz. 2021 Nisan ortasında, S&P 500 4200 civarında seyrederken, hisselerinin %97’si 200 günlük hareketli ortalamanın üzerinde işlem görüyordu. Aralık 2021’in başında bu oran %54 bandına düşmüştür.

3. Amerikan Bireysel Yatırımcılar Birliği üyelerinin cevaplamış olduğu ankete göre yatırımcı sentimenti 2013 yılından bu yana en düşük seviyede.

4. Renaissance Macro Research‘ün araştırmasına göre Bull/Bear rasyosu %10 seviyesinin aşağısındadır.

Gerçekleşen bu düzeltme konsolidasyon sürecine dair örüntüler barındırmakla birlikte küresel ölçekte artan riskler ve para politikasındaki rota değişikliği bu düzeltmenin daha büyük bir düşüşün başlangıcı olabileceğine dair potansiyel de barındırmaktadır.

Sürecin nereye evrileceği önümüzdeki zamanlarda gözlemlenecektir.

 

Finansal Piyasalarda İklim Değişikliği

29 Ocak 2022 in Genel

ESG tahvil ihracı önümüzdeki yıllarda artacak

Pictet Asset Management ve Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) tarafından yayınlanan yeni bir araştırmaya göre, küresel ESG etiketli tahvil ihracı 2025 yılına kadar her yıl 4,5 trilyon dolar civarında gerçekleşebilir. Şimdiye kadar çevre, sosyal ve yönetişim (ESG) kriterlerine göre yapılan yatırımlar ağırlıklı olarak hisse senedi yatırımcıları tarafından yapılmıştır. Ancak küresel ısınmayı sınırlamak için her yıl gereken sermaye yaklaşık 4 trilyon dolar civarına ulaşmıştır. Bu nedenle tahvil yatırımcılarının katkısı giderek daha fazla bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır.

Tahvil piyasalarında hazırlanmakta olan sessiz devrim, önümüzdeki 5-10 sene içerisinde kendisini gösterecektir. Bunun için birçok sebep mevcut. Asgari, sosyal ve çevresel kriterleri dikkate alan uzun vadeli menkul kıymetlerin payı ve bu piyasayı oluşturan enstrümanların çeşitliliği son yıllarda hızla artmaktadır. “Yeşil tahviller” ve sürdürülebilir kalkınmaya bağlı borçlanma araçları sadece birkaç örnektir.

Tahvil piyasasının bu dönüşümü yatırımcılar için ise yeni ufuklar ve yeni zorluklar anlamına geliyor. Çünkü artık hem finansal hem de iklim değişikliğini sınırlamak, biyolojik çeşitliliği korumak ve eşitsizlikleri azaltmak gibi finansal olmayan sonuçları hedefleyen tahvil portföyleri oluşturmak gerekiyor. ESG tahvilleri karmaşık araçlardır. Bu nedenle, maliyetli olabilen geleneksel tahvillerden daha derinlemesine analiz gerektirirler. Ayrıca, bu menkul kıymetler, yatırımcıların tercih ettiği portföy oluşturma modellerine kolayca uymamaktadır.

Sürdürülebilirlikle ilgili borçlanmanın gelişmekte olan ülkelerin borçlanma ve kredi piyasalarında da giderek daha fazla öne çıkması bekleniyor. Pictet/IIF çalışmasına göre, gelişmekte olan piyasalarda ESG tahvil ihracı hacminin her sene giderek artması bekleniyor. 2020’de yılda 50 milyar dolar olan ihraç miktarının 2023’te 360 ​​milyar dolara ulaşması öngörülüyor.

2030 yılına kadar Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine (SKH) ulaşılmasında ESG tahvil piyasası gibi piyasaların katkısı önemli olacaktır. Gelişmekte olan ülkelerin ihtiyaçları ile yatırım açısından aldıkları pay arasındaki farkın yılda 2,5 trilyon dolar kadar olduğu tahmin edilmektedir. 2020’de, gelişmekte olan ülkelerde gerçekleştirilen iklimle ilgili 82 milyar dolar değerindeki yatırımların miktarı, bu ülkelere yapılan sınır ötesi sermaye akışının %8’inden azını temsil etmiştir. Bu nedenle, gerçekten sorumlu bir tahvil piyasasının varlığı, gelişmekte olan piyasalardaki egemen kuruluşların ve şirketlerin ihtiyaç duydukları fonları artırmalarına izin vereceğinden, ESG tahvillerinin yükselişi oyunun kurallarını değiştirebilir.

Konuyla ilgili Pictet Asset Management’dan Raymond Sagayam: “ESG etiketli tahviller, bir süredir takip ettiğimiz bir pazar segmentidir. IFF ve Pictet Asset Management’ın yatırım ekipleri tarafından yürütülen çalışma, tahvil piyasalarında sessiz bir devrimin meydana geldiğine olan inancımızı doğruluyor. Yatırımcılara, çevreye ve bir bütün olarak topluma fayda sağlayacak bir devrim.” ifadelerini kullanmıştır.

IIR Genel Müdürü ve Sürdürülebilir Finans Başkanı Sonja Gibbs ise: “2025 yılına kadar, tahsisi yeşil ve ESG yatırımlarına güçlü bir şekilde yer vermeyen çok az portföy kalacak. 2050 yılına kadar ise dünyanın dört bir yanındaki hükümetler ve firmalar karbon nötrlüğü hedeflerine ulaşmak için çabalayacaktır. Bu yüzden sürdürülebilir tahvil piyasalarına gerçekten güvenebiliriz” ifadelerini kullanmıştır.

Allnews

Demirbank neden battı?

29 Ocak 2022 in Genel

Moderatörlerimiz Cüneyt Akman ve VeriDelisi’nin konuğu bu hafta Twitter’dan da yakından tanıdığınız yeni trader eski dealer Barış Sözen. Demir Bank batarken durumu ekranından canlı izleyen Barış Sözen o günleri anlatacak.

29 Ocak saat 21:00 bizlerle Paraanaliz ve Atilla Yeşilada Youtube kanalları üzerinden ulaşabilirsiniz. Hatırlatıcıyı aktive etmeyi unutmayın.

YouTube Kaydı: https://www.youtube.com/watch?v=1TATLE21gRY

Gelişmekte olan ülkeler neden bağımsız para politikası uygulamaz?

27 Ocak 2022 in Genel

Paraanaliz ve Atillla Yeşilada’nın YouTube kanalında gerçekleştirilen ekonomi ve finans sohbetlerinin altıncısına bağımsız araştırmacı Sabri Öncü konuk oldu. Baki Demirel’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen programın konusu “Gelişmekte olan ülkeler neden bağımsız para politikası uygulamaz?” oldu. İlgili kayda aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

YouTube Yayın Kaydı: https://youtu.be/NkEewzIMYxM

 

Rusya’nın SWIFT’den Çıkarılması ve Avrupa’nın Enerji Arayışı

27 Ocak 2022 in Genel

Financial Times’ın haberine göre, Avrupa Merkez Bankası yetkilileri, Rusya’da varlığı bulunan bankalardan, Rusya’nın SWIFT’den ayrılması gibi bir senaryoda neler yapabileceklerine ilişkin rapor istedi.

