SosyalParaAnaliz

Teksas’ta online silah almanın kolaylığı (Quartz)

27 Mayıs 2022 in Dünya Ekonomisi

Salı günü Teksas’ın Uvalde eyaletindeki okul saldırısından sonra, silahlı adamın 18 yaşına girdikten birkaç gün sonra satın aldığı iki tüfekten biri olan DDM4V7’yi sipariş etmenin ne kadar zor olduğunu merak ettik.

Cevap: Beş tıklama.

Gürcistan merkezli Daniel Defense tarafından üretilen AR-15 tarzı silah, internette 1.870 dolar + vergi karşılığında satılıyor. Yerel bir silah dükkânına kargo ise ücretsizdir. Adımlar şu şekilde:

1.Silah seçimini yaptık

2.Kartla öde deyip “Sipariş ver” butonuna tıkladıktan sonra onay e-postası aldık.

 

Her ikisi de yasal olarak gerekli olmasına rağmen bu esnada bizden yaş kanıtı veya temiz bir sabıka kaydı istenmedi. Bu haliyle Amazon’dan Lego seti almak kadar rutin bir satın alma işlemi.

  1. Silahla birlikte temizleme aparatı gibi ürünler satın alıp almayacağımıza karar verdik.

4. Siparişi gözden geçir butonuna tıkladık.

5. Kargo ve fatura adresi seçimini yaptık.

Teksas yasalarına göre, tüfek alıcılarının 18 yaşında veya daha büyük olması ve herhangi bir suç kaydı olmaması gerekiyor. Ayrıca satın almalarda federal hükümetin arka plan kontrolü gerekiyor. Ödeme işlemi sırasında bu durumlarla ilgili hiçbir bildirim ya da uyarı almadık.

İşte bu kadar. Günlük bir alışveriş yapar gibi silah satın alınabiliyor. Bu durum ABD kültüründe silahların yaygınlığı hakkında çarpıcı bir durum.

 

 

*Söz konusu içerik Quartz’da yayımlanmış olup paraanaliz için çeviri yapılarak derlenmiştir.

köşe yazıları, opinion, fikir

Günün öne çıkan köşe yazıları

23 Mayıs 2022 in Gündem, Köşe yazıları

İbrahim Kahveci – Karar

“Şu dönemde ülkeyi çözmek çok zor. Seçmeni de tercihlerinden dolayı…

Eskiden bu ekonomik şartlarda iktidar ittifakının oy oranı bırakın yüzde 30’u, yüzde 3’ü bile bulamazdı. Şimdi ne oldu da bunca yıkıma rağmen Cumhur İttifakı yüzde 30-35 bandında oy oranını barındırıyor?

Dünya Neo-liberalizmle beraber tarihi bir gelir dağılımı bozukluğu yaşıyor. Bir tarafımız bahar-bahçe; diğer yanımız ise yaprak döküyor. Gelir dağılımının bu kadar bozuk olduğu dönemler tam da sol partilerin dönemidir. Ama o da ne??? Şili hariç bir sol kazanım gözlenmiyor. Bu işte bir terslik olmalı…

Acaba yeni fikri üretimi, yeni sol tanımı mı gerekiyor?”

“Bir ülkede işsizlik düşmeden ücret artışı sadece imtiyazlı bir kesim yaratır. Mesele hem istihdamı artırmak hem de ücretleri artırmaktır. Yeni sol tam da bu kavramlar üzerinde çalışmak zorundadır.

Kamu-yerel yönetimlerle istihdam artışı boş ve eski solun en kolay aldatmacasıdır. 3 kişilik işe 30 kişi alınca aslında bu yükü yine özel sektörde çalışanlar üstleniyor demektir. Ya da bu yükü bütün millete yüklemek demektir. ”

“İşin en kolay yolu sermayeye saldırmak ile olmaz. Bu ülkede her ay kaç girişimci iflas ediyor? Girişimcilik eski sol için bir saldırı nedeni olabilir ama yeni sol için bir teşvik nedeni de olabilir. Bu işler o kadar basit mi?

Büyük sermaye için de aynı, küçük sermaye için de… Mesela şudur: O sermaye üretim, değer ve kazanç olarak ülkeye ne sağlıyor? Bunun karşısında asıl rant sermayesine odaklanmak gerekmiyor mu?

Zaten meselemiz Neo-liberalizm mi yoksa “Finansallaşma” üzerinden oluşan üretimsiz rant sermayesi mi?”

Yazının tamamını okumak için tıklayınız.

Remzi Özdemir – Yeniçağ

“Bir anket şirketi sokaktaki vatandaşa ekonomide kötü gidişatın sorumlusunu sormuş. Burada benim en çok dikkatimi çeken yüzde 25’e yakın bir bölümün, tarihi krizi hükümetin beceriksiz politikasına değil de dış güçlere bağlaması oldu.

