SosyalParaAnaliz

İnsanlar maske takmaya devam etmek istiyor

5 Nisan 2022 in Dünya Ekonomisi

Maske zorunluluğu Almanya’da çoğunlukla sona erdi. Bununla birlikte, maske birçok Alman arasında popüler hale geldi.

Bild Sonntag adına Insa araştırma enstitüsü tarafından yapılan bir ankete göre, birçok Alman gönüllü olarak alışveriş yaparken maske takmaya devam etmek istiyor.

Ankete katılan 1000 katılımcıdan yüzde 63’ü maske zorunluluğu kalktıktan sonra süpermarkette gönüllü olarak maske takacağını belirtti. Katılımcıların yüzde 29’u süpermarkette gönüllü olarak maske takmak istemediğini belirtti. Geri kalan yüzde 8’lik ise kararsız.

Maske gereksinimi görünüşe göre kalıcı bir önlem ve Alman Nüfusunun Çoğunluğu tarafından kalıcı olarak kabul edilmektedir.

SALGIN SONRASI ZAMANLAR

Devlet kuralları ne olursa olsun, şirketler, mağazalar ve diğer kurumlar, maske gereksinimleri gibi ihtiyaçları yasalar kapsamında sürdürmeye devam edebilir.

 

Welt

 

SEC Başkanı’ndan kripto para düzenlemesine ilişkin uyarı

5 Nisan 2022 in Genel

ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC) Başkan Gary Gensler, piyasadaki token’ların büyük çoğunluğunun SEC tarafından denetlenmesi gereken dijital varlıklar olduğunu dile getirdi.

Gensler, 183 milyar dolarlık stablecoin pazarının yasadışı faaliyetlerde kullanımı gibi endişeler bulunduğunu söyledi.

Yetkili, kriptodan kriptoya yapılan işlemlerin, geleneksel bankacılık sistemi dışında olduğu için kara para aklama, vergi tahsilatı ve uyum izleme konularını zorlaştırdığını ifade etti.

Çoğu kripto para biriminin bir grup ve kâr beklentisiyle halktan para toplayan girişimcileri içerdiğini söyleyen Gensler, Bitcoin’e atıfta bulunarak Bitcoin’in bir emtia gibi düzenlenmesi gerektiğini söyledi.

Binance, Coinbase ve Kraken

Gensler ayrıca Binance, Coinbase ve Kraken gibi kripto para Borsalarına daha fazla inceleme getirme niyetlerinin olduğunu yineledi. Gensler, platformların kaydedilmesi ve borsalar gibi düzenlenmesi konusunda SEC çalışanlarını yönlendirdiğini dile getirdi.

En büyük beş dijital varlık platformunun, tüm kripto alım satım faaliyetlerinin yüzde 99’unu oluşturduğunu kaydeden Gensler, büyük kripto platformlarının kaydedilmesinin, kripto varlıkların ABD yasalarına uyumlu hale getirmenin ilk adımı olacağını belirtti.

SEC Başkanı Gensler’in açıklamasının tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

 

Gensler Binance, Coinbase ve Kraken gibi kripto para Borsalarına daha fazla inceleme getirme niyetlerinin olduğunu ifade etti.

Thodex İddianamesinde Çarpıcı Ayrıntı

4 Nisan 2022 in Genel

Thodex kripto para vurgununa ilişkin hazırlanan iddianamede sistemin internet sitesinde kendilerini oldukça güvenli bir yatırım amacı gösterdikleri ancak alt metinlerinde hiçbir güven vermediği ortaya çıktı.

İnternet sitesinde platformun amacı “Thodex, kullanıcılar adına muhafaza edilen hesaplarda bulunan kripto paraların güvenliği için azami özeni göstermekle yükümlüdür. ” ifadesi kullanıldı.

Ancak Thodex’in tüm bu çabalarına rağmen oluşabilecek hırsızlık/dolandırıcılık olaylarından dolayı Thodex sorumlu tutulmaz. Kullanıcı bu riski üzerine almış ve bu durumda meydana gelecek olan zararlardan ötürü Thodex’ten herhangi bir talepte bulunmayacaktır” ibarelerinin bulunduğu kaydedildi.

Saadet Zinciri Motivasyonu

Şirket sermayesinin 400 bin lira olduğu, şirket kurucusunun Faruk Fatih Özer olduğunun tespit edildiği, sisteme  girişin bir referans kodu oluşturup arkadaşların da davet edilebileceği aktarılan iddianamede, “Sizin referansınızla gelen her arkadaşınızın üzerinden anında komisyon geliri kazanın. Ne kadar çok kişi davet ederseniz, kazancınız o kadar fazla olacaktır” şeklinde motivasyon sağlandığı da aktarıldı.

THODEX kripto para dolandırıcılığına ait tamamlanan soruşturmada kritik şüphelilerin ifadeleri ortaya çıktı. Şirketin kurucusu firari Fatih Faruk Özer’in kardeşi Serap Özer, ağabeyinin kendisine, “İşler yolunda gitmiyor. Ya ortak bulacağım ya da şirketi satacağım” dediğini aktardı.

Uzaktan Bağlantı

Yazılım departmanında görev yapan Yunus Ü.’nün Faruk Fatih Özer’in yurt dışına çıkmadan 1 ay önce kendisi ile iletişime geçtiği de ortaya çıkan iddianamede, sadece kardeşlerinin aralarında bulunduğu şirket yöneticilerinin ve kendisinin erişebileceği bir uzak masaüstü bağlantısı olan bilgisayar hazırlamasını istediğini bilgisi yer aldı. Bu istek doğrultusunda şüphelinin söylemiş olduğu isimleri yetkilendirerek bir sanal bilgisayar hazırladığını ve şifrelerini bu isimlere verdiğini ve diğer şüpheliler ile birlikte kendisinin de aktif olarak 1 ay boyunca söz konusu bilgisayara uzaktan bağlantı yaptığı belirlendi.

 

Cumhuriyet

 

Anket: Amerikalılar kriptoya nasıl bakıyor?

4 Nisan 2022 in blockchain, Kripto Para

StarkWare, kripto dünyasına ve gelecekteki gelişimine ilişkin bakış açılarını belirlemek için her yaştan 2.000 Amerikalı yetişkini sorguladı. Sonuçlar şaşırtıcı değildi.

Ankete katılanların, %53’ü kripto varlık sınıfının “finansın geleceğini” temsil ettiğini düşünüyor. 25-34 yaş grubunda bu oran %68 olurken 35-44 yaş grubunda ise %61 olduğu dikkat çekiyor.

Ayrıca, katılımcıların %17’si kripto para birimlerine yatırım yaptıklarını itiraf etti. Çoğunluk, varlıklarını sürekli olarak kontrol ediyor ve ayarlıyor. %82’si telefonlarında en az bir kripto takipçisi olduğunu söylüyor.

StarkWare Industries’in Kurucu Ortağı ve Başkanı Eli Ben-Sasson konuyla ilgili olarak şu ifadeleri kaydetti:

“Bu anket, kriptonun ne kadar yaygınlaştığını ve yakında ne kadar büyük olacağını gösteriyor. Çok yakında ekonomiye yön verecek olan genç Amerikalıların özellikle kriptoya döndüğünü görüyoruz.”

Kasım 2021’de gerçekleştirilen başka bir araştırmaya göre 10.000 anket katılımcısının %62’si konu hakkında temel bilgiye sahipken, %24’ü sektör hakkında çok şey bildiğini söyledi. Sadece %13’ü bitcoin, etherium ya da  diğer kripto paraları hiç duymadıklarını itiraf etti.

 

TrendKoin

Eral KARAYAZICI: Nisan Ayında Piyasalar

4 Nisan 2022 in Piyasa

Yılın ilk çeyreğinde Ukrayna savaşı nedeniyle gelişmiş ülke borsaları ortalama yüzde 10 değer kaybına sahne olurken BIST dolar bazında yüzde 9,8 TRY bazında yüzde 20 yükseliş kaydederek pozitif ayrışan kampta yer aldı.

İlk çeyreğe damgasını vuran bir diğer fiyatlama başta ABD, dünya genelinde tahvil faizlerinin yükselişi oldu.

Yılbaşından bugüne ABD 10 yıllık tahvilin faizi % 1,51’den % 2,38’e 2 yıl vadeli tahvil faizi  % 0,73’den % 2,46’ya yükseldi.