Avrupa Merkez Bankası, Rusya’da temsil edilen yabancı yatırımlara “Moskova’nın Ukrayna’ya saldırması” durumunda söz konusu olacak uluslararası yaptırımlara hazırlanmaları konusunda uyarılarda bulundu. Gazeteye göre AMB, Deutsche Bank ve ING bankalarından Ukrayna ve Rusya Federasyonu’ndaki bağlantıları hakkında da bilgi istedi.

Bu gelişmelerden sonra Rusya’nın SWIFT sisteminden çıkarılması durumunda Avrupa bölgesine doğalgaz ihracatını durduracağı söylentileri konuşulmaya başlandı ancak Rus yetkilileri konuya ilişkin iddiaları yalanladı.

Bu süreçte Avrupa bölgesinde Rusya’nın doğalgazına ilişkin olarak alternatif arayışları sürüyor. Avustralya Doğal Kaynaklar ve Su Kaynakları Bakanı Keith Pitt, Rus doğalgazı tedarikinde bir azalma olması durumunda Avrupa’ya sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ihraç etmeye hazır olduklarını söyledi. Öte yandan Electrochaea GmbH gibi Avrupalı ​​şirketler, maden yataklarında yaşayan arkeleri ve tek hücreli organizmaları kullanarak yenilenebilir doğalgaz üretme gibi projeler üzerinde çalışıyor.

 

Kaynak: https://ria.ru/20220126/sanktsii-1769703437.html

TİDEx Profesyonel – Girişimcilik Ekosisteminde Yeni Gelişmeler & Denetim ve Altyapı Kurgusunun Önemi

26 Ocak 2022 in Genel

Türkiye İç Denetim Enstitüsü tarafından hazırlanan TİDEx Profesyonel söyleşilerinde bu ay Mazars danışmanlık ortakları Gökçen Müftüoğlu Çapa ve Ateş Sümbül ile “Girişimcilik Ekosisteminde Yeni Gelişmeler & Denetim ve Altyapı Kurgusunun Önemi” hakkında sohbet edilecek.

Söyleşinin moderatörlüğünü TİDE Önceki Dönem Yönetim Kurulu Başkan Vekili, Standard Profil İç Denetim Direktörü Mustafa Kemal Tapkan gerçekleştiriyor.

Söyleşinin konu başlıkları şu şekilde:

  • 2021 yılı girişimcilik ekosistemi açısından dünyada ve Türkiye’de başarılı bir yıl olurken 2022 yılı için neler öngörülüyor?
  • Regülasyonların değişmesi & sürdürülebilirlikle ilgili trendlerin artmasıyla denetim ve danışmanlık sektörünün önemi artarken, sektörün şirketler ve yatırımlar üzerindeki etkisi nasıl olacak?
  • 2022’deki bilgi teknolojileri trendleri neler olacak?

İlgili yayın 27 Ocak Perşembe günü saat 11:00’de YouTube üzerinden canlı olarak izlenebilecektir.

Canlı Yayın Kaydı: https://www.youtube.com/watch?v=DjZ28z01CkE

 

 

Dijitalleşen Güven ve Merkeziyetsiz Alternatif Arayışları

26 Ocak 2022 in Genel

Bu hafta VeriDelisi’nin moderatörlüğünde Paraanaliz ve Atilla Yeşilada’nın youtube kanalının konuğu Twitter’dan da yakından tanıdığınız Orhon Can Dağtekin @RHNCAN oldu.

@RHNCAN 21 Ocak saat 21:00’de Makroekonomide Dijitalleşen Güven ve Merkeziyetsiz Alternatif Arayışlar üzerine bir sunum gerçekleştirdi.

Ekonomik sistemde hem ulusal hem de uluslararası anlamda güvenin rolü ve etkisi gün geçtikçe daha çok önem kazanmakla birlikte, yaşanan krizler ve diğer olumsuz gelişmeler çeşitli tartışmalara yol açmıştır. Bu noktadaki en radikal eleştirilerden biri olarak nitelenebilecek kripto paralar, güvenin dijitalleşmesine ve blok zincir üzerinde biçim değiştirmesine olanak sağlamaktadır.

Sunduğu fırsatlar ve taşıdığı tehlikelerle birlikte güvenin evrimsel süreci bu programda tartışılmıştır.

İlgili yayının youtube kaydına aşağıdaki bağlantı aracılığıyla ulaşabilirsiniz.

Yayının YouTube Kaydı: https://www.youtube.com/watch?v=VGRk3zAzZdM&t=8s

Beyaz Saray Rusya’yı 2014’ten daha ağır yaptırımlarla tehdit etti

26 Ocak 2022 in Genel

Beyaz Saray, Ukrayna’daki durumun kötüleşmesi durumunda ABD’nin Rusya için uygulamaya koymayı planladığı mali kısıtlamaların 2014’ten daha zor olacağını söyledi.

ABD’li üst düzey bir yönetici yapmış olduğu açıklamada,
“2014’te şu anda düşündüklerimizden çok daha az şiddetli yaptırımlar getirdiğimizde, Rusya’daki yabancı sermaye rekor düzeyde çıkış yapmıştı. Rus rublesinde %50’ye varan değer kaybı, Rus Merkez Bankası rezervlerinin %25’inin rubleyi savunmak için kullanılmasına yol açmıştı.” ifadelerini kullandı.

Konuyla ilgili olarak, 24 Ocak Pazartesi günü Rus Merkez Bankasının, rublede görülen değer kaybını ve oynaklığı gidermek için Moskova saati ile 15.00’te dövize müdahalede bulunduğunu hatırlatmakta fayda var. Rus Rublesi yılbaşından bu yana yaklaşık %6 değer kaybı yaşadı.

Yetkili, para birimine müdahale dışında söz konusu olası yaptırımlar arasında, Devlet Başkanı Vladimir Putin’in orta vadedeki stratejisini ilgilendirecek yeni bir ihracat denetiminin de yer aldığını ekledi. Beyaz Saray, “İhracat kontrolleri, Rusya’nın ihtiyaç duyduğu ve basitçe bulamayacağı şeylerden Rusya’yı mahrum bırakacak” dedi. Yetkili, “Rusya’yı savunma, lazer, sensör, nakliye, yapay zeka, robotik gibi alanlarda kendi yüksek teknoloji emelleri için kritik öneme sahip ürünlerden mahrum etmekten bahsediyoruz” dedi.

Aynı zamanda, bir yanıt olması durumunda tedbirlerin güçlendirilebileceğini söyledi. Beyaz Saray, “Rusya gaz kaynaklarını silah olarak kullanmaya karar verirse, bu küresel ekonomi için ciddi sonuçlara yol açacaktır” ifadelerini kullandı.

Haber Kaynağı: https://ria.ru/20220125/sanktsii-1769472728.html

Kaptan Amerika

22 Ocak 2022 in Genel

Uzun yıllar boyunca, Avrupa hisse senetleri ABD hisse senetlerinin önemli ölçüde gerisinde kaldı. Peki bu durum bir trend olarak devam edecek mi?

Son 12 yılda, Amerikanın en büyük borsası S&P 500, Avrupa hisse senetlerine göre yılda %13, toplamda ise %315 daha fazla değer kazandı.