Dış güç takıntısı tarih boyunca hep prim yapmış bir söylemdir. Öyle ki memleketim Adıyaman’da küçücük bir çocuktum, bu söylemi duyardım.

Hatta yaşlı bir gayrimüslim vardı. Kendisi sağlık memuru ve gece gündüz insanların derdine koşar, iğne yapar, elinden geldiğince yardım ederdi. Bu kişinin aslında dış güçlerin adamı ve evinde küçük el telsizi olduğu, bununla Rusya ile görüştüğü iddia edilirdi.

Buna ben dahil herkes inanırdı.”

“Türk insanının kendine özgün bir saflığıdır… Beceriksiz siyasiler her zaman bizim insanlarımızın bu saflığından faydalanmıştır.”

Yazının tamamını okumak için tıklayınız.

Oğuz Demir – Karar

“Bu hafta yine Merkez Bankası’nın faiz kararı vereceği bir haftaya daha giriyoruz. Eylül-Aralık ayında soluksuz takip ettiğimiz faiz kararını takip etmeyi son dört aydır bıraktık. ”

“Evet ortada piyasaya yön verecek bir Merkez Bankası ve politika faizi kalmayınca sorunun kim tarafından, nasıl çözüleceği bir muammaya dönüştü. Hükümet ise “makroihtiyati tedbirlerle” enflasyonu çözeriz dedi.”

“Neydi makroihtiyati tedbirler? Bu tedbirler daha çok finansal sistemdeki riski kontrol etmek amaçlı adımlar olarak tanımlanıyor. Çeşitli ürünlerdeki taksit sayılarının arttırılması, azaltılması gibi önlemler de bunlar arasında! ”

“Tam da böyle bir dönemde geçtiğimiz günlerde Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu Başkanı kredi kartı alışveriş taksit sayılarının artırılmasını talep etti. Esnafın da mevcut uygulamalardan mağdur olduğu anlaşılıyor. ”

Yazının tamamını okumak için tıklayınız.

İsa Karakaş – Türkiye

“Emeklilerimizin sayısının 14 milyona ulaşmasına çok az kaldı. Nüfusumuzun yaşlanma sürecinin de gittikçe artması ile birlikte bu sayıdaki artış gittikçe daha da hızlanacaktır.

Genç nüfustaki fırsat penceresini acil tedbirlerle derhâl istihdama katıp bağımlılık oranlarını azaltmazsak maalesef SGK’nın aktüeryal dengesinin gittikçe daha kötü bir hâl alacağı kaçınılmazdır. Zira yapılan sosyal güvenlik reformuna rağmen hâlen aktif/pasif oranı bir türlü 2 rakamına bile ulaşamamıştır.

Bugün bile emeklilerimizin sayısı neredeyse 100’den fazla ülkenin nüfusunu geçmektedir. Yunanistan, Belçika, Azerbaycan, Portekiz, İsveç, Avusturya, İsviçre… gibi ülkelerin nüfusları emeklilerimizin sayısının çok altında bulunmaktadır.

Emeklilerin en önemli problemlerinin başında maaşlarının geçimlerini sağlamasında yetersiz kalmasıdır. Çok sayıda Bağ-Kur ve SSK emeklisinin maaşı asgari ücretin bile altında bulunmaktadır.”

Yazının tamamını okumak için tıklayınız.

 

*Sitemizde, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 36. Maddesi uyarınca, yazıların sahibi olan köşe yazarlarının ad soyad bilgileri, yazı sahibi gazete bilgisi, ve yazıların gazetelerdeki orjinal kaynak linkleri paylaşılmakta olup, yazılara tıklandığında ziyaretçilerimiz gazetelerin kendi web sayfalarına yönlendirilmektedir.

Avrupa’nın hasta adamı: İngiltere

22 Mayıs 2022 in Genel

New Statesman raporlarına göre İngiltere, son 7 yıllık büyümede önemli Avrupa ülkelerinin gerisinde kaldı. 

Hollanda yüzde 28 gibi etkileyici bir büyüme kaydederken, Birleşik Krallık’ta kişi başına düşen GSYİH 2015’ten bu yana sadece yüzde 10 büyüdü. Böylece İngiltere Fransa (yüzde 18) ve Almanya (yüzde 24) gibi diğer ülkelerin oldukça gerisinde kaldı.

Stagflasyon

İngiltere, Bloomberg tarafından “gelişmiş ülkelerin stagflasyon başkenti” olarak adlandırıldı. Uluslararası Para Fonu’na göre, İngiltere’de enflasyon 13,1 seviyesine ulaşabilir. Philip Aldrick, İngiltere ekonomisinin esneklikten yoksun olduğunu ifade etti. Böyle giderse durum kalıcı hale gelebilir.

Temettü yolculuğuna çıkan yatırımcı sayısında artış

22 Mayıs 2022 in Borsa

“Finansal özgürlük” teriminin Google Trendlere göre arama sonucuna bakıldığında 2020/Şubat ayında aramanın artmaya başladığı, bu aydan itibaren aramadaki yüksek seyrin korunduğu ve 2021/Ocak ayında aramanın zirveye ulaştığı görülmektedir.