Cuma günü 2 yıllık tahvilin faizi 10 yıl vadeli tahvilin üzerine çıktı.

Getiri eğrisinin negatife dönmesi olarak tanımlanan bu durum yani kısa vadeli faizlerin uzun vadeli faizlerin üzerine çıkması finans dünyasını tedirgin etti ve popüler bir tartışma ivme kazandı.

Aktörler iki haftadır geçmiş örneklere bakarak dünya ekonomisi bir resesyona mı koşuyor sorusuna yanıt arıyor.

Çünkü birçok örnek bu sinyal oluştuktan 12-24 ay sonra dünya ekonomisinde durgunluk veya resesyon yaşandığını gösteriyor.

Sonunda ifade edeceğimi başta yazayım; geçen hafta getiri eğrisinin negatife dönmüş olmasını ben bir resesyon sinyali olarak okumuyorum.
Göz ardı edilen ilk nokta; getiri eğrisinde negatife dönüşler ağırlıkla FED faiz artırım döngüsünün sonunda oluşuyor.

Oysa 2022 ilk çeyreği FED faiz artırım döngüsünün yeni başladığı bir parkur.

Faiz artırım döngülerinin ortak özelliği global ekonomi büyüme patikasındayken gerçekleştirilmesidir.

Tahvil piyasasının bize anlattığı şey aslında en yalın haliyle önümüzdeki 2-3 yılın ortalama FED faizinin önümüzdeki 10 yılın ortalama FED faizinden yüksek olacağı.

Olağan şartlarda bunu “bak ekonomi zayıflayacak ki FED önce yükseltse de sonra faiz indirmek zorunda kalacak, tahvil piyasası bunu gördü ve önceden mesaj veriyor” şeklinde okuyabilirdik.

Ancak bu kez durum farklı.

FED önce hızlı faiz artırımlarına gidecek ama ilerde sadece ekonomi zayıfladı diye faiz indirmek zorunda kalmayacak.

Bu dönemi diğerlerinden ayıran önemli dinamik global olarak geride kalan 40 yılın zirvesine tırmanan enflasyon.

Yüksek enflasyon nedeniyle hemen her Merkez Bankası önümüzdeki 12 ay ekonomik büyümeyi frenleme pahasına hızlı faiz artırımlarına gidecek.

Olağan şartlarda FED önümüzdeki 12 ayda 150 BP faiz arttıracakken, muhtemelen gerçekleşme 225-250 baz puanı bulacak.

Yani FED enflasyon nedeniyle olması gerekenin üzerinde faiz artırımı gerçekleştirecek.

Ve ilerde (muhtemelen 2025-2026 döneminde) faizleri kalıcı olarak görece aşağı çekecek. Çünkü enflasyon o dönemde normale dönecek ve bir tehdit olmaktan çıkacak.

Eğer tartışma 2023-2024 değil de 2025-2026 döneminde oluşacak bir resesyon ise itiraz etmem. Evet bu parkurda küresel bir yavaşlamanın olasılığını ben de yüksek buluyorum.

Tahvil cephesinde getiri eğrisi negatife dönmese de bunu beklerdim.

Çünkü bu ekonominin doğası gereği yaşanıyor.

4-5 yıllık büyüme parkurlarını 1-2 yıl süren yavaşlamalar takip ediyor.

Borsalarda önümüzdeki 12 ayın fiyatlamasında belirleyici olacak 2-3 yıllık parkur adına ben tahvil piyasasındaki görünümü bir resesyon sinyali olarak okumuyorum.

Küresel büyüme döngüsü 2021 yılında başladı ve son iki çeyreğe benzer hız kesmeler ara düzeltmeler yaşansa da, asgari 2024 sonuna kadar süreceği görüşündeyim.

Yukarıdaki grafikte 2. Petrol Krizi’nde (1979) FED faizi ile ABD enflasyonunu, aşağıda da aynı dönemde ABD büyümesini ve borsa endeksini görüyorsunuz.

1979 yılında petrol fiyatı üç katına çıkmış, bu ABD’de enflasyonu yıllık yüzde 13’e sıçratmış, FED de ekonominin kanseri olan enflasyonu söküp atmak için kemoterapi silahını yani faizi devreye sokmak zorunda kalmıştı.

24 ay boyunca yüzde 15-20 bandında kalan FED faizi, ekonomiyi 3 yıl içinde iki ayrı resesyona (W resesyon) sokmuş bu da borsa endekslerinin en yüksekten en düşüğe yüzde 20’lik bir bant içinde dört yıl yatay kalmasına sebep olmuştu.

Günümüz şartlarını 1979 ile kıyaslamak yanıltıcı olur.

Petrol fiyatları Covid 19 öncesi değerin yüzde 50 üzerinde, üçe katlamadı.

Enflasyon yüzde 14 değil yüzde 7

Zaten FED faizi en azından yüzde 5’e yükseltecek olsa tahvil faizleri de çok daha yüksek seviyelerde olurdu. Oysa ABD tahvil faizleri yüzde 2,50 çevresinde.

Ben faiz oranlarında yüzde 3’ün aşılmasını beklemiyorum.

İşte bu durum da bize 1979 ölçüsünde bir kemoterapiye gerek kalmayacağını ekonomilerin de resesyona sürüklenmeyeceğini gösteriyor.

Sıkıcı ama kritik bu konuyu bir kenara bırakalım Türkiye’ye dönelim.

İçeride yıllık enflasyon yüzde 50 üzerine çıktı ve 4 Nisan Pazartesi sabahı Mart ayı gerçekleşmesini öğreneceğiz.

Türkiye’de ilk çeyrek enflasyonu yaklaşık (üç aylık fiyat artışı) yüzde 23 olacak.  12 aylık enflasyon ise yüzde 62.

Aşağıdaki endeksten görebileceğiniz üzere Eylül 2021’den bugüne yaşanan (6 aylık) enflasyon yüzde 50’ye yakın. (Mart TUFE değeri 846 bekleniyor)

Borsa döviz konut herhangi bir varlık veya finansal aracın TRY bazı değeri 6 ay önceki fiyatın yüzde 50 üzerinde ise bu reel olarak bir değişim yaşanmadığı anlamına geliyor.

Eylül sonundan bugüne TRY bazında BIST yüzde 60 USD yüzde 65 altın yüzde 81 Euro yüzde 57 yükseldi.

Yok mu enflasyondan fazla artış kaydedemeyen bir şey derseniz dikkatimi çeken yüzde 50 artan Japon Yeni ve yüzde 41 yükselen BIST Banka endeksi var.

Türkiye’de enflasyonun varlık fiyatları üzerindeki etkisi asgari bu yılın sonuna kadar süreceğe benziyor. Sonrasını o günün şartlarında değerlendirmek daha doğru.

Dünya’da enerji fiyatlarında yaşanan artış şüphesiz yurtiçine de yansıdı ve enflasyon üzerinde güçlü bir katalist oldu.

Ancak Türkiye’de enflasyonun ana besin kaynağı döviz kurları.

Yılın ilk çeyreğinde enflasyon yüzde 23 olmasına rağmen döviz sepetinin yüzde 9 artması önemli ölçüde kur korumalı mevduata yönelen yerellerin döviz satışından ve 2021 son çeyreğinde dövizin hızlı yükselmesinden kaynaklanıyor.

Yabancılar önemli ölçüde oyun dışında. Bir süre daha katılım göstermemeleri muhtemel.

Yereller dövize muadil olan kur korumalı mevduata yöneliyor ve onların da etkinliği azaldı.

Peki buna rağmen dövizi kim alıyor da kur düşük hızla da olsa yükselmeye devam ediyor derseniz reel ekonomi.

Çünkü yılın ilk çeyreği Türkiye’nin konjonktürel olarak da en yüksek tutarda cari açık verdiği kesittir.

Önümüzdeki çeyreklerde Türkiye’de cari denge nasıl bir seyre aday sorusunu Gedik Yatırım Ekonomisti Serkan Gönençler’e yönelttim.

Geride kalan ilk çeyrekte cari açığın 18 milyar dolar kadar olduğunu tahmin ediyor. Temmuz ayına kadar hız kesse de aylık bazda cari dengenin açık vermeye devam edeceği görüşünde.