Grafik 1: 2010’dan bu yana S&P 500 performansı (USD) vs. Eurostoxx 600 (USD)

Bu performans farklılığı Amerika ve Avrupa hisse senetlerinin küresel endekslerdeki ağırlık düzeyinde de farklılıklara yol açtı. Yazının yazıldığı tarih itibarıyla, MSCI World Hisse Senedi endeksinde Avrupa hisse senetlerinin oranı %15 seviyelerindeyken Amerikan hisse senetlerinin oranı %70 seviyelerindedir.

ABD hisse senetlerinin hakimiyeti firma bazında değerleme miktarlarında da geçerlidir. Dünyadaki piyasa değeri en yüksek 10 firmanın 8’i Amerikalıdır. Ayrıca 4 Amerikan şirketinin (Apple, Microsoft, Google ve Amazon) her birinin piyasa değeri, Frankfurt borsasında işlem gören en büyük 40 Alman şirketini içeren DAX endeksinden daha yüksektir.

GSYİH’deki büyüme farkı tek başına borsa performansı farkını açıklayamaz.

İki bölge arasındaki getiri farklılığı değerlemeler üzerinde de etkilidir. F/K bazında, Avrupa hisse senetleri piyasası, ABD ile karşılaştırıldığında hiçbir zaman bu derece bir iskontoyla işlem görmemiştir.

Grafik 2: MSCI Avrupa F/K vs. MSCI ABD F/K

Ekonomik büyüme ve kâr farkı

Şirket karlarındaki artış, hisse senedi piyasaları için GSYİH büyümesinden daha belirleyici bir faktördür. Bu bağlamda, ABD şirketlerinin 2008’deki büyük mali krizden bu yana dünyanın geri kalanını açıkça geride bıraktığı açıktır.

Grafik 3: MSCI ABD önümüzdeki 12 ay için hisse başına kazançta beklenen büyüme (kaynak: IBES)

Sektör ağırlıklarının önemi

S&P 500’de teknoloji ve iletişim sektörlerinin ağırlığı bulunmaktadır. Avrupa için, Stoxx 600 endeksinde ise, sanayi ve finans sektörünün ağırlığı bulunmaktadır.

Grafik 4: S&P 500 ve Stoxx 600 arasındaki sektör ağırlıklandırmasındaki temel farklılıklar

Küresel büyümenin yavaşladığı 2010 ve 2019 yılları arasında teknoloji sektörü öne çıkmıştır. Teknoloji sektörü, son 10 yılda diğer sektörlere göre çok daha yüksek marjlarda kazançların elde edildiği bir sektör olmuştur. Özellikle pandemi zamanında (2020-2021) karantina döneminde, teknoloji ve iletişim sektörü çok iyi finansal performans kaydetmiştir.

ABD’deki iletişim hizmetleri sektörü, Facebook, Disney, Netflix ve Google gibi hızlı büyüyen İnternet/teknoloji türü şirketlerinin bir karışımı olarak büyümektedir. Avrupa bölgesinde ise iletişim hizmetleri sektörü büyüme oranları çok daha düşük olan geleneksel telekomünikasyon hizmet şirketleri (Vodafone, Deutsche Telekom vb.) ile büyümektedir.

Teknoloji sektörü dışında finans sektöründe de iki kıtanın şirketleri arasında önemli farklılıklar bulunmaktadır. Avrupa’da finans sektörü endekslerde Amerikaya göre daha fazla ağırlığa sahiptir. Bunun yanında Avrupadaki bankalar, faiz marjları üzerinde baskı oluşturan sıfır veya negatif faiz oranlı para politikalarından yıllardır zarar görmektedir. Kazançların istikrarsız oluşu ve teknoloji-iletişim şirketlerine kıyasla çok daha düşük özsermaye getirisi değerlemeleri üzerinde negatif bir görünüm oluşturmuştur. Buna ek olarak ilginç bir şekilde, 2008’deki büyük mali krizden bu yana Amerikan mali hisse senetleri Avrupa’daki benzerlerinden daha iyi performans göstermiştir.
Bunun nedenleri arasında, çeşitli Avrupa krizleri (2011 borç krizi, 2014’te Yunanistan ve Brexit) sayılabilir. Bu dönemde Amerikan bankalarının piyasa değeri Avrupa bankalarının yaklaşık 3 katına ulaşmıştır.

Kültürel farklılıklar

ABD ve AB arasındaki kültürel farklılıklar, iki endeks arasındaki performans eşitsizliğine katkıda bulunan bir başka faktördür.
En başta, Avrupa’daki sosyal politikalar (genel sağlık hizmetleri, ücretsiz eğitim, sübvansiyonlu çocuk bakım hizmeti, emeklilik sistemleri vb.) Amerika Birleşik Devletleri’ndekinden çok daha avantajlıdır. ABD’de vatandaşlar daha az “korunmuş” oldukları için, uzun vadede tasarruf etmeye ve 401k gibi araçlar aracılığıyla hisse senedi piyasalarına yatırım yapmaya teşvik edilmektedir. FED tarafından yapılan bir ankete göre, Amerikalı yetişkinlerin %50’si hisse senedine sahiptir ve hane başına ortalama 40.000 dolarlık menkul kıymet bulunmaktadır.

Vergi politikası düzeyinde bakacak olursak, Amerikan hane halkları hisselerini uzun vadeli tutmaya teşvik edilirken, Avrupa’da bireysel hissedarlar için vergi politikası özellikle teşvik edici değildir.
Bunun dışında bir başka özellik, finans ve yatırım konusunun popülerliğidir. Finans ve yatırım konusu Avrupalılardan çok Amerikan kültüründe kök salmıştır. Amerikalılar erken yaşlardan itibaren borsaların farkında olarak yetişmektedir. Amerika Birleşik Devletleri, Finans alanında uzmanlaşmış en iyi okullara ve en ünlü yatırım bankalarına ev sahipliği yapmaktadır.

Sam Amca’nın ülkesi en iyi yetenekleri ağırlıyor, tüm gezegenden sermaye çekiyor, cesaret ve başarıyı ödüllendiriyor.

Ayrıca, yüksek büyüme gösteren teknoloji gibi sektörlerin Amerikan endeksinde aşırı temsil edilmesinin, ülkede hüküm süren girişimcilik ve yenilikçilik kültüründen kaynaklandığını da belirtmeliyiz. Sam Amca’nın ülkesi en iyi yetenekleri ağırlıyor, tüm gezegenden sermaye çekiyor, cesaret ve başarıyı ödüllendiriyor. Son yıllarda gözlemlenen risk sermayesi patlaması, Amerikalılara ciddi şekilde fayda sağladı. Çok sayıda halka arz, yerli ve uluslararası yatırımcılar tarafından desteklenmiştir.
Son olarak, Amerika Birleşik Devletleri’nin Avrupa’da taklit edilmesi zor olan ölçek ekonomilerinden yararlandığını belirtmeliyiz. Amerika’nın federal bir devlet olması, ortak tek bir dile sahip olması ve farklı eyaletlerinde çok benzer düzenlemelerinin olması, şirketlerin hızlı ve verimli bir şekilde büyümelerini sağlamaktadır.