“Temettü” teriminin arama sonuçlarına bakıldığında da benzer görünüm mevcut. 2020/Nisan ayında aramanın artmaya başladığı, bu aydan itibren aramadaki yüksek seyrin korunduğu ve 2022/Mart ayında aramanın zirveye ulaştığı görülmektedir.

Finansal özgürlük aramasının detaylarına bakıldığında aşağıdaki sorular öne çıkmaktadır.

Temettü aramasına bakıldığında ise aşağıdaki sorular öne çıkmaktadır.

Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, kişilerin finansal özgürlük adına farkındalıklarının artmaya başladığı, farkındalık ile ilgili önemli bilgilerin sosyal mecralarda aratıldığı, sosyal bir yatırımcı kitlesinin oluşmaya başladığı yorumları yapılabilir.

kripto para

Kripto paralar için kritik viraj (Financial Times)

22 Mayıs 2022 in Genel

2006 yılında finansal sistemin ihtiyaç duyduğu şeyin bir “Goldilocks krizi” olduğu konusunda şaka yapmıştım. Yani yatırımcıların ve düzenleyicilerin pek fazla zarar görmeden piyasalardaki balonları görmelerine yetecek kadar ufak bir kriz yaşanmasından bahsediyordum.

Maalesef böylesi ufak ve dost canlısı uyarıcı bir kriz yaşanmadı. Bunun yerine 2008 yılında konut kredileri sektöründe kredi türevlerinin ve yüksek faizli ipotek kredilerinin sebep olduğu neredeyse tüm finansal sistemi süpürecek çetin bir kriz yaşandı.

Bugün için kripto para sektöründe Goldilocks anının gelip gelmediği tartışma konusudur.

Kripto paralar son zamanlarda kredi türevlerinin bir zamanlar başına geldiği gibi çarpıcı bir şekilde patladı. Yatırımcıların çoğu sistemin işleyişi hakkında yeterli bilgi sahibi değil. Bu ay, önde gelen bir kripto meraklısı olan Ran Neuner’in “kriptonun gördüğü en büyük felaketlerden biri” olarak tanımladığı krizi yaşadık.

Terra ve Luna

Bu krizlerden en öne çıkanı sözde “algoritmik istikrarlı para” Terra ve Luna’nın 2-3 gün içerisinde 50 milyar dolarlık zarara yol açarak patlaması oldu.

Toplam 2 trilyon dolarlık kripto piyasası şimdiden yüzde 30 civarında değer kaybetti ve daha da daralabilir.

Benim gibi kripto devriminin blok zincir teknolojisi etrafında potansiyel olarak değerli fikirlere sahip olduğunu düşünüyorsanız, Çin tarzı bir yasak talep etmek aptalca olur.

Finans profesörü Alex Lipton gibi saygın kripto uzmanlarının geçen yıl uyardığı gibi, Luna her zaman çılgınca görünüyordu. Lipton, blok zincirinin döviz ticareti ve karbon piyasaları gibi sektörleri dönüştürebileceğini düşünüyor.

Bulunduğumuz noktada önemli soru şu: Kilit oyuncular ve politika yapıcılar iyinin bir kısmını korurken kötüyü ayıklamak için reformu benimseyebilecekler mi?

Yani 50 milyar dolarlık soru: Bir Goldilocks kalıbı oluşabilir mi? Belli değil. Ancak cevabı belirlemek için yatırımcıların izlemesi gereken beş önemli konu var.

Sektör için önemli 5 durum

Birincisi, sektörün dilinin daha az kafa karıştırıcı hale gelip gelmeyeceği Örneğin, “Durağan para” kavramını düşünün. Bu kelime şu anda algoritmik madeni paralardan (gerçekten sentetik türevlere daha çok benzeyen) USDC madeni paraya (daha çok mini dar bir banka gibi) kadar bir dizi farklı uygulamayı pazarlamak için kullanılmaktadır. Bu bulanıklığın ortadan kaldırılması gerekiyor.

İkincisi, düzenleyicilerin gözetimi genişletmesi gerekiyor. Amerika’da, korkak türevler veya yatırım fonları gibi davranan tokenler, en iyi Emtia Vadeli İşlemler Ticaret Komisyonu veya Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu tarafından denetlenir. Mini bankalar gibi çalışan madeni paralar, Para Birimi Denetleme Ofisi tarafından daha iyi izlenir. (USDC madeni paralarını ihraç eden Circle, tam da bunun için şu anda OCC ile aktif görüşmelerde bulunuyor.)

Üçüncüsü, düzenleyiciler dahil olursa, istikrarlı madeni para ihraççılarının varlıkları hakkında denetlenmiş, ayrıntılı açıklamalar içeren ve büyük rezerv gereksinimlerini sağlayan şartları oluşturması gerekiyor. Özellikle en büyük stablecoin ihraççısı Tether şu an bunları yapmıyor.