İkinci çeyrekte 12 milyar dolar açık, üçüncü çeyrekte 1 milyar dolar kadar fazla ve son çeyrek bütününde (Ekim turizm etkisi ile cari fazlaya aday) 5 milyar dolar açık bekliyor.

Bu nedenle döviz kurları üzerinde görece hız kesse de cari açığın etkisi yaz aylarına kadar süreceğe benziyor.

Pusula’nın başlığı ile noktalayalım. Nisan ayında fiyatlamalarda en etkili faktörün Ukrayna-Rusya pazarlığı olacağını söylemek için kahin olmak gerekmiyor.

Şansını daha yüksek bulduğum senaryo 10 gün içinde iki ülke dışişleri bakanlarının bunu takiben de iki ülke liderinin bir araya gelmesi ve barış anlaşmasının imzalanması.

Aslında iki ülke arasında anlaşma zemini oluştu süreç daha hızlı da ilerleyebilirdi ama masada görünmeyen fakat olan bir aktör daha var; Avrupa.

Rusya uzlaşmanın karşılığında Batıdan ağır ekonomik yaptırımlarda yumuşama talep ediyor.

Batı kampı ise Rusya’yı ekonomik olarak zayıflatmak ve orta-uzun vadede tehdit potansiyelini kısıtlamak istiyor. Bu nedenle de yaptırımlardan olabildiğince az taviz vermek istiyor.

Tüm bu çıkar çatışmalarına karşın ben taraflar arasında mutabakatı daha olası buluyor, bunun da hisse senedi marketlerinde güçlü etki yaratacağını düşünüyorum.

Endeksler bazında % 15-20 hisse senetleri bazında %30-35’i bulabilecek bir ralliyi tetikleyebilecek uzlaşma sağlanamaz ve savaş sürerse ne olur derseniz, yeni bir enerji şoku yaşanmadıkça birkaç ay yatay veya ılımlı pozitif seyri daha olası görüyor, bir ay önce yaşanan sert satıcılı seyrin benzer şekilde tekrarlanmasını beklemiyorum.

*Yazının orjinal hali, Bigpara Hürriyette yayınlanmıştır. Söz konusu içerik için tıklayınız.

**Eral KARAYAZICI, Inveo Portföyde Fon Yönetim Müdürü olarak çalışmaktadır.

Almanya Ekonomi Bakanı: ‘Rus enerjisinden bağımsız hale gelmeye çalışıyoruz’

4 Nisan 2022 in Genel

BERLİN (AA) – Almanya Ekonomi ve İklimi Koruma Bakanı Robert Habeck, Moskova’ya karşı Batılı ülkelerin yaptırımlarının güçlendirilmesi çağrısında bulunurken, enerji ambargosu uygulanmasına karşı çıkmaya devam ediyor.

Habeck, “Kendimizi Rus gazı, kömürü ve petrolünden bağımsız hale getirme stratejisi izliyoruz ancak bu hemen olmayacak.” dedi.

Sınırlama olmaksızın Ukrayna’ya daha fazla silah teslimatını ve Rusya’ya yeni yaptırım paketini desteklediğini de vurgulayan Habeck, “Bence askeri teçhizat ve silah tedariki sınırsız ve geniş ölçekte devam etmelidir.” diye konuştu.

AB’nin Rusya’ya karşı daha fazla yaptırım için alanı olduğunu aktaran Habeck, sonraki adımların enerji altyapısını Gazprom veya Rosneft gibi Rus şirketlerinin keyfiliğine bırakmamak olduğunu ve bunun üzerinde çalıştıklarını anlattı.

Habeck, Batılı ülkelerin Rusya’ya karşı yaptırımlarının “etkili” olduğunu ve Rus ekonomisini daha da istikrarsızlaştırıp zayıflattığını savundu.

Farklı Görüşler Mevcut

Almanya Ekonomi Bakanlığı Sözcüsü Beate Baron da düzenlediği basın toplantısında, Rusya’ya karşı gaz ambargosunun Almanya için ekonomik sonuçları olacağını ve “ihtiyatlı” davranılması gerektiğini söyledi.

Öte yandan, Almanya Başbakanı Olaf Scholz dün yaptığı açıklamada, ülkesinin müttefikleriyle Rusya’ya karşı yeni yaptırımlar hazırlayacağını ifade etmişti.

Almanya Savunma Bakanı Christine Lambrecht ise dün Avrupa Birliği’nin Rus gazı ithalatını yasaklamayı görüşmesi gerektiğini dile getirmişti.

Almanya, ihtiyacı olan doğal gazın yüzde 55’ini, ham petrolün yüzde 35’ini ve kömürün yüzde 45’ini Rusya’dan alıyor.

Financial Times: BP’nin 32 yıllık Rusya Macerası

4 Nisan 2022 in Dünya Ekonomisi

BP’nin kıdemli yöneticilerinden John Browne, 1990’ın Nisan ayında, Berlin Duvarı’nın yıkılmasından bir süre sonra, Demir Perde arkasındaki yatırım fırsatlarını bulabildiği herkesle konuşmak için Moskova’ya gitmişti.

Dünyanın en büyük petrol ve doğal gaz rezervlerinden bazılarına sahip olan Rusya’nın doğal kaynakları sadece devlete aitti ancak sistem çatırdıyordu. O dönemde Bakan vekili Vagit Alekperov petrol şirketi kurma niyetini kısa süre önce Browne’a bildirmişti. Browne’un anılarını yazdığı “Beyond Business” kitabına göre Bakan Alekperov “Başlangıç olarak bazı varlıklar veririz. Bakan olarak şu anda benim kontrolümde bulunan bazı varlıklar” demişti.

Ancak BP hiçbir zaman Alekperov’un şirketine yatırım yapmadı. Alekperov’un kurduğu Lukoil bugün dünyanın en büyük petrol şirketleri arasında.

Ancak John Browne’nin yapmış olduğu görüşme, BP ile Rusya arasındaki 32 yıllık ilişkinin başlangıcıydı.

Rusya cazip bir ülkeydi

BP 1990 yılında Moskova’da bir ofis açtı ve sonraki yıllarda Browne burayı düzenli olarak ziyaret etti. Boris Yeltsin’in döneminde ekonomi serbest düşüşteydi. Ama petrol ve gaz fırsatı çok cazip görünüyordu.

Dünyadaki petrolün yaklaşık yüzde 7’si, doğal gazın ise üçte biri Rusya’daydı ve yetersiz yatırım sebebiyle üretim seviyeleri düşüyordu. 1990’larda Rus petrol sahalarını görmeye gitmiş BP yöneticileri ekipmanların paslı, teknolojinin geri, jeolojik kavrayışın ise iptidai olduğunu söylüyor.

Orta Doğu ülkelerinin 1970’li yıllarda kaynaklarını kamusallaştırmasının ardından, petrol şirketlerinin  bölgeye erişimi neredeyse tamamen sona ermişti. Rusya, sektör için yeni bir umuttu…

1990’larda Rusya’ya giden eski bir BP yöneticisi “Dünya değişiyordu, mesele bu değişim sürecinde nasıl pozisyon alacağımızdı” diyor.

Kendi oligarklarımız

BP, 1996’da bir akaryakıt istasyonu zinciri kurdu; ardından 1997’de oligark Vladimir Potanin’e ait Rus petrol üreticisi Sidanco’nun yüzde 10 hissesini 517 milyon dolar karşılığında aldı. Eski BP yöneticisi “O zamanlar Rusya’daki büyük doğal kaynak alanında var olmak için oligarklarla çalışmanız, kendi oligarkınızı seçmeniz gerekiyordu” diyor.

İki yıl sonra anlaşma bozulmaya başlamıştı. Uzak bir Sibirya kentindeki tanınmayan bir mahkeme Sidanco’nun en kârlı petrol ve doğalgaz varlığının iflasını açıkladı; bunun üzerine şirket bir diğer oligark Mikhail Fridman’ın kontrolündeki Tyumen Oil Company’ye (TNK) satıldı.

Eski BP yöneticisi “O zamanlar Rusya’daki büyük doğal kaynak alanında var olmak için oligarklarla çalışmanız, kendi oligarkınızı seçmeniz gerekiyordu” diyor.