Peki ya bu trend terse döner mi?

Avrupa hisse senetleri her zaman ABD hisse senetlerinden daha düşük iskontolu olmamıştır.
Avrupa hisse senetleri 2000-2007 yılları arasında, 2009, 2012 ve 2017 yıllarında ABD endekslerine göre daha iyi performans gösterdiler. Bu performans genellikle küresel büyümedeki hızlanma aşamalarında meydana geldi. Avrupa’da ekonomik döngüye duyarlı enerji, finans, sanayi ve otomotiv gibi sektörlerdeki şirketlerin oranı ABD’ye göre daha yüksek olduğu için bu durumun yaşanması mantıklıdır.

1. Yüksek operasyonel kaldıraçları olan sabit maliyetleri yüksek enerji, finans, sanayi ve otomotiv sektörünün finansal performansı makroekonomik koşullara daha fazla duyarlıdır. Bu nedenle, küresel büyüme hızlanmaya devam ederse, Avrupa hisse senetleri ABD hisse senetlerinden daha iyi performans gösterme potansiyeline sahiptir.
2. ECB’nin para politikasının sıkılaştırılması, Avrupa tahvil getiri eğrisinin dikleşmesi için elverişli koşullar yaratacaktır ve bu da Avrupa bankalarına ve dolayısıyla Stoxx 600 endeksine fayda sağlayacaktır. Genel olarak, Avrupa hisse senetlerinin enflasyona ve faiz oranlarına karşı pozitif duyarlılığı ABD hisse senetlerinden daha yüksektir.
3. Avrupa, pandemi kısıtlamalarından dünyanın geri kalanından daha fazla etkilendi. Salgının sona ermesi, Avrupa’ya dünyanın geri kalanından daha fazla fayda sağlayabilir. Örneğin, yarı iletken sektörlerde yaşanan kıtlık, Stoxx 600 için ağırlık açısından önemli bir sektör olan otomotiv üretim hatlarını etkiledi.
4. Önümüzdeki birkaç yıl içinde, Avrupa Ekonomik İyileşme Fonu tarafından teşvik edilen GSYİH büyümesinin gerçekleşmesi ve bu büyümenin finansal hizmetler ve sanayiler gibi Stoxx 600’ün en fazla ağırlığa sahip olduğu sektörlere fayda sağlaması beklenmektedir.
5. ABD hisse senetleri rekorlar kırarken, Stoxx 600 endeksi için toplam kazançlar hala COVID öncesi seviyelere dönmemiştir.
6. Amerikan borsasının olağanüstü performansının büyük bir bölümünün, Google, Amazon, Facebook ve Apple gibi çok sınırlı sayıda hisse senedinden geldiği de akılda tutulmalıdır. Bu hisselerin keskin bir şekilde düzeltme yapacağı veya düşeceği bir senaryoda Avrupa endeksleri Amerikan hisse senetlerine kıyasla daha olumlu etkilebilir.

Sonuç olarak, uzun vadeli görüşümüz, uzun vadeli kazanç artışı nedeniyle Avrupalı ​​emsallerinden daha üstün olan Amerikan hisse senetlerini desteklemeye devam etse de, yatırım politikamız kısa vadede Avrupa hisse senetlerine daha olumlu bakmaktadır.

Yazı, Syz Grup baş ekonomisti Charles-Henry Monchau tarafından kaleme alınmıştır.

Yazının orjinal linki: https://www.allnews.ch/content/points-de-vue/captain-america

Bitcoin’i Resmileştiren El Salvador Başkanı Bukele Türkiye’ye Geliyor

20 Ocak 2022 in Genel

Orta Amerika ülkesi El Salvador’un Devlet Başkanı Nayib Bukele, Twitter hesabından yaptığı Türkçe, İspanyolca ve İngilizce paylaşımlarında perşembe günü (yarın) Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ziyaret edeceğini duyurdu. Bu mesaja Erdoğan İspanyolca cevap verdi;

“Sizi Türkiye’de ağırlamaktan memnun olacağız. El Salvador ile ilişkilerimizi güçlendireceğine emin olduğumuz ziyaretinize büyük önem arzediyoruz.”

Bu ziyaret de nereden çıktı diyeceksiniz, kendisini “Bitcoiner” olarak tanımlayan yazar Dennis Porter, TBMM’de hazırlıklarının sürdüğünü duyduğumuz kripto para düzenlemesini hatırlatıyor.

 

İyi de TBMM’deki düzenleme ile Bukele‘nin ne alakası var derseniz, bence hükümet tutmayan kur politikasından sonra başka bir manevra yapıyor. Hatta kendi kripto parasını çıkarmayı düşünüyor, araştırıyor olabilir.

Hatırlayacaksınız, Elon Musk görüşmesi sonrasında, Türkiye’deki kamu ve özel sektör kurumları ile şirket arasında uzay teknolojileri başta olmak üzere farklı alanlarda iş birliğine ilişkin hususları ele aldıklarını belirtilmişti. Bu farklı alanlar nelerdir acaba? Sonuçta AKP’nin dijital para konusunu araştırdığı ve tecrübeleri öğrenmek istediği anlaşılıyor. Belki biraz da Bukele’nin gördüğü ilgiyi üzerlerine çekmek isteyecekler. Ne de olsa, Bitcoin = Z Nesli.

Ülkede internetin kötülüğü, eğitimdeki sorunlar, gençlere yapılan haksızlıklar, belki kripto para dünyası ile unutturulur, gündem değiştirilir. TV’daki “çalışmak / üretmek” yerine kripto para ticareti ile para kazanmayı öne süren borsa reklamları bu kadar çokken, bunu düşünmemek mümkün değil. Ama Bukele hikayesine ve El-Salvador’un Bitcoin ile mutlu olup olmadığına da yakından bakalım; “Bitcoin’, Yasallaştıracağız” Açıklaması Bukele’yi Z Neslinin Yıldızı Yaptı 4-5 haziran 2021’de düzenlenen “Bitcoin 2021” konferansının en ilginç konuğu El Salvador Başkanı Nayib Bukele idi.
Ekonomik krizin kucağındaki ülkenin başkanı Bukele 2 hazirandaki tweet’inde “süpriz” diyerek ne yapacağının işaretini veriyordu.
ve Bukele bombayı patlattı …
Bitcoin’i El-Salvador’da yasal hale getireceğini duyurdu. Ortalık birbirine girdi. El Salvador, Bitcoin’i Kabul Eden Dünyadaki İlk Ülke Olmak İstiyor Çünkü dünyada Bitcoin taraftarı olan herkes Bitcoin’in pazara-çarşıya inmesini bekliyor.
Bu da o tür bir olaydı.. Bitcoinciler çıkış arıyorlardı. Yani bir çeşit win-win oldu. Bitcoinciler umut kazandı, Bukele ise halkla ilişkiler aracılığıyla öne geçmiş oldu. Bukele 1 günde Z nesli başta olmak üzere Bitcoincilerin dünya yıldızı oldu..
Herkes kendisine büyük saygı göstermeye başladı.

El Salvador Bitcoin ile Mutlu mu?