Dördüncüsü, düzenleyiciler kripto borsalarının temel liste standartlarını desteklemesini talep etmelidir.

Ve sonuncusu, borsalar sadece platformlar olarak hareket etmemelidir. Çoğu müşterinin varlıklarını borsalarda sakladığı göz önünde bulundurulursa, borsalar saklama konusunda şeffaf ve net bir çözüm getirmelidir.

Sektörde, denetleme, gözleme gibi güç konsantrasyonu faktörleri göz ardı ediliyor. Bu konular, sektörün yaratılış mitolojisi ile çelişiyor. Sektörde başarısızlık piyasa paniğine yol açabilir.

Yukarda saydığımız benzer ilkeler daha önce inovasyonun diğer alanlarına da dayatılmıştı. Başkan’ın Finansal Piyasalar Çalışma Grubu tarafından yedi ay önce yayınlanan ve “acil” mevzuat çağrısında bulunan raporda pek çok risk açıkça ortaya konmuştu.

Ancak o zamandan beri, Kongre önemli ölçüde harekete geçmedi.

Çoğu ana akım kripto oyuncusu da sorunları görmezden geldi. Örneğin, Tether ihraççısı muhasebe suistimali nedeniyle para cezasına çarptırılsa da, yatırımcılar parayı kullanmaya devam etti.

Goldilocks sorusu burada devreye giriyor…

Endüstri ve politika yapıcılar gecikmeli olarak yaşanan krize tepki verirse dünya nihayet kriptonun gerçekte kumarhaneden daha fazlası olup olmayacağını görebilecek.

Krize sektörden makul tepki ve çözümler gelmez ise daha fazla skandal, şok ve yatırmıcı kaybı beklemeliyiz.

Bana göre, jüri hangi senaryonun geçerli olduğu konusunda hala kararsız.

DİDİK DİDİK ERDOĞAN: 3 BÜYÜK TRAVMANIN ANALİZİ

22 Mayıs 2022 in Gündem, Politika

DİDİK DİDİK ERDOĞAN: 3 BÜYÜK TRAVMANIN ANALİZİ.

20 yıldır devam eden  Erdoğan/AKP iktidarının siyasi travmalarına bakalım . Rahmetli Serol Teber’in ‘Didik Didik Freud kitabından/ programından esinlenerek , ‘Didik Didik Erdoğan ve AKP ’ analizi yapalım.

Erdoğan ve AKP’yi  travmatize  eden  gelişmelere  baktığımızda,  3  önemli  yenilgi karşımıza çıkıyor. İnanın bu sayacağım travmalar içine darbe girişimi yok, çünkü onu enişteden  öğrenip , önlemini alıyorsun ama sayacağım gelişmeler enişteden öğrenilmiyor, hayatın kendisi öğretiyor.

İLK TRAVMA: GEZİ..

Gezi,  Erdoğan’ın ilk yenilgisidir, ilk travmasıdır, Gezi’de milyonlarca insan sokağa döküldü.. Neden Gezi yenilgi? Çünkü  toplum,  “dayattığın ya da dayatmayı tasarladığın hayatı istemiyoruz” diyor. Yaklaşık  4 ay sürüyor,   onlarca şehirde  gösteriler yapılıyor , milyonlarca insan sokağa çıkıyor. Diyorlar ki;  “  hayatımızı , doğamızı,  çevremizin dokusunu koruyoruz,  senin değiştirmek istediklerini kabul etmiyoruz,  dinle bizi, farkımızı anla,  hayatımıza , giysimize,  yaşam şeklimize karışma , senin dayattığın hayatı istemiyoruz.! ”

Gezi ne demek? Gezi sivil toplum demek.  Erdoğan ve AKP;  2003-2011 arasında askeri vesayetten bunaldıkça , dayak yedikçe,  Kürt oylarına , sivil güçlere, sivil topluma da sığınmıştır, demokratik sivil topluma  sığınmıştır. Erdoğan , önceleri  sık sık sığındığı  sivil toplumla  Gezi’de karşı karşıya kaldı , kendisinin  borçlu  olduğu sivil toplum  karşısına dikilmişti. Büyük bir travmaydı. Gezi travmasının sembolizasyonu  Osman Kavala ve  Gezi’den yatan arkadaşlardır.

2.TRAVMA: 2015 HAZİRAN SEÇİMLERİ..