Bırakıp Gitmek Yerine…

Browne’un kitabında bahsettiği anılarına göre o zamana kadar BP başlangıçtaki yatırımından 200 milyon doları aşkın para kaybetmişti. Ama bırakıp gitmek yerine 2002 yılında yüzde 15 hisse daha alarak BP’nin payını büyüttü. 2003 yılında Browne ve Fridman nihayet yeni bir yüzde 50/50 ortak girişim kurmak için anlaştı. BP’nin yapacağı 8 milyar dolarlık yatırım karşılığında TNK ve Sidanco’ya ait varlıklar ile BP’nin akaryakıt istasyonları birleşecekti.

Anlaşma o zaman için Rusya tarihinin en büyük yabancı yatırımıydı ve Rusya ile Batı arasındaki ticari ilişkilerin yeniden düzenlenmesindeki en önemli adım oldu.

2000 yılında Putin devlet başkanı seçilmişti; İngiltere Başbakanı Tony Blair de İngilizlerin Moskova’daki nüfuzunu ve erişimini artırmaya meraklıydı. Rusya lideri Haziran 2003’te İngiltere’ye gitti. Nadir İngilizce konuşmalarından birini yaparak İngiltere ile Rusya’nın birlikte çalışması gerektiğini söyledi. Üç gün sonra Putin ve Blair’in huzurunda TNK-BP anlaşması imzalandı.

BP yalnız değildi. ExxonMobil 2003 yılında Rusya’nın uzak doğu bölgesindeki büyük bir petrol sahasında ilk kuyusunu açtı ve 2006’da ihracata başladı. Shell, Japon Mitsui ve Mitsubishi ve sonrasında Gazprom’un yer aldığı 20 milyar dolarlık ortak girişim, 2004 yılında Rusya ile üretimden pay almak için anlaşma yaptı ve 2008’de petrol ihracatına başladı.

Putin’in Rosneft planları

TNK-BP’nin oligarklarına göre BP ile Rosneft arasındaki anlaşma kendi haklarını ihlal ediyordu; uluslararası mahkemeler aracılığıyla bu anlaşma bloke edildi. BP’nin Moskova ofisleri özel kuvvetlerin baskınına uğradı ve Exxon Rosneft’in Kuzey Kutup Bölgesi’ndeki ortağı olup BP’nin yerini almak için hemen hamle yaptı.

Eski bir BP yöneticisine göre TNK-BP ortak girişiminin Rusların kontrolünde değil 50/50 şeklinde yapılanmasından hiçbir zaman hoşlanmayan Putin’in “petrol varlıklarını biriktirmek için” araç olarak Rosneft’i kullanacağı günden güne belirginleşiyordu.

Putin’le birçok kez bir araya gelmiş olan sektörden bir isim “Petrol ve gaz her zaman Putin’in kartviziti olmuştur; ne zaman bir yere gitse önce petrol ve gaz konusunu konuşmak ister” diyor.

Putin 2013’te istediğini aldı. BP karmaşık bir anlaşma sonunda TNK-BP’deki yüzde 50 hissesi karşılığında 12 milyar dolar nakit ve Rosneft’in yüzde 18.5 hissesini aldı.

Dudley anlaşmayı “BP için Rusya’da tarihi gün” diyerek kutladı. Birçok analist son derece düşmanca bir ortamdan kârlı bir çözümle kaçıldığında hemfikirdi; yine de kimileri BP’nin tamamen ülkeden ayrılmayıp devlet destekli bir şirkette güçsüz bir küçük ortak olarak kalmayı seçmesini yadırgadı.

2003’ten bu yana BP nakit ödemenin yanı sıra kâr payı olarak kabaca 19 milyar dolar kazanmıştı.

2013-2022 yılları arasında BP’nin Rosneft’teki öz sermaye hissesi 5 milyar dolar kâr payı daha getirdi ve hem petrol üretimini artırdı hem de BP’nin her yıl daha fazla kâr açıklamasını sağladı. Ancak Batı’nın Rusya ile ilişkileri bozulmaya başladıkça ve kısa süre önce BP düşük emisyonlu bir geleceğe yönelmek için strateji değiştirince Rosneft ile ilişkiler sorunlu bir hal aldı.

Rusya 2014’te Kırım’ı ilhak edince çoğu Batılı petrol şirketinin Rusya’ya yönelik hevesi kırıldı. Exxon bile birçok planını askıya aldı. Halbuki şirket CEO’su Rex Tillerson’a prestijli “dostluk nişanı” bizzat Putin tarafından verilmişti.

2019 yılında BP’de Dudley yerine Bernard Looney CEO’luğa getirildi. Yeni CEO da BP yatırımının arkasında durdu ve 2030’a kadar BP’nin petrol üretimini yüzde 40 azaltmak için yeni bir strateji başlattı.

Şubat başında ABD olası bir Rus işgaline dair uyarıda bulunduğunda CEO Looney FT’ye Rosneft ile ilişkilerin bozulma ihtimalinden kaygı duymadığını söylemişti:

Kaynaklara göre aslında BP Rosneft’teki hisselerinden çıkmayı hiçbir zaman ciddi bir şekilde düşünmemişti. 24 Şubat Perşembe günü Rus tankları Ukrayna sınırını geçince ise her şey değişti.

 

 

*Söz konusu yazı Tom Wilson tarafından Financial Times için kaleme alınan yazıdan çeviri yapılarak derlenmiştir.

**Tom Wilson Hakkında:

Tom Wilson, Financial Times’da bir Dünya haber editörüdür. Daha önce Orta Doğu ve Afrika haber editörlüğü yaptı ve bundan önce Kenya merkezli Doğu Afrika muhabiri olarak görev yaptı. FT’den önce, şirketlere ve hükümetlere Afrika meseleleri konusunda danışmanlık yapan bir kariyerin ardından Londra’daki Bloomberg ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde muhabir olarak çalıştı.

 

 

 

Haftanın Öne Çıkan Grafikleri

3 Nisan 2022 in Borsa, Dünya Ekonomisi

1. 1950 yılından bu yana aylara göre SP500 performansı

2. 1950-2021 yılı Başkanlık dönemlerine göre SP500 performansı. Kötü haber, içine girdiğimiz “Year 2-Q2” dönemi yani 2022-Q2 en zayıf performansa sahip. İyi haber ise Eylül 2022-Haziran 2023 dönemlerine denk gelen döngünün en iyi performansa sahip oluşu.

3. Faiz artışına hassasiyeti olumlu ve olumsuz olan sektörler. Ortalamada Sistem Yazılımı, Yarı İletkenler ve Elektrik Bileşenleri sektörleri olumlu tepki veriyor. Aynı zamanda bu sektörlerin getirisi yılın başından bu yana -%8.3 ile -9.6 arasında oldu.

4. Göreceli düşüşlere bakıldığında finans sektörü öne çıkıyor.

5. Yarı iletken ve ulaştırma sektörünü öne çıkan sektörler olarak okumak yanlış. Grafiklerine bakıldığında ortalamanın altında ya da ortalamayı test ettikleri yerde yer alıyorlar.

Nisan ayı mevcut yükselişi sağlam tutabilir

3 Nisan 2022 in Borsa

Nisan ayı Dow Jones ve S&P 500 için verimli bir ay.

Nisan ayı, 1950’den beri Dow ve S&P 500 için yılın 1 numaralı ayı ve NASDAQ için (1971’den beri) 3. en iyi ayıdır.

Ekim ayının son işlem gününden cuma günkü kapanışa kadar Dow %3,19 ve S&P 500 %1,63 düştü. Bu tarihsel ortalamanın oldukça altında bir performans. Bu durum sıkılaşan Fed ve Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden kaynaklanmaktadır.

Ancak “En Kötü Aylar” gelmeden önce, Nisan’ın sağlam tarihsel performansı mevcut ralliyi sağlam tutabilir.

2006’dan bu yana, DJIA, ortalama %2.9’luk bir kazançla 16 yıl üst üste Nisan’da yükseldi. S&P 500, ortalama %3,1 kazançla son 16 yılın 15’inde yükseldi.

Tipik ara seçim yılı sıkıntıları

Bu kadar iyi performanstan sonra Nisan için negatif olarak söyleyebilenecek tek gelişme ara seçim yılı olması.

Nisan ayında, Dow ve S&P 500, ara seçim yıllarında, son 18’in 12’sinde artış göstererek 7.en iyi ay oldu.