Eylül ayında da düzenleme geldi. Kendi para birimi olmayan ve ABD $’ı ile çalışan El Salvador’da 7 eylülde, 62 lehte, 19 karşı ve 3 çekimser oy ile kabul edilen Bitcoin Yasası, ülkedeki herkese önceden 30 ABD doları bitcoin yüklü olan Chivo e-cüzdanı sağladı. El-Salvador Bitcoin Yasasının Yürürlüğe Girdiği Hafta Toplam 550 Bitcoin Aldı El Salvador muhalefeti Bukele’nin ülkesinin halen Uluslararası Para Fonu (IMF) ile devam eden müzakereleri ve ABD ile gergin ilişkileri unutturmak için Bitcoin’e sarıldığını iddia ettiler.
Bitcoin Bukele ise yurtdışında yaşayan Salvadorluların eve gönderdikleri paraların komisyonundan yani ülkenin toplamda milyonlarca dolar masraftan kurtulacağını müjde olarak söyledi. Ülkenin internet altyapısının iyi olmaması bir sorundu. Ama Bukele Bitcoin’i yasallaştırırken buna aldırmadı ya da önlem almadı, yatırımı arttırmaya yönelik adım atmadı. Dolayısıyla interneti ve ya da en azından telefonu olmayanlar için Bitcoin’li hayat bir sorun.
Orjinal yasada bitcoin kullanımının mecburi olmaması söz konusuydu ama 7 eylüldeki yasa öyle çıkmadı. Mecburiyet getirildi. 4 ay sonra yani aralık sonunda yapılan değerlendirmelerde ise Chivo e-cüzdanından yok olan bakiyelerden ve bu konuda edilen şikayetlere Bukele ya da hükümetin cevap vermemesinden bahsediliyordu.

Bukele’nin Yolu Dünya’daki Politikacılara Örnek Oldu

Bu arada, dedik ya Bukele “Bitcoin’i yasallaştıracağım” deyince yıldız oldu. Bu özellikle genç nesile yönelik bir propoganda oluyor.
Arkasından Bukele’nin yolundan giden çok sayıda politikacı gördük. Önce Latin dünyasının, oy oranı küçük partilerinin siyasetçileri ortaya fırladılar ve eğer kendileri iktidara gelirlerse bitcoini yasal yapacakları sözleri verdiler.
Arkasından ABD’den 2 örnek yani Florida ve New York Belediye Başkanlarının çekişmesini gördük.

Dünya’dan Bitcoin Deneyleri

Bu arada Salvador’daki bir köyün daha önce test amaçlı Bitcoin kullanımı yaptığını da hatırlatalım; 3.000 nüfuslu El Zonte’deki 500 aileye ismi bilinmeyen bir bağışçı aylık 35 $’lık bitcoin ödemesi yapıyordu.
Aralık başında da Florida resmi ödemelerde bitcoin kabul edeceği açıklamasında bulundu.
Ama en ilginç örnek, bir gemide kurulmaya çalışılan “Bitcoin toplumu” olayı oldu. Bu hazin bir hikaye, 3 ortağın bir gemiyi alıp –adını Satoshi yapıp– onu kripto para toplumu (ya da devleti) haline dönüştürmeye çalışmasını anlatıyor. Bir gün umarım belgeselini seyrederiz (Rose Island filmindeki gibi)
Ama maalesef 29 ekim 2020’de yola çıkan ve 18 aralıkta hurdalığa satış ilanı yayınlanan Satoshi gemisinde bir “kripto topluluk” kurma fikri, kruvaziyer gemicilik endüstrisinin düzenlemelerine çarparak, başlamadan bitti.

Dolandırıcılık (Squid Game Token Örneği)?

Yazımızı bu alandaki dolandırıcılıkları anlatmadan bitirmeyelim.
Bir çok var. Kripto para konusunda dünyada düzenleme yok. Aslında olmamalı da, çünkü kripto para kurulu finans sektörüne yönelik bir isyan. Ama düzenleme olmaması ve 1 değil binlerce kripto para yaratma potansiyeli, dolandırıcılığın da kapılarını açıyor.
Cornell Üniversitesi ekonomisti Eswar Prasad şöyle diyor;
“Naif bireysel yatırımcıların, kötü niyetli geliştiricileri tarafından çekildiği ve sömürüldüğü bir alan kripto para konusu. Aslında, kripto dünyasında açık pompalama ve boşaltma planları yaygın. Yatırımcılar genellikle sonuna kadar atlıyor, belki de dalgayı sürebileceklerini ve varlıklarını fiyatlar düşmeden önce hızlı bir kâr için elden çıkarabileceklerini umuyorlar”
Bu tür dolandırıcılığın en son ve parlak örneklerinden birisi ise “Squid Game Token” yani şu Güney Kore dizisinin gördüğü büyük talep üzerine birilerinin yarattığı “token” yani bir kripto para.
“Halıyı Çekmek” olarak adlandırılan bu dolandırıcılıkta, Squid geliştiricileri tahminen 3,38 milyon $ çarptılar. Squid Token 1 cent ile başladı ve 1 haftadan kısa sürede 2.856 $’In üstüne çıktı. Arkasından değeri % 99,99 düştü. Yani birileri paraları topladı ve gitti.
Buna dolandırıcılık denilir mi, denilmez mi tartışmasını da arkasında bıraktı. Sonuçta kendi isteğinizle parayı alıyorsunuz, kimse zorlamıyor.

Değil mi?

BES’te Çift Yönlü Akış

19 Ocak 2022 in Genel

13 Ocak 2021 tarihinde Bireysel Emeklilik Kanununda değişiklik yapılmasını içeren yasa teklifi mecliste kabul edildi. Yapılan değişikliklerle BES’te sürekli birikim tarafına doğru olan kuvvetli fon akışı, sistemden çekim yapmaya olanak veren düzenlemelerle çift taraflı oldu. Değişiklikler öncesinde ihtiyaç halinde, sistemdeki birikimin tamamı çekiliyor, birikimler bankalarda teminat olarak kabul edilmiyordu. Bu da ihtiyaç halinde birikimlerin bozulmasına, uygulanan kesintiler vb. nedenlerle şikayetlerin artmasına neden oluyordu. Yapılan düzenlemeler ile BES esnek ve ihtiyaç halinde, ihtiyaç tutarı kadar, çözüm üreten bir yapıya dönüşüyor. Sistem açısından bir dönüm noktası olarak değerlendirilebilecek değişiklikleri başlıklar altında incelemek gerekirse;

1-Devlet katkıları %30’a çıkarılıyor. 2013 yılında uygulanmaya başlanan %25 devlet katkısı sistemin cazibe merkezlerinden biri olarak kabul ediliyordu. Ancak son dönemde yükselen enflasyon hem sistemdeki fonların getirilerini törpülüyor, hem de devlet katkısına yönelik ilgiyi azaltıyordu. Devlet katkılarının yeniden yüzde 30’a çıkarılmasıyla sisteme girişler teşvik ediliyor.

2-Yönetmeliğin hazırlanmasıyla sistemdeki birikimlerden kısmi olarak çekim yapılabilecek. Konut alımı, evlilik, eğitim gibi ihtiyaç durumlarında belli şartları taşıyan sözleşmelerden birikimlerin yüzde 50’sine kadar çekim yapmak mümkün olabilecek. Hatta kısmen yapılan ödeme miktarının %25’ini aşmamak üzere devlet katkılarından da çekim yapılabilmesi söz konusu.