İkinci travma  2015 Haziran seçimleridir,  AKP’nin iktidar çoğunluğunu kaybettiği ilk  seçimdir. Erdoğan’ın iktidar çoğunluğunu kaybetmesinin en önemli nedeni de,  Demirtaş’lı HDP’nin başarısıdır. AKP,  Kürt oylarında önemli bir kayba uğramıştır.. Erdoğan Kürt oylarını kaybetmeye başlamıştır.  15%’lere uzanan Türkiye partisi pozisyonuna gelen  HDP başarısını / yenilgisini yaşamıştır, AKP’yi iktidara taşıyan , iktidarını  sürdürmesini sağlayan,  2002, 2007, 2011 seçimlerinde  başarılı olmasında Kürt oylarının çok önemli bir yeri vardır. Kürtler desteklemeseydi bu başarıyı sağlaması  imkansız gibiydi . 2015 seçimlerinin kaybının en önemli sorumlusu da Demirtaş’tır. 2015 travmasının   sembolizasyonu  Demirtaş’tır

3.TRAVMA : 2019 İSTANBUL SEÇİM HEZİMETİ.

2019 İstanbul seçimlerinin  kaybı çok önemli bir travmadır,  üstelik 2 kez yenildi, sonuçları itibarıyla  çok önemli  bir travmadır.  İstanbul Erdoğan’ın, kendisinin, sahibi  olduğunu hissettiği  bir kent, 1994 belediye başkanlığından  beri   İstanbul onun . Yenilginin önemli iki unsurdan biri  Kaftancıoğlu’dur. Üstelik de,  bir  kadına yenilmiştir!  CHP İstanbul  İl örgütü başında  bir kadın bulunmaktadır, Erdoğan’ın İstanbul İl başkanlığı yaptığını da hatırlatırım.  İstanbul yenilgisi Erdoğan’da büyük bir travmaya yol açmıştır.  2019 travmasının  sembolizasyonu da Kaftancıoğlu’dur.

Bugün 2 travmanın sembolleri hapiste ,  üçüncü travmayı da hapse tıkmak isteyen bir irade söz konusu. Bunlar korkulardır, çünkü  bu isimler,  3 dinamik yapının sembolleridir. İlki, Gezi ile  sivil toplum,   ikincisi Kürt dünyası ,  üçüncüsü İstanbul , yani taht-ı saltanat! İstanbul yenilgisi, öyle böyle bir yenilgi değil,  ülkenin  25%’i, üstelik 2 kez yeniliyorsunuz, üstelik  bir kadına yeniliyorsunuz. ! Erdoğan İstanbul’da,  bir kadına yenildi..

Ayrıca,  tüm bu yenilgi alanları ve yenilginin sembolleri otokrasiden çıkış içinde, otokrasi sonrası içinde  çok önemli ve değerli. 3 büyük travmanın sembolleri, Erdoğan’ın yenilgilerinin sorumlusu olarak gördükleridir. Yargının  yargı olmaktan çıktığı ülkemizde kendilerine reva görülen durumu yaşamaktadırlar. Canan Kaftancıoğlu’nun nötralize edilmesine bu bütünlük içinde yaklaşmak gerekir.

16-05-2022 tarihli  Açık Radyo Ali Bilge ile Ekonomi Politikten özetlenmiştir.

 

resesyon, durgunluk, kriz

Enflasyon ve Resesyon aramaları arttı

18 Mayıs 2022 in Dünya Ekonomisi

Google Trend verilerine göre, ABD’de son 12 ay içerisinde, enflasyon araması 8-14 mayıs haftasında zirveye ulaştı. Resesyon araması ise 24-30 Nisan haftasında 38 puanla zirveyi gördü ve 8-14 mayıs haftasında azalarak 23 puan seviyesine geriledi.

inflation

Cevdet Akçay: Bu panik ortamında göreli fiyatlar kaos içinde kalıyor (Dünya)

18 Mayıs 2022 in Gündem, Para Politikasi

Ekonomist Cevdet Akçay, “Şu anda Türkiye’de göreli fiyat kaosu var. Fiyatların nispeten stabil olduğu dönemde buzdolabının TV’ye göre fiyatı, 1 haftalık tatilin arabaya göre fiyatı, bakabilirsiniz. Şimdi göreli fiyatlar her gün kayıyor. Enflasyonu aşağı çekmek için önce göreli fiyat kaosunun dinmesi lazım” dedi.

Türkiye’nin izlediği ekonomi politikasını nasıl buluyorsunuz? Sonuçları sizce nasıl?

Temel bir problem görüyorum. Bizde Fed’in yaptığının tam tersini görüyoruz. Yönetim enflasyon konusunda daha endişesiz ve sanki piyasayı da kendi endişesizliğine çekmeye çalışıyor gibi fakat işe yaramıyor. Çünkü bu enflasyon hem yaşanan bir şey hem veri ve rakamlarda görünen bir şey, bir de insanları gerçekten korkutan bir şey. Dolayısıyla bence önce bizim Merkez Bankası’nın da en az piyasalar ve insanlar kadar endişeli olması gerekiyor.