Bu Hafta Temettü Dağıtacak Şirketler

3 Nisan 2022 in Borsa

04.04.2022 – 08.04.2022 haftasında Fintables‘ın hazırlamış olduğu çalışmaya göre  temettü dağıtımı yapacak 13 şirket bulunmaktadır. Temettü verimi başta olmak üzere ilgili tarihler ve detaylar aşağıdaki şekildedir.

 

 

FORD: 2030’a kadar tüm binek araçların tamamen elektrikliye geçilmesi planlanıyor

3 Nisan 2022 in Reel Sektör, Sektör Analizi

Ford Otosan Araç Donanım Sistemleri Mühendis Lideri Ozan Nalcıoğlu, 2030’a kadar bütün binek araçlarının tamamen elektrikliye geçiş planı üzerinde çalıştıklarını belirtti.

Ankara Ticaret Odası tarafından organize edilen “EKO İKLİM Ekonomi ve İklim Değişikliği Zirvesi ve Fuarı“nın ikinci gününde “İklim Değişikliği Odağında İnovatif Ürünler: Koç Topluluğu Örnekleri” isimli panel düzenlendi.

Nalcıoğlu, “2030’a kadar bütün binek araçlarımızın tamamen elektrikliye geçiş planı üzerinde Ford Avrupa’yla beraber uyumlu şeklide çalışıyoruz. 2024 yılında tüm ürün gamımızın modellerimizin elektrikli, hibrit versiyonu portföyümüzde olacak.

Hafif ticari araçlarda Avrupa’da Ford’un merkezi konumundayız

Hafif ticari araçlarda Avrupa’da Ford’un merkezi konumundayız. Hafif ticari araçlarda 2035’e kadar elektrikli emisyonsuz araçlara geçme hedefi varken, 2024’ten itibaren bütün portföyde elektrikli versiyonları kullanıcıların kullanımına sunuluyor olacak” dedi.

Elektrikli Transit’in yakın bir gelecekte tanıtılacağını da kaydeden Nalcıoğlu, “Önümüzdeki haftalarda Koca’eli’de imal edilen elektrikli Transit’in lansmanını yapıyor olacağız. Ağır vasıtalarda ise 2024 yılında Avrupa genelinde sattığımız bütün ağır vasıtaların sıfır emisyonlu olması için çalışmalarımıza başladık. Elektrikli kamyon testlerimiz şu anda devam ediyor. Ağır vasıtadaki enerji ihtiyacı farklı olduğu için elektrik yanında özellikle hidrojen kullanımını söz konusu. Yakıt hücreli ve hidrojen yanmalı motorla ürünlerimizi çeşitlendiriyor olacağız.

Önümüzde dönemde Ford’un Avrupa’da imal edeceği 9 elektrikli aracın 6’sını Ford Otosan fabrikalarında imal ediyor olacağız” bilgilerini paylaştı.

 

LOJİPORT

 

2022 Avalanche Barcelona Zirvesinden Çıkarılan Notlar

3 Nisan 2022 in blockchain, Kripto Para

Paraanaliz YouTube kanalında dün akşam gerçekleştirilen yayında VeriDelisi’nin konuğu Avalanche komünitesinin ünlü isimlerden Tansel Kaya oldu.

Tansel Kaya bizlere Barcelonada gerçekleşen zirvede nelerden bahsedildiğini, yeni yeni gündemimize giren “EVM Optimized ” ve “Subnet” kavramlarını açıkladı. Aynı zamanda ülkemiz ekosistemi için kurduğu yeni projesinden bahsetti. AVAX maksimalistleri sakın kaçırmayın.

 

Yayının YouTube kaydı için: https://www.youtube.com/watch?v=yGj1m_tuFv8

 

 

 

McKinsey: Mart 2022 Ekonomik Görünümü

3 Nisan 2022 in Dünya Ekonomisi, Gündem

McKinsey Küresel Araştırmasında, jeopolitik istikrarsızlık, ekonomik koşullara ilişkin en önemli risk olarak gösteriliyor.

Ankete katılanların %76’sı, jeopolitik çatışmaları yakın vadede küresel büyüme için en büyük risk olarak belirtiyor. %42’si de enerji fiyatlarındaki oynaklığın küresel ekonomi için en riskli ikincil sorun olduğunu belirtiyor.

Grafik: Önümüzdeki 12 ay için ekonomik büyümedeki potansiyel riskler

Bu arada pandemiyi en büyük risk olarak nitelendiren katılımcıların oranı yüzde 57’den yüzde 12’ye düştü. Artık enerji fiyatları ve enflasyon küresel ekonomiye yönelik daha büyük tehdit olarak algılanıyor.

Grafik: Önümüzdeki 12 ay için ekonomik büyümedeki potansiyel risklerde pandeminin payı

Aynı zamanda, ekonomiyle ilgili genel algı büyük ölçüde olumlu kalmaya devam ediyor. Ancak iyimserlik düşüş eğilimini sürdürüyor.

Arka arkaya üç çeyrekte kendi ülkelerindeki ve dünya genelindeki ekonomik koşulların iyileştiğini söyleyenlerin oranı azaldı.

Grafik: 6 ay öncesine göre güncel ekonomik koşulların olumlu ve olumsuz olarak değerlendirilmesi

Küresel ekonomi için önümüzdeki altı aya ilişkin tahminlere baktığımız zaman, karamsarlığın hakim olduğunu görüyoruz.

Temmuz 2020’den bu yana ilk kez, ankete katılanların %51’inden daha azı (%43 iyimser) küresel ekonomik beklentiler hakkında iyimser. Üstelik ankete katılanlar içerisinde ekonomik koşulların kötüleşeceğini düşünenlerin oranı, iyimserler ile neredeyse aynı düzeyde. (%40 kötümser, %43 iyimser)

Grafik: İzleyen 6 ay için ekonomik koşulların değerlendirilmesi

Anket sonuçları, art arda üç çeyrek için, gelişmiş ekonomi ve gelişmekte olan ekonomi katılımcıları arasında iyimserlik açısından artan bir makas olduğunu gösteriyor. Anket katılımcılarına göre, jeopolitik çatışmalara olan duyarlılık gelişmiş ekonomilerde, gelişmekte olan ekonomilerden daha hızlı bir oranda düşüyor.

Grafik: 6 ay öncesine göre ekonomik koşulların olumlu olduğunu söyleyenlerin oranı (Gelişmiş ve Gelişmekte olan ekonomiler için)

 

New York Times: Ya Putin yanlış hesap yapmadıysa?

3 Nisan 2022 in Genel

Vladimir Putin’in feci bir hesap hatası yaptığı yönünde yaygın kanı mevcut. Fikrin oluşmasındaki kanılar şu şekilde:

  • Ukraynalıların işgali memnuniyetle karşılayacağını düşündü, karşılamadılar.
  • Volodimir Zelenski’nin hükümetini hızla devireceğini düşündü. Deviremedi.
  • NATO’yu böleceğini düşündü. Aksine, uzun zaman sonra birleştirdi.
  • Çinlilerin ona yardım edeceğini düşündü. Çinliler çift taraflı oynuyorlar.
  • Rus ekonomisinin yaptırımlara dayanacağını sanıyordu. Ekonomi can çekişiyor.
  • Ordusunun Ukrayna kuvvetlerini mahvedeceğini düşünmüştü. Bazı cephelerde Ukrayna ordusu karşısında mağlubiyete uğruyor.

Bazı analistler Putin’i köşeye sıkıştırılmış fareye benzetiyor. Yani köşeye sıkıştığı için daha tehlikeli olduğunu söylüyorlar. Aslında bu kanılar akla yatkın.

Putin için en iyi sonuç, kendi imajını kurtaran bir çıkış yolu bulması olacak. Bunlar, biraz daha toprak almak, Ukrayna’nın tarafsızlık taahhüdü vermesi ve uygulanan bazı yaptırımların kaldırılması şeklinde olabilir.

Ama ya yaygın kanı yanlışsa? Ya Batı bir kez daha Putin’in eline bir koz veriyorsa?