3-Katılımcıların talebi halinde BES birikimleri teminat gösterilerek, bankalardan kredi çekilebilecek. Böylece katılımcılar BES sözleşmelerini sonlandırmadan bir taraftan katkı payı ödeyip, diğer taraftan da acil ihtiyaçlarını gidermiş olacaklar.

4-Sisteme toplu para yatırıldığında, devlet katkısı üst sınırını aşan katkı payları için takip eden yıllarda devlet katkısı alınması mümkün olacak. Bunu şöyle açıklamak mümkün. Örneğin, katılımcı sisteme 100 bin lira toplu para yatırdı ve BES’e girdi. Devlet katkısına hak kazanabilecek katkı payı tutarı üst limiti yıllık brüt asgari ücret kadar. Yani 2022 yılı için 60 bin liralık katkı payının karşılığında yüzde 30 devlet katkısı (18 bin lira) alınacak. Bunun üstünde kalan 40 bin lira için katılımcı gelecek yıl devlet katkısı alabilecek. Böylece BES alternatif bir yatırım enstrümanına dönüşüyor, aynı zamanda.

5-Otomatik Katılım Sisteminde (OKS) çalışanları sisteme dahil etmek için uygulanan yaş sınırı kaldırılıyor. 2017 yılında uygulanmaya başlanan OKS ile 45 yaş altındaki çalışanlar işverenleri tarafından sisteme dahil ediliyordu. Yapılan değişiklik ile 45 yaş üstündeki çalışanlar da talep etmeleri halinde sisteme dahil edilecekler.

Peki, bu yasa ne zaman uygulanmaya başlayacak? Bundan kimler yararlanacak? Devlet katkılarının %30’a çıkarılması uygulaması resmi gazetede yayınlandığında uygulanmaya başlanacak. Halen sistemde olan ve yasanın yürürlüğe girmesinden sonra sisteme girecek olan, Gönüllü BES katılımcıları ve OKS çalışanları yürürlük tarihinden sonra sisteme yatırılan katkı payları karşılığında yüzde 30 devlet katkısı alabilecekler.

45 yaş üstü çalışanların sisteme dahil edilmesi konusu da yasa yürürlüğe girdiğinde uygulanmaya başlayacak. Diğer başlıklardaki kısmi çekim düzenlemesi, birikimlerin bankalarda teminat olarak kabulü gelecek yılların devlet katkısını alabilme konusundaki uygulamalar SEDDK (Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu) tarafından yapılacak düzenlemelerden sonra yürürlüğe girecek.

Ünlü Ekonomist, Finansal Danışman Murat Sağman’ın Kaleminden Çok Satan Kitap: Borsada Oynanmaz

19 Ocak 2022 in Genel

Mali piyasalardaki engin deneyimi ve değişken verileri yatırımcılar için anlaşılır kılması ile tanınan, ekonominin kâhini olarak da anılan Murat Sağman’ın ilk kitabı “Borsada Oynanmaz,” bir ay içerisinde ulaştığı 5. Baskı ile önemli bir başarıya imza attı.

Türkiye’nin yatırım alanındaki önde gelen danışmanlarından Murat Sağman, herkesin anlayabileceği bir yatırım başucu kitabı olarak tanımlanabilecek ilk kitabında borsada yatırım yapmak isteyenlere anlaşılır bir yol haritası çizerken yatırım yapmanın temel prensiplerini kendi geçmiş deneyimlerinden de yola çıkarak hikâye akıcılığında aktarıyor. Kitabı bir yatırım becerileri geliştirme fırsatı ve finansa bakış açınızı ve farkındalığınızı sorgulamanızı sağlayacak bir başucu kitabı olarak da değerlendirmek mümkün.

“Kitaptaki en önemli amacım borsanın bir oyun alanı değil yatırım aracı olduğunun altını çizmek.”

Ülkemizde “borsada oynamak” olarak ifade edilen kısa vadeli, korku veya yüksek heyecanla verilen, veriye dayanmayan kararların aslında yatırımcılık olmadığını ifade eden yazar, borsanın temel prensiplerini ve yatırım sepeti oluşturmanın inceliklerini aktarırken aynı zamanda “Kârlı Yatırım”ın da formülünü okura anlaşılır bir dille sunuyor.

 

Yazar Hakkında:

Murat Sağman, Galatasaray Lisesinden sonra Sorbonne Üniversitesinde Ekonomi ve Finans bölümlerini bitirdi. Yine aynı üniversitede Banka ve Finans üzerine master yaptı. ABD’de, Fransa’da ve Türkiye’de çeşitli finans kurumlarında ve bankalarda yöneticilik görevlerinde bulundu.

Kurucularından olduğu bir portföy şirketinin genel müdürlüğünü yaptı ve şirket daha sonra yabancı bir portföy şirketine satıldı. Sağman, finansal danışmanlık ve eğitim alanlarında faaliyet gösteren Sagam Strateji Danışmanlık’ın kurucusudur. Bir Finansal Okuryazarlık gönüllüsü olarak FODER yönetim kurulu üyesidir. Borsada Oynanmaz, yazarın ilk eseridir.

Hümanist Kitap Hakkında:

İş dünyasına yönelik kaliteli içerikler üretmek mottosuyla 2008 yılında kurulan Hümanist Ajans A.Ş., Hümanist Kitap markasıyla iş dünyası, yaşam ve kişisel gelişim eserleri üreten bir yayınevi olmanın yanında 2020 yılında Kadıköy Kozyatağı’nda açtığı kitabevi ve kafede okurlarına keyifli bir ortam da sunuyor.

Almanya’da 38 Enerji Tedarikçisinden Tedariki Durdurma Kararı

15 Ocak 2022 in Genel

2021/2022 yılının başında, Almanya’da yaklaşık 900 bölgesel elektrik tedarikçisi bulunmaktadır. Bunların arasından Stromio isimli firma ve 38 farklı enerji tedarikçisi tedarikleri durdurma kararı aldı.

Stromio’nun tedarikleri durdurmasının ardından Almanya’nın Düren ve Euskirchen bölgelerindeki bazı müşteriler yüksek elektrik fiyatları ile karşı karşıya kaldı. Buna göre mevcut müşteriler kilovat saat başına 30.84 sent öderken tedarikin durdurulmasının ardından yeni müşteriler kilovat saat başına 99.75 cent ödemek zorunda kalacak. Almanya’da elektrik fiyatları 2021’in ikinci çeyreğinde kilovat saat (kWh) başına ortalama 31,80 sente mal oldu. Nisan ve Haziran 2021 arası için uluslararası kWh başına ücret ise 11,62 sente mal oldu. Buna göre Almanya’nın bazı bölgelerinde müşteriler uluslararası ortalamaya göre 9 kat; ülke genelinde ise 3 kata yakın ücret ödemektedirler.

Stromio firması tarafından tedarikin durdurulma sebebi “elektrik piyasasında tarihte görülmemiş bir fiyat artışı” olarak ifade edildi.