Biraz günlük takılınıyor, her gün bazı mikro çözümler bulup gidiyoruz gibi biz. Bunun da sıkıntısı şurada. Aslında her mikro çözüm, bir konuda getirdiğiniz. İlla başka tarafta çözüm bekleyen bir şeyi daha kötü hale getirir. Yani karar alma/çözüm bulma dediğiniz şey şöyle bir durum değildir. 5 tane problem var. 1 tanesi çözüm buldum. Geri kalan aynı yerde duruyor. Bu böyle değildir, ekonomide. Şöyledir; hangi problemi daha öncelikli görürseniz ona bir çözüm getirirsiniz ama bilirsiniz ki o başka bir problemi daha kötü bir hale getirecek. Ama buna razısınızdır.

Sizce şu anda Türkiye ekonomisinde hangi problem daha öncelikli?

Enflasyon, uzak ara enflasyon. 10 tane gelişmekte olan piyasaların 2010 yılından bu yana FX indeksine baktığımızda 2016’nın sonbaharında kopmuş bir tane kur var. Yani 100’den başlayıp 1018’e gelmiş Türk Lirası, ondan sonra en kötü performans gösteren 100’den 372’ye gelen bugün savaşan Ukrayna. Yani bu resim, normal bir resim değil. Bu kur artışının mantıklı bir iktisadi sebebinin olduğu ikna konusunda başarı şansınız sıfır.

Herkes kendini enflasyona karşı korumaya çalıştığı gibi, fiyatlar daha da artacak beklentisiyle şimdiden alacağımı alayım diyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ben 30 yıldır enflasyona takıntılı bir insanım, en çok onla ilgili çalıştım. Bu enflasyon dinamiği benim gördüğüm en kötü enflasyon dinamiği. Daha yüksek düzeyleri gördük enflasyonda ama dinamik anlamında bu kadar kötüsünü görmedik. Kimse 2001 krizinden sonraki enflasyonun aşağı inişiyle mukayese etmesin. Onun aşağı inişi temizdi. Nedenini bulup, temizlemiştik. Mali dinamikleri düzeltmeyi başardık. Bunun çözümü çok daha zor. Burada kur ve TÜFE baskısı var. Hadi onları hallettik çok acayip bir inertia var arkada. Benim derdim enflasyonun kaça çıkacağı değil, inmeye başladığında nerede takılacağı. Bu 60 olmayacak ama 30-35’e kitlenip kalması facia. Enflasyonun 100’e vurması sonra aşağı gelmesi facia değil. Şu anda Türkiye’de göreli fiyat kaosu var. Enflasyonun ötesinde göreli fiyat kaosu var. Önemli olan fiyatlar değil, göreli fiyatlardır. Bu ne demek, fiyatların nispeten stabil olduğu bir dönemde buzdolabının TV’ye göre olan fiyatı, 1 haftalık tatilin arabaya fiyatına olan göreli fiyatı, isteğiniz gibi bakabilirsiniz. Bu göreli fiyatlar her gün kayıyor, hepsi çok oynak. Enflasyonu aşağı çekebilmek için önce göreli fiyat kaosunun dinmesi lazım. Ondan sonra enflasyon aşağı çekilmeye başlanmalı. Bu panik ortamında göreli fiyatlar mecburen kaos içinde kalıyor. İnsanlar bu ortamda alım yapıyor, bu talebi canlı tutuyor. Bu da iyi bir şey değil. Mesela araba yatırım aracı oldu. Bundan dolayı bile bir şeyler yanlış demesi lazım ülkeyi yönetenlerin. Sebep araba aldığınızın ertesi günü değer kaybetmesi gereken bir şey. Yani galeriden aldınız, garajınıza girdi, ertesi gün aynı fiyata satamıyor olmanız lazım. Türkiye’de insanlar mevduat yerine araba almaya başladılar. Normal bir ortam değil bu. Göreli fiyatların kaos halinde olduğu bir ortam. Beklentiyi silmeden, algıyı düzeltmeden bunu yapmamız mümkün değil.

 

Söz konusu içerik Dünya gazetesinde yayımlanmıştır. Yazının tamamını okumak için tıklayınız. 

 

Dövizle ödeme yasağı kur kavgası başlattı

18 Mayıs 2022 in Ekonomi, Gündem, Para Politikasi

Piyasadaki dolarizasyonun önüne geçmek adına getirilen TL ile ödeme zorunluluğu, firmalar arasında kur kavgası başlattı. Ödeme günü hangi kurdan ödemenin yapılacağı noktasında firmalar arasında ihtilaflar yaşanırken, bazı işletmeler yurtdışında şirket açmayı gündemlerine almaya başladı. Sektör temsilcileri uygulamadan sadece bankaların kârlı çıktığını vurguladı.

Aynı zamanda bazı bankaların uygulamanın devreye girmesinden sonra döviz alış-satış makasını açtığından şikayetçi olan iş dünyası, işletmelerin kambiyo zararının bir miktar önüne geçilebilmesi için, ilk adımda ihracatçılara bir destek bekliyor. Sektör temsilcileri, firmaların ihracat gelirini ithalat için kullandığı hallerde, bankaların buradaki kambiyo gelirini bu rakamdan sıfırlamasına yönelik düzenleme bekliyor.