Çeçenler bu oyunu biliyor

The New York Times’dan Carlotta Gall’ın 1990’ların ortalarındaki ilk Çeçen savaşında deneyimini anlattığı haberi bu olasılığı gündeme getiriyor. Moralleri yüksek Çeçen savaşçılar ilk aşamada bir Rus zırhlı tugayını mahvederek Moskova’yı şoka uğratmıştı. Ruslar ise toparlanıp topçu ve hava gücü kullanarak Grozni’yi yok etti.

Carlotta Gall “Putin’in bir sonraki taktiğini Çeçenler iyi biliyor” diye yazıyor: “Rus birlikleri Çeçenya’da karada kontrolü ele geçirirken tutuklamalar ve kurdukları kamplarla muhalefeti ezdiler. Ardından kendi yanlarına çektikleri iş birlikçileri güçlendirdiler”.

Rusya’nın asıl derdi enerji egemenliğini güvence altına almak

Bir an için Putin’in tüm Ukrayna’yı fethetmeyi hiçbir zaman amaçlamadığını, başından beri asıl hedefinin Avrupa’da bilinen en büyük ikinci doğal gaz rezervine sahip Ukrayna’nın doğusundaki enerji zenginliklerini elde etmek olduğunu varsayalım.

Bu fikri Rusya’nın geniş enerji alanlarına sahip Kırım’daki ve doğudaki muazzam kaya gazı bölgelerine sahip Luhansk ve Donetsk kentlerindeki toprak işgalleriyle birleştirin. Bununla birlikte Putin’in Ukrayna kıyısının çoğunu veya tamamını kontrol etme girişimi eklenince Rus liderin amaçları netleşiyor. Asıl derdi Rusya’nın enerji egemenliğini güvence altına almak.

İç politika amaçlarına ulaştı

Eğer bu analiz doğruysa Putin eleştirmenlerin söylediğinin aksine yanlış hesap yapıp kaybeden taraf gibi görünmüyor.

Savaş Putin’in iç politika amaçlarına çoktan hizmet etti. Aleksei Navalni gibi muhaliflere sempati duyan orta sınıftan pek çok kişi kendi iradeleriyle sürgüne edildi. Özgür basının son kalıntıları da muhtemelen bir daha açılmamak üzere kapandı. Utanç duruma düşen Rus ordusuna gelince, aşağıdan yukarıya doğru örgütlenen bir devrimdense yukarıdan aşağıya doğru gerçekleştirilen tasfiye daha olası görünüyor.

Rusya’nın Ukrayna topraklarında elde edeceği yeni enerji zenginlikleri, yaptırımların pençesinden kurtulmasına yardımcı olabilir.

Putin’in yaptıklarının bu şekilde bir analizi yanlış çıkabilir.

Ancak  şunu unutmayın: Savaşta, politikada ve hayatta rakibinizi çılgın bir aptal değil de kurnaz bir tilki gibi görmek her zaman daha akıllıcadır.

 

 

*Söz konusu yazı Bret Stephens tarafından New York Times için kaleme alınan yazıdan çeviri yapılarak derlenmiştir.

Her Liman ve Gemi Siber Saldırı Riski Altında

2 Nisan 2022 in Genel

Siber saldırı pandeminin ardından yükselişe geçti. Denizcilik endüstrisi de payını aldı. 2020 yılında rotalarını dünya ticaretinin yüzde 80’inden fazlasının gerçekleştirildiği deniz yolu taşımacılığına saldırı girişimlerinde yüzde 400 artış yaşandı.

Tüm dünyayı etkisi altına alan pandeminin ardından bir yandan tüm sektörler hızlı bir dijital dönüşüm sürecine girerken bir yandan da bu sürece paralel olarak siber saldırılar artışa geçti. Siber saldırganların en fazla yöneldiği alanlardan biri ise dünya ticaretinin yüzde 80’inden fazlasının yapıldığı deniz yolu taşımacılığı oldu.

Salgın döneminde dijitalleşmenin getirisi sayesinde birçok sektörün e-ticarete ve küresel lojistiğe yönelmesi deniz yolu taşımacılığındaki hareketliliği artırdı. Bu kapsamda son 5 yılda sektörün en tepesinde yer alan firmaların neredeyse hepsinin siber saldırıya uğraması ise deniz yolu taşımacılığının siber suçlular için tercih edilen bir hedef olduğunu yeniden gözler önüne serdi.

Yapılan araştırmalar da deniz yolu taşımacılığının maruz kaldığı saldırıları ortaya koydu. Araştırmalara göre denizcilik endüstrisinin pandemi nedeniyle daha fazla teknoloji kullanımına ve evden çalışma sistemine yöneldiği bir döneme denk gelen 2020 yılının Şubat ayından bu yana siber saldırı girişimlerinde artış meydana geldi. Bu artış yüzde 400’ü buldu.

Gemilere yönelik siber tehditler yükselişe geçecek

Konu ile ilgili değerlendirmelerde bulunan İnfrasis Siber Mühendislik Genel Müdürü Can Sobutay, “Bugüne kadar, deniz taşımacılığını içeren çoğu siber olay, limanlara ve nakliye şirketlerine yönelik saldırılar gibi kıyı kaynaklı olaylar olmuştu. Şirketlerin mail hesapları, satış ve dağıtım, personel yönetimi ile özellikle konteyner rezervasyon uygulamaları hedef alınmıştı. Ancak daha fazla gemi, karada navigasyon ve performans yönetim sistemlerine bağlandıkça, gemilere yönelik siber tehditler de yükselişe geçecek” dedi.

Saldırganlar için dijital bir olasılıklar okyanusu

Denizcilik sektöründe verimliliği ve etkinliği artırmak amacıyla bilgi teknolojisi (BT) ile operasyonel teknoloji (OT) sistemlerinin daha fazla entegre edildiğini anlatan Can Sobutay, “Siber saldırılarda Denizcilik OT büyük bir hedef. Bu sistemler; düşük olgunluğa, ciddi hasar verme ihtimaline sahip ve saldırganlar için dijital bir olasılıklar okyanusu sunuyor. Tehdit aktörleri bunun farkında ve bundan nasıl yararlanacaklarını öğreniyorlar. Komşu sektörlerden öğrendikleri dersleri denizcilikte uyguluyorlar. Yaşanan ders niteliğindeki olaylardan da anlaşıldığı gibi önemli bilgi sistemleri yeterince korunmadığı takdirde, her liman veya geminin siber saldırı riski altında” açıklamasını yaptı.

Antwerp’teki saldırının etkileri iki yıl boyunca devam etmişti!

Avrupa’nın en büyük ikinci konteyner limanı olan Belçika’daki Antwerp Limanı’nın, iki yıl boyunca siber korsanlarla birlikte limanın konteyner arzını kontrol edebilen uyuşturucu kaçakçılarının etkisinde kalması uzun bir süre gündemden düşmemişti. Siber suçlular hedefli oltalama saldırıları ve zararlı yazılımlar aracılığıyla 2011 yılında Antwerp Limanı’ndaki yetkililerinin hesapları ile nakliye şirketlerinin sistemlerini ele geçirmişti. Saldırılar sonucunda konteyner teslim yerleri ve tarihler değiştirilmişti. Siber suçlular bu değişikliğin ardından uyuşturucu yüklü nakliye konteynerlerini alması için kendi nakliyecilerini yönlendirerek iki yıl boyunca istedikleri şekilde operasyonları yürütmüşlerdi. Olaylar 2013 yılında fark edildiğinde de yasal nakliye kargolarının içinde eroin ve değeri 130 milyon sterlin olan en az bir ton kokain bulunmuştu.

Deniz ticaret filosu son 10 yılda iki kat büyüdü!

Aynı anda daha yüksek tonajların taşınabilme imkânı, güvenilirlik, hava yolu, kara yolu ve demir yoluna göre daha ucuz olması, alt yapı maliyetinin düşüklüğü gibi nedenlerle deniz ticaret filosu son 10 yılda iki kat büyüme elde etti. Şu anda dünya üzerinde uluslararası sularda 50 bin civarında gemi bulunuyor.

 

ViraHaber

 

Kremlin: Rusya, Avrupa’ya sattığı petrolü Asya ile değiştirmek istiyor

2 Nisan 2022 in Dünya Ekonomisi

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in sözcüsü, “Avrupa pazarı kıymetli olmasına rağmen, Güneydoğu Asya’da, Doğu’da da bir pazar” var ifadelerini kullandı. Interfax ajansının haberine göre, Rusya, Avrupa’ya sattığı petrolü Asya ile değiştirmek istiyor.