Almanya resmi haber ajansına göre, Stromio hariç 38 enerji tedarikçisi daha 2021 yılının Aralık ayında tedarikleri durdurma kararı aldı. Bu 38 şirketten 6’sı elektrik ve gaz, 28’i sadece elektrik ve 4’ü sadece gaz tedarik etmekteydi.

Bu gelişmelere paralel olarak 41,5 milyon hanenin bulunduğu Almanya’da 4,2 milyon kadar hane 2022’de elektrik faturalarında yaklaşık yüzde 63,7 oranında bir artış ile karşı karşıya kalacak.

Kaynak: https://www.epochtimes.de/wirtschaft/neukunden-9975-cent-pro-kilowattstunde-strom-a3678801.html

.

Twitter’a yeni alternatif Gettr

15 Ocak 2022 in Genel

Trump’ın eski danışmanı Jason Miller, Temmuz ayında Gettr isminde Twitter’a alternatif olacak bir sosyal medya platformu kurdu.

Gettr, 2014 yılında Çin’den kaçan ve Trump’ın eski danışmanı Steve Bannon ile yakın olan Guo Wengui’nin ailesi tarafından kontrol edilen yatırım fonundan yatırım aldı. Miller’e göre, başka isimsiz destekçiler de mevcut ve Eylül ayı itibariyle platforma yapılan yatırım miktarı yaklaşık 75 milyon dolar civarındadır.

Şirket cuma günü itibariyle ABD’de 2,2 milyon, Brezilya’da ise 500 bin kullanıcısı olduğunu; İngiltere, Almanya ve Fransa’da ise gittikçe yaygınlaştığını açıkladı. Özellikle podcastleri ile ünlü Joe Rogan’ın Gettr’e katılmasının ardından platforma 1 milyondan fazla yeni kullanıcının kaydolduğu görüldü.  Twitter’ın ABD’de yaklaşık 78 milyon günlük aktif kullanıcısı ve dünya çapında ise 206 milyon günlük aktif kullanıcısı bulunmaktadır.

Miller, The Post’a verdiği demeçte abonelik rakamları için, “Bu rakamlar, sosyal medya kullanıcılarının Silikon Vadisi yöneticilerinin giderek daha ağırlaşan sansürlerine uyanmaya başladıklarının ve alternatiflere aç olduklarının kanıtı” ifadelerini kullandı.

Kaynak: https://nypost.com/2022/01/07/joe-rogan-helps-gettr-amass-a-million-new-users/

https://www.epochtimes.de/politik/ausland/mit-meinungsfreiheit-gegen-twitter-gettr-plattform-mit-neuem-zulaufrekord-a3679512.html

 

Çin’in mega projesi: Xiongan | “Geleceğin şehri” mi, bir başka “hayalet şehir” mi?

12 Ocak 2022 in Genel

Xiongan (Şionan) Yeni Bölge projesi 2017 yılında duyuruldu.

Pekin’in “uydu kenti” olarak işlev görecek yeni kentle, hem başkentin yükünü hafifletmek hem de teknoloji odaklı yeni bir ekonomik modelin vitrin şehri kurulmak isteniyor. Şimdiden “Deng Xiaoping’in Shenzhen’i varsa, Xi’nin Xiongan’ı olacak” deniyor

Çin’in mega projesi: Xiongan “Geleceğin şehri” mi, bir başka “hayalet şehir” mi?

Emre Demir izlenimlerini YouTube’da paylaştı: izlemek için tıklayınız.

Bağlantı: https://www.youtube.com/watch?v=rw6bGGCvr9E

İzmir’de 188 yıllık pideci, artan maliyetler yüzünden kapandı

7 Ocak 2022 in Genel

İzmir, tarihi bir mekanını daha kaybetti. 1834 yılında İzmir’in ilk fırını olarak faaliyete başlayan, 2. Dünya Savaşı sırasında karneyle ekmeğin dağıtıldığı, ilerleyen yıllarda pide salonu olarak hizmet veren Haktanır Pide kepenk kapattı. Soyadı kanunu çıktığında “Pideci” soyadını alan
fırının kurucusu Mehmet Usta’dan sonra mekanı aslını hiç bozmadan bugünlere kadar getiren aile, son yıllarda ağırlaşan ekonomik şartlara yenik düştü. 1967 yılından bu yana Halıcıoğlu Pasajı karşısında bulunan Haktanır Pide’yi yaşatan Mehmet Somay Pideci’nin kapanma kararınıhayata geçirdiği, kepenkleri indirdiği öğrenildi.

Binanın ve fırının orijinalliği ile bilinen 188 yıllık fırında sadece peynirli, kıymalı kaşarlı ve sadeyumurtalı pide sunuluyordu. Uzun saman kağıt üzerinde, tezgahta kesilmeden getirilen pidenin yanına tahta saplı bıçak konularak, roka ve limon suyuyla servis ediliyordu. Müşteriler, mermer masaların üzerinde, taburelere oturarak a􀀂yetle birbirinden lezzetli pideleri yiyordu. Mülk sahibi olduğu halde ağırlaşan şartlara dayanamayıp pes eden Mehmet Somay Pideci’nin, tarihi mekanı kiralık olarak vermeyi düşündüğü konuşuluyor.

GİRGİN: KEMERALTI’NA KATTIĞIN EMEK İÇİN MİNNETTARIZ

İzmir Tarihi Kemeraltı Esnaf Derneği Başkanı Semih Girgin, sosyal medya hesabından, tarihi mekanın kapandığı haberini “Çok üzgünüz. Tarihi bir mekan daha kapandı” başlığıyla verdi. Başkan Girgin, “Yılların esnafı Mehmet Somay Pideci ağabeyimiz, işletme giderlerinin zorluğu neticesinde kepenk kapattı. Kemeraltı’na kattığın emek için sana minnettarız” ifadelerini kullandı. Başkan Girgin, mekanın tarihi dokusunun hiçbir şekilde değiştirilmediğini, ilk günkü haliyle korunduğunu belirterek, “Bu fırında 188 yıldır yanan bir ateş vardı ve söndü. Bu nedenle, Kemeraltı esnafı ve esnafın başkanı olarak çok üzgünüm. Bu tarihi mekanı yaşatmaya talip birilerinin çıkması ve yıllardır yediğimiz pideleri yemeye devam etmemiz, en büyük dileğim” şeklinde konuştu.

HAKTANIR PİDE’NİN TARİHİ

İzmir’in en eski fırını olan Haktanır Pide, 1834 yılında kuruldu. Mehmet Usta tarafından kurulan pide fırını, nesil nesile bugüne kadar geldi. Kuruldu dönemde Kemeraltı esnafı tarafından Pideci Mehmet olarak anılan Mehmet Usta, soyadı kanunu ile “Pideci” soyadını aldı. Mehmet Usta’dan sonra fırını, eşi Nadide Pideci devraldı, uzun yıllar dükkanı işletti. Birinci, İkinci Dünya savaşları ve Kurtuluş Savaşı yıllarında İzmirlilerin ekmek ihtiyacı bmuradan karşılandı. Askerden döndükten sonra pide fırınını annesinden devralan Ahmet Pideci, 1967 yılında bayrağı, yeğeni Mehmet Somay Pideci’ye bıraktı. 14yaşında çırak olarak girdiği Haktanır Pide’yi günümüze kadar getiren Mehmet Somay Pideci, kendisinden sonra dükkanı devredeceği kimse olmadığını belirterek kepenk indirdi, 188 yıldır yanan ateşi söndürdü. Fırının tuğlalarının 1834 yılından bu yana hiç değişmediği biliniyor. 12 yaşında çırak olarak girdiği mekanda son güne kadar görev yapan fırıncı Yaşar Gürel, fırının Kızlarağası Hanı ile aynı dönemde yapıldığını ifade etmişti.