“Piyasada ciddi bir karmaşa yaşanmaktadır”

Dünya‘dan Merve Yiğitcan’ın haberine göre konu hem İstanbul Ticaret Odası (İTO) hem de İstanbul Sanayi Odası (İSO) olağan meclis toplantılarında ele alındı.

İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, odanın nisan ayı meclisinde sorunu gündeme taşırken, “Yakın zamanda Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda yapılan düzenleme ile menkul satış sözleşmelerinin ödeme yükümlülüklerinin Türk parası cinsinden yapılması zorunlu hale getirilmiştir. Ancak döviz cinsinden yapılan sözleşmelerde ödeme günü geldiğinde hangi kurun esas alınacağına dair piyasada ciddi karmaşa yaşanmaktadır” ifadelerini kullandı.

“Bazı bankalar kötüye kullanıyor”

İTO Başkanı Şekib Avdagiç ise uygulamaya yönelik düzenleme beklentilerine ilişkin konuşarak şöyle dedi:

“Uygulama yürürlüğe girdiğinde çok net söyledik ki bu sadece ve sadece bankalara kambiyo kârı kazandırmaya yetiyor. Biz ödemenin hangi kurdan yapılacağı konusunda anlaşsak bile, bazı bankaların oluşan bu imkanı kötü kullandığını, karar çıkmadan önceki dönemlere göre kur alış-satış makasını çok açtığını görüyoruz. Karar öncesi bindelerde olan oranlar yüzdelere çıktı” dedi.

 

T24

Yıllara göre inşaat maliyet endeksi

13 Mayıs 2022 in Reel Sektör

Haftanın öne çıkan grafikleri

Mayıs ayı portföy dağılım önerisi

8 Mayıs 2022 in Borsa, Dünya Ekonomisi

Pictet Asset Management, mevcut durum için portföy dağılım önerisini açıkladı. Raporda, 40 adet varlık grubundan 26’sında nötr yönde görüş bildirildi.

Kriz dönemlerinde güvenli liman olarak görülen Japon yeni ve altın için pozitif, bir süredir değer kaybı yaşayan Çin hisseleri için pozitif ve Avustralya, Hong Kong, Singapur ülkelerinin ağırlıklı olduğu “Pacific ex-Japan” endeksi için pozitif yönde görüş bildirildi. Sektörlere bakıldığında ise materyaller ve sağlık hizmetleri endüstrisi için pozitif yönde görüş bildirildiği gözükmektedir.

Raporda açıklanan tüm portföy dağılım tercihi aşağıdaki şekildedir:

Çin’deki yavaşlama küresel ekonomiyi olumsuz olarak etkileyecek mi? (Mises Institute)

7 Mayıs 2022 in Dünya Ekonomisi

En son açıklanan veriler, Çin’deki yavaşlamanın beklenenden çok daha şiddetli olduğunu ve yalnızca covid-19 karantinalarından kaynaklanmadığını gösteriyor.

Yavaşlamada sokağa çıkma yasağının büyük etkisi var. 31 adet Çin eyaletinden 26’sında covid vakaları artıyor ve Şanghay tarzı kısıtlama korkusu çok büyük.

Şanghay’dan gelen bilgiler, şiddetli karantinanın nüfusa büyük zarar verdiğini gösteriyor. Yiyecek veya ilacı olmayan milyonlarca vatandaş ve artan intiharlar, “sıfır covid” politikasının başarısızlığını gösteriyor.

Çin ekonomisinin zayıflamasının nedeni olarak Covid-19 karantinalarını öne sürmek kolaydır. Ancak bu sorunu basitleştirmek olur. Sorun daha derin.

Emlak Balonu

Çin, devasa emlak balonunun patlaması ve özel sektör üzerindeki baskının neden olduğu ciddi bir yavaşlama yaşıyor.

Nomura Research’e göre Çin, 2020’deki covid salgınından bu yana en kötü yavaşlamayla karşı karşıya. Maalesef ki yavaşlamanın artması muhtemeldir.

GSYİH rakamları, hükümetin hedefine ulaşmak için uygun gözükebilir ancak diğer tüm makro veriler, çok daha zayıf bir büyümeye işaret ediyor.

Çin hükümetinin reel GSYİH’yı “artırmasının” iki yolu olduğunu unutmamalıyız: Düşük bir enflasyon ve artan kredi ve altyapı harcamaları. Ancak bu iki veri, Çin ekonomisinin zayıflamasını gizleyemiyor, çünkü sorun artık yapısal.

Emlak balonunun çökmesi en büyük sorun. Kenneth Rogoff ve Yuanchen Yang tarafından hazırlanan bir araştırma makalesi, emlak sektörünün Çin GSYİH’sının yaklaşık yüzde 29‘unu oluşturduğunu tahmin ediyor.