Dünya pazarı, Avrupa pazarından daha çeşitlidir

Sözcü Peskov, Şansölye Olaf Scholz‘un (SPD) “Almanya’nın Rus enerji ithalatına olan bağımlılığını ortadan kaldırmak için oldukça hızlı çalışacağız” açıklamasına tepki gösterdi.

Federal Ekonomi Bakanı Robert Habeck‘in (Yeşiller) verdiği bilgiye göre, Almanya’nın yaza kadar Rus petrol ithalatını yarıya indirmesi bekleniyor.

Sözcü Peskov, Rusya’nın Avrupa ülkelerine doğal gaz arzının gelecekte ruble olarak ödenmesi gerektiği konusunda ısrar ettiğini de açıkça belirtti. Reddedilmesi durumunda, Rusya’nın Avrupa’ya “boşuna” gaz tedarik etmeyeceği açıktır.

Putin geçen hafta “düşmanca devletlere” gaz teslimatlarının sadece ruble ile yapılacağını duyurmuştu. Bu, baskı altında olan Rus para birimini destekleyecektir. Çünkü ithalatçı ülkeler ruble tedarik etmek zorunda kalacaklar.

Almanya şu ana kadar gaz arzını avro olarak ödemişti.

Rusya ise, Ukrayna’nın işgal girişimine ve Batı yaptırımlarına rağmen, Avrupa’ya gaz tedarikini hız kesmeden sürdürüyor.

 

Silah şirketleri Ukrayna savaşından nasıl yararlanıyor?

2 Nisan 2022 in Dünya Ekonomisi

Dünyanın en büyük silah şirketleri savaştan memnun görünüyor.

Almanya’nın en büyük silah üreticisi Rheinmetall‘ın CEO’su Armin Papperger geçen yılki reklam sunumunda “2021 performans açısından rekor yılımızdı ve muhtemelen 2022 daha da iyi olacak.” ifadelerini kullanmıştı.

Papperger, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 24 Şubat’ta Ukrayna’yı işgal edeceğini ve Şansölye Olaf Scholz‘un (SPD) sadece üç gün sonra Bundeswehr için 100 milyar avroluk bir yeniden yapılanma programı açıklayacağını tahmin edemedi.

Düsseldorf merkezli şirket, şu an tek büyük Alman silah şirketidir. Rheinland’daki fabrikalarda, ilk hızlı ateş tüfekleri 1896’da Alman ordusu için üretildi ve Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle şirket en büyük Alman üreticisi haline geldi.

Bununla birlikte, şirket değeri son on yılın barışçıl zamanlarında Rheinmetall için felaketti.

Hisse fiyatı son beş yılda sadece yüzde 18 arttı. Aynı dönemde MDax, yüzde 38’lik bir artış sağladı.

Papperger’ın rekor dediği yıl olan 2021’de Rheinmetall, 2016 yılına göre 5,7 milyar daha fazla avro kazandı. Vergi öncesi faaliyet karı neredeyse iki katına çıktı.

24 Şubat’tan beri ise her şey değişti. Ukrayna savaşı ve Almanya’nın yeniden silahlanma programı Rheinmetall’ı favori şirket haline getirdi. Şirketin hisse fiyatı yüzde 93 arttı.

Grafik: Rheinmetall Hisse Fiyatı

Düsseldorf merkezli şirket, şu an tek büyük Alman silah şirketidir. Rheinland’daki fabrikalarda, ilk hızlı ateş tüfekleri 1896’da Alman ordusu için üretildi ve Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle şirket en büyük Alman üreticisi haline geldi.

Üstelik dünyanın en büyük silah şirketlerinin hiçbiri o kadar yükselmedi.

Analistler Rheinmetall’ın bu yıl 6,6 milyar avroluk satış elde etmesini bekliyorlar. Satışların 2024 yılına kadar 8,7 milyar avroya çıkması ve net kârın iki katından fazla artması bekleniyor.

ABD’li silah devleri geride kaldı

Dünyanın en büyük beş silah şirketleri ABD’dedir. ABD devleri Avrupa şirketlerinin değer artışından etkilenmedi. Lockheed Martin, Raytheon ve diğerleri savaşın başından bu yana Avrupalı meslektaşlarından yüzde 8 ila 19 oranında daha düşük kazanımlar elde ettiler.

Bunun iki nedeni var: Birincisi, ABD’de var olandan daha yüksek savunma harcaması açıklanmadı. Şirketler şu anda sadece Ukrayna’ya silah teslimatlarıyla ek para kazanıyor. Savaş sona erdiğinde işler bitecek. İkincisi ise, Fed faiz oranlarını yükseltti.

 

Rus para birimi nasıl güçlendi?

2 Nisan 2022 in Dünya Ekonomisi, Para Politikasi

Financial Times gazetesine göre Rusya Merkez Bankası operasyon başladıktan sonraki ilk iki gün rubleyi korumak için piyasaya 1,2 milyar dolar enjekte etti.

Rusya’nın açıkladığı son önlem ise petrol ve gaz alımı yapan ülkelerin ödemelerini ruble yapmaları yönünde oldu.

Financial Times gazetesine göre katı sermaye kontrolleri ve yabancıların ruble yatırımlarından çıkmalarının engellenmesi, ülkenin finansal sistemin çökmesini engelledi.

Bunun bir dezavantajı ise Rusya’nın küresel finansal sistemden iyice izole olması.

Ruble güçlü kalmayı sürdürebilecek mi?

Bazı uzmanlara göre bu durum kalıcı değil.

Reuters haber ajansına konuşan Alfa Bank Şef Ekonomisti Natalia Orlova, rubledeki güçlenmenin ihracatçı şirketlerin aylık ve çeyreklik olarak dövizlerini satmalarından ötürü kaynaklandığını aktarıyor.

Orlova, bu durumun döviz piyasasında dengesizlik oluşturduğunu aktararak rublenin güçlendiğini vurguluyor ve bu durumun geçici olduğunu düşünüyor.

Financial Times gazetesine konuşan eski Rusya Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Oleg Vyugin ise önce Rus vatandaşlarının ruble satmasıyla para biriminin değer kaybettiğini, ancak bu durumun engellenmesiyle rubledeki düşüşün durduğunu söylüyor.

Diğer yandan ithalatın durması ancak gaz ile petrol ihracatının devam etmesi de Rus ekonomisinin dış ticaret fazlası vermesini sağladı.

Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) ekonomistleri Elina Ribakova ve Robin Brooks‘a göre Rusya Batı’nın uyguladığı yaptırımlar yüzünden daha az petrol satsa da petrol fiyatlarının artmasıyla beraber halen ciddi bir kazanç elde etmekte.

Rublenin güç kazanmasına rağmen yaptırımların Rus ekonomisine zarar vereceği tahmin ediliyor.

Uluslararası Finans Enstitüsü’nden Ribakova’ya göre Rus ekonomisi bu yıl yüzde 15 daralacak. Şimdiye kadar ülkeden 400 yabancı şirketin çıktığı tahmin ediliyor.

 

Türkrus Haber Portalı

 

ANALİZ: Elektrikli araçlarda çok fazla Putin gazı var

2 Nisan 2022 in Dünya Ekonomisi, Raporlar, Reel Sektör

Elektrikli araçlar, mevcut yakıt fiyatları göz önüne alındığında (Aynı zamanda birçok vergi indirimi nedeniyle) çok avantajlı gözüküyor. Ancak bu araçların Rus gazına veya diğer hammaddelere olan bağımlılığını azalttığına inanan herkes iki kere düşünmelidir.

Elektrikli bir araçla 100 kilometre yol yapmanın maliyeti, şu anda benzinli bir aracın yarısına denk gelmektedir. Bu yüzden elektrikli araçlar ve hibrit modeller giderek daha popüler hale geliyor.

Elektrikli araçlar ne kadar “emisyonsuz”? Ortalama bir Senaryo

Karlsruhe Teknoloji Enstitüsü’nden motor uzmanı Profesör Thomas Koch’e göre orta menzilli elektrikli bir araçta, ortalama bir senaryoda, 100 km yol yapabilmek için 14 kWh / 100 km mekanik enerjiye ihtiyaç vardır. Bu enerji ihtiyacı için elektrik santrallerinde 26 kWh enerji/100 km üretilmesi gerekir.