Benzer Haber

2021 yılının Haziran ayında İstanbul Sirkeci’de 1897’den bu yana faaliyet gösteren tarihi Konyalı lokantası da pandeminin etkisiyle kapanmak zorunda kaldı. Bünyesinde yaklaşık 45 kişinin çalıştığı tarihi lokanta tasfiye oldu.

Tarihi Konyalı lokantası işletme müdürü Nebih Yaman yaptığı açıklamada, “Pandemi dolayısıyla maalesef kapatmak zorunda kaldık. Sirkeci’deki lokanta kapandı ama Topkapı Sarayı’ndaki, Saray Konyalı lokantası faaliyetine devam edecek. Yaklaşık bir buçuk sene hiçbir şey yapamadık. Kademeli olarak kapanmak zorunda kaldık. Bizler de ayrılmak zorunda kaldık, yaklaşık 45 kişi çalışıyorduk” şeklinde konuştu.

Kaynak: https://www.egedesonsoz.com/haber/188-yildir-atesi-yaniyordu-kepenk-kapatti/1090050

https://www.haberturk.com/1897-de-kurulan-tarihi-konyali-lokantasi-koronaya-yenildi-3094404

2022’de Ekonomide Bizi Neler Bekliyor?

6 Ocak 2022 in Genel

2 Ocak 2021 tarihinde EY Amerika Sağlık ve Yaşam Bilimleri Başkanı Dr.Arda URAL Halk TV’de Naz Özdeğirmenci’nin sunmuş olduğu programda 2022 yılına ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur. Söz konusu programın kaydına buraya tıklayarak ya da aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

YouTube kaydı:https://www.youtube.com/watch?v=EuWn2oiVbNo&t=16s

“Türkiye ve Çin’in işbirliği dünya ticaretine renk katacaktır”

5 Ocak 2022 in Genel

“Türkiye ve Çin’in işbirliği dünya ticaretine renk katacaktır”

“Doğudaki Tanıtım Elçilerimiz: Çin’deki Türkler” özel programında konuşan Yiwu Jubu Trade Genel Müdürü Atakan Özkaraca, Kuşak ve Yol’un yeni ticaretin kapış, Türkiye’nin de bu kapının anahtarı olduğunu belirterek “Kapı ve anahtarı buluşturmalız. Türkiye ve Çin’in yapacağı işbirliğinin dünya ticaretine renk katacağına inanıyorum” dedi.

Kerem Köfteoğlu’nun Youtube ve Yön Radyo’da sunduğu “Doğudaki Tanıtım Elçilerimiz: Çin’deki Türkler” programına katılan Yiwu Jubu Trade ve Hongyu International Trade Limited şirketlerinin Genel Müdürü Atakan Özkaraca, Çin’in son 40 yılda kaydettiği gelişmeleri özetledi.

Çin’in teknolojide önemli ataklar da yaptığını hatırlatan Özkaraca şu bilgiyi verdi: “Çin artık dünya liderliği konusunda ABD ile atbaşı gidiyor. Kuşak ve Yol projesi de bundan sonraki gelişmelerin anahtarı olacak. Türkiye’nin coğrafi konumuna baktığımızda, Kuşak ve Yol’un kavşak noktasında, önemli bir kapı olduğunu görüyoruz. İki ülke arasındaki görüşmeler sıkılaştırılmalı. Birbirimizi doğru anlayıp, elele vermeliyiz. Yeni İpek Yolu ticaretin kapısı, Türkiye de bu kapının anahtarı. Kapı ve anahtarı buluşturmalıyız. Türkler ve Çinlilerin birlikteliğinin dünya ticaretine renk katacağına inanıyorum.”

İstanbul Üniversitesi İşletme bölümü mezunu, mali müşavirlik ve marka vekilliği konularında da bilgisi olan Atakan Özkaraca, iş hayatının inceliklerini Kapalıçarşı ve Tahtakale’de öğrendi. Türkiye’den bujiteri ve saç aksesuarı konusunda edindiği birikimle 2005’te Çin’e yerleşip, Guangzhou eyaletinde Yiwu Jubu Trade co. Ltd. firmasını kurdu. Çin’in bijuteri sektörünün Türk girişimcilere bazı fırsatlar sunduğuna dikkat çeken Özkaraca, “Yiwu, küçük üreticiler için adeta bir cennet. 4,5 kilometre uzunluğunda, 200 bine yakın dükkanda, Çin’in her yerinde üretilen malları bulmak mümkün. Türk girişimciler, bu pazarın yedek parça ve ara mamül alanındaki fırsatlarını henüz tam manasıyla kullanamadı. Bu fırsatları değerlendiren birkaç arkadaşımız oldu ama bunlar yeterli değil. Türkiye’nin bu alanlarda üretim potansiyelinin iyi tasarımlarla taçlandırılıp birkaç malzeme fabrikası kurulursa, ülke olarak bunun yararını göreceğimize inanıyorum” dedi.

“Dünyada ticaretin boyutu çok değişti” diyen Özkaraca bu konuda şunları söyledi: “Çin’de rekabet çok zorlaştı. Pandemi ve sonrasında taşıma, lojistik ve ürün tedariğinde yaşanan sıkıntıları rekabeti daha da zorlaştırdı. Fiyatlar arttı. Bu durumda bilgi birikimine sahip olmayan, piyasasını tanımayan, yaptığı işi bilmeyenlerin, burada başarılı olma şansı kalmadı. Profesyonel manada bakan kendini yetiştirmiş firmalar, her konuda Çin’den istifade edebilir. Ticaretin boyutu değişti. Bu zor şartlarda Çin’de Türk Ticaret Odası’nın kurulacak olmasını destekliyoruz. Türk Ticaret Odası’nın varlığının hepimize faydası var. Zaman aleyhimize işliyor bu yüzden kuruluş çalışmalarının biraz hızlandırılmasını talep ediyoruz.”

Türkiye’nin son zamanlarda yabancı yatırımcılar için son derece uygun hale geldiğine dikkat çeken Özkaraca bu konuda özetle şunları söyledi: “Bana ve arkadaşlarıma gelen bilgiler, Çinlilerin Türkiye’ye yatırım eğiliminin arttığını gösteriyor. Çinliler Türkiye’de yatırım konusunda bize bilgi sorup, ortak yatırım yapmayı da teklif etmeye başladı. Türkiye’nin yatırım açısından potansiyeli ve uygunluğunu gören Çinliler, bu durumu değerlendirmek istiyor. Bu durum, önümüzdeki beş yılda Türkiye’ye dünyanın başka yerleri ve Çin’den ciddi yatırım talepleri geleceğini gösteriyor.”

Araç çubuğuna atla