Elektrikli arabalar ne kadar “temiz”? “En iyi durumda, kilometre başına 160 gram CO2”

Nükleer enerji kullanılmazsa en iyi durumda elektrikli araçlar için elektriği gazla çalışan bir elektrik santrali sağlayacak. Bu durumda gereken 26 kWh/100 km elektrik enerjisi gaz ile 65 kWh/100 km ölçeğinde üretilecek.

Bunun için ise 100 kilometrede Rusya’dan 6 kg daha fazla Rus doğalgazı ithal etmek gerekecektir. Bu da, 100 kilometrede 13 Euro maliyete denk gelmektedir. Bunun sonucunda 160 g CO2/km ve üzeri CO2 emisyonu elde edilecektir.

Koch’a göre 2030’lara kadar, bir elektrikli otomobilin, birincil enerji kaynaklarının ithalat maliyetlerini düşürmesi mümkün değildir.

En Kötü Senaryo

En kötü durumda ise, kömürle çalışan bir elektrik santrali üretim yapar. Koch’un verilerine göre 100 km’de yaklaşık 15 kg linyit ve 280 g CO2/km’nin üzerinde emisyon elde edilir.

“Auto Motor & Sport” dergisine göre nükleer enerji sayesinde ideal olarak neredeyse hiç emisyona neden olmayan bir Fransız elektrikli otomobilinin aksine, en kötü senaryoda Almanya’da kilometre başına 358 g CO2/km bir emisyon ortaya çıkar.

Fransa’nın nükleer enerji sayesinde elektrikli araç CO2 emisyonu 45gr seviyesine kadar düşüyor. Almanya’da Rus doğalgazı olmadan kömür ile elektrik üretiminde elektrikli araç CO2 emisyonu 358gr seviyesine kadar çıkıyor.

Çözüm dizel mi?

Rüzgâr ve güneş enerjisinin genişlemesiyle böylesine kötü bir durum gerçekte daha az gerçekleşse de şimdilik Ukrayna-Rusya savaşı ile kısa vadeli çözümler zor hale geldi. Motor uzmanı Thomas Koch için, dizel yakıt, en azından hammadde bağımlılığını azaltmak için şu anda hala daha iyi bir çözüm.

Modern bir dizel hibrit kullanımıyla 4,2 kg dizel/ 100 km yakıt tüketimi yapılır. Bununla akülü araç için 13 euro/100 km’nin aksine, Rusya’ya sadece 5 euro/100 km transfer edilmesi gerekir.

Hibrit dizel için yakıt üretimi de dahil olmak üzere CO2 emisyonları yaklaşık 150 g CO2/km seviyesindedir. Bu, bir elektrikli araç için Almanya’da 160 ila 280 g CO2/km seviyesindedir.

Elektrikli arabalar için Rus hammaddeleri

Elektrikli araçların sözde bağımsızlığının gerçekte bahsetmediği bir diğer konu ise pillerdir.

Arabalardaki piller hammaddeye ihtiyaç duyuyor ve gözle görülür şekilde daha pahalı hale geliyorlar. Alman Basın Ajansı’ndan endüstri analisti Pedro Pacheco, bunun ana nedeninin nikel fiyatlarındaki artış olduğunu söyledi. Rusya, çoğu elektrikli araç pilinde önemli bir rol oynayan metalin önemli bir kaynağıdır.

Pahalı nikel, elektrikli otomobillerin yaygınlaşmasını tehdit ediyor.

Bu nedenle otomobil ve akü üreticileri, zaman ve paraya mal olan ve aynı zamanda daha uzun teslimat yolları anlamına gelebilecek başka hammadde kaynakları bulmak zorundadır.

E-araba ile kendi kendine yeterlilik?

Kendi kendine yeten bir otomobil hayalinin bir şekilde gerçeğe dönüştüğü bir senaryo mevcut. Ev sahipleri elektrikli arabalarını çatıda kendi fotovoltaik sistemleriyle şarj ederlerse maliyet, karbon emisyonu ve ithalat açısından avantaj sağlanmış oluyor.

Elektrikli arabayı 30 cent/kWh elektrik yerine 10 cent/kWh ile daha ucuz PV elektriğiyle şarj ederseniz, seyahat maliyetleri 100 kilometrede 6 Euro’dan iki Euro’ya düşüyor.

Ulaştırma Bakanı Volker Wissing bu nedenle gelecekte e-mobilitenin tanıtımını bu alana yönlendirmek istiyor: Kamu şarj altyapısı özel sektör tarafından inşa edilmeli, sübvansiyonlar ise özel PV sistemlerine akmalıdır.

 

Yeni Enerji Krizi – Rusya Orta Vadede Kaybedecek mi?

2 Nisan 2022 in Genel

Merhaba,

Bu yayında enerji konusu ile alakalı olarak kısa bir değerlendirmede bulunduk.

Söz konusu yayının YouTube kaydı için: https://www.youtube.com/watch?v=zspsEX8HTkM

Rusyanın işgal kararı öncesinde, enerji konusunda Avrupa’da kısmi bir rota değişikliği çalışmaları bulunuyordu. Videoda işgal kararı öncesindeki bu değerlendirmeleri ve işgal kararı sonrasında yayınlanan raporları baz alarak enerji konusunda tarafların neler düşündüğünü ve planladığını anlamaya ve aktarmaya çalıştık.

Videoda bahsedilen yazı linkleri şu şekildedir:

  1. Rus-Avrupa Ruleti

https://sosyal.paraanaliz.com/2022/01/02/rus-avrupa-ruleti/

  1. Rusya’nın SWIFT’den Çıkarılması ve Avrupa’nın Enerji Arayışı

https://sosyal.paraanaliz.com/2022/01/27/avrupa-merkez-bankasi-rusyanin-swiftden-ayrilmasi-gibi-bir-senaryoda-bankalarin-neler-yapabilecegine-iliskin-rapor-istedi/

  1. Japonya Elindeki Fazla Gazı Avrupa’ya Göndermeyi Planlıyor

https://sosyal.paraanaliz.com/2022/02/10/japonya-elindeki-fazla-gazi-avrupaya-gondermeyi-planliyor/

  1. Almanya artan elektrik talebini nasıl karşılamalı?

https://sosyal.paraanaliz.com/2022/01/30/almanya-artan-elektrik-talebini-nasil-karsilamali/

  1. Almanya’da 38 Enerji Tedarikçisinden Tedariki Durdurma Kararı

https://sosyal.paraanaliz.com/2022/01/15/almanyada-38-enerji-tedarikcisinden-tedariki-durdurma-karari/

  1. AB Yüksek Temsilcisi Josep Borrell: Enerji bağımlılığımızı azaltmak acil zorunluluktur

https://sosyal.paraanaliz.com/2022/03/03/enerji-ithalati-bagimliligimizi-azaltmak-acil-stratejik-zorunluluktur/

  1. Andrew Hecht: Doğalgaz Piyasasında Oynaklık Devam Edecek, Piyasaya Yatırım Yapmak için Alternatifler

https://sosyal.paraanaliz.com/2022/03/14/andy-hecht-dogalgaz-piyasasinda-oynaklik-devam-edecek-piyasaya-yatirim-yapmak-icin-alternatifler/

  1. Yeni Enerji Şoku: Putin, Ukrayna ve Küresel Ekonomi – Financial Times

https://sosyal.paraanaliz.com/2022/02/26/yeni-enerji-soku-putin-ukrayna-ve-kuresel-ekonomi-financial-times/

  1. Bruegel Raporu: Avrupa Rus Gazı olmadan geçecek 2023’e hazırlanıyor (Analiz)

https://sosyal.paraanaliz.com/2022/03/07/avrupa-rus-gazi-olmadan-gececek-2023e-hazirlaniyor/

  1. Nouriel Roubini: Ukrayna krizinin etkileri geçici olmayacak: Stagflasyon, Enerji Krizi ve Jeopolitik Riskler

https://sosyal.paraanaliz.com/2022/03/06/nouriel-roubini-rusyanin-savasi-ve-kuresel-ekonomi/

  1. Rusya Orta Vadede Neden Kaybedecek?

https://sosyal.paraanaliz.com/2022/03/01/rusya-orta-vadede-neden-kaybedecek/

 

Araç çubuğuna atla