Çin hükümetinin inşaat sektörünün etkisini diğer yüksek büyüme gösteren sektörlerle dengelemesi imkansız. Ayrıca, gayrimenkulün iş piyasası üzerindeki etkisini ikame etmek zordur. Ekonomist George Magnus, gayrimenkul çöküşünün etkisinin yıllarca süreceği konusunda uyarılarda bulundu.

PMI, Siyasi Müdahale

Zor bir emlak piyasasına ek olarak, hükümetin özel sektör üzerindeki baskısı, diğer sektörlerde ve firmalarda büyümeyi artırmayı daha da zorlaştırıyor. Sürekli siyasi müdahale korkusu, doğrudan yabancı yatırım büyümesinde büyük bir yavaşlamaya, Çin ekonomisinde yatırım ve risk alma korkusuna ve kârlar açıklandığında firmaların ağır cezalara maruz kalmasına neden oluyor.

Çin’in teknoloji sektörüne yapmış olduğu siyasi müdahale, işten çıkarma korkularına yol açtı. Ek olarak, merkez bankasının bankalar için zorunlu karşılıkları azaltma kararı kredi büyümesinde önemli bir düşüşü engellemedi.

Çin ekonomisindeki bozulmanın boyutu son dönemdeki öncü göstergelerde kendini gösteriyor. PMI Mart 2022’de 25 ayın en düşük seviyesi olan 48.1’e düşerek daralma sinyali verdi. PMI, Şubat’taki 50.2’den Mart’ta 42.0’a düşerek büyümeyi daralmadan ayıran seviyenin altına düştü. Bu düşüş, Şubat 2020’den bu yana en keskin aktivite düşüşünü gösteriyor.

Yuan

Tüm bu sayılan konulara ek olarak, aşırı sermaye kontrolleri ve merkez bankası tarafından döviz kuru sabitlemesiyle kullanılan para birimi olan yuan’ı eklemeliyiz.

Reuters’e göre küresel işlemlerin yüzde 3’ünden daha azı Yuan ile yapılmaktadır.

Çin Yuan’ının gerçekten uluslararası bir ödeme aracına sahip olmasını engelleyen şey hükümetin döviz piyasasına aşırı müdahalesi. Yuan’a olan güven düşük.

Borçluluk

Çin’in yüksek borcu da bir sorun. Uluslararası Finans Enstitüsü’ne göre toplam borç GSYİH’nın yüzde 300’ünün üzerinde.

Avrupa Merkez Bankası (ECB), Çin’in tüm özel sektör için borç-GSYİH oranının şu anda yüzde 250’nin üzerinde olduğuna ve bu borcun bileşeninin dünyadaki en yüksek oran olduğuna dikkat çekiyor.

ECB ayrıca, bir gölge bankacılık sistemine yol açan “banka dışı finansal kuruluşlar tarafından kurumsal sektöre önemli bir oranda fon sağlanması” nedeniyle yaratılan riske işaret ediyor.

Agresif ve yanlış yönlendirilmiş karantinalar tedarik zincirlerini ve faaliyeti etkiliyor. Ancak para birimine ve sektörlere artan hükümet müdahalesi, ağır borçlu bir ekonominin yapısal sorunlarını büyütüyor. Tüm bu durumlar gerçek büyüme ve istihdam verisini uzun süre olumsuz olarak etkileyecek gibi görünüyor.

 

*Söz konusu yazı, tarafından Mises Institute için kaleme alınmıştır. İçerik paraanaliz için çeviri yapılarak derlenmiştir.

ABD’de açıklanan istihdam oranı ne ifade ediyor? Resesyon ufukta mı?

7 Mayıs 2022 in Dünya Ekonomisi

A. Mevcut Veriler

1. ABD’de tarım dışı istihdam Nisan ayında 428.000 kişi arttı ve işsizlik oranı yüzde 3,6 oldu.

Grafik 1: ABD’de işsizlik oranı (Resesyonun yaşandığı dönemler gri ile işaretlenmiştir)

abd, fed, işsizlik, ekonomi

2. Açık iş ilanları 11,5 milyonun üzerinde. Yaşlı nüfusun emekliye ayrılması ile yeni iş fırsatlarının doğması ve açık iş ilanlarının yüksek seviyede kalmasının normal olduğu söylenebilir.

Grafik 2: 2000-2022 arası açık iş fırsatları (Resesyonun yaşandığı dönemler gri ile işaretlenmiştir)

abd, ekonomi

3. 25-54 yaş arası nüfusun istihdam oranı %80 seviyelerinde. Mevcut seviye, pandemi öncesine yaklaşmıştır.

Grafik 3: 2012-2022 arası 25-54 yaş arası nüfusun istihdam oranı

4. Mevcut işsizlik başvuruları pandemi öncesi seviyeyi yakalamış durumda.

Şubat 2020: 152.553.000 adet istihdam mevcuttu.
Mayıs 2022: 151.314.000 adet istihdam mevcut.

Pandemi öncesine göre 1.239.000 istihdam farkı mevcut. Buna göre ayda ortalama 247.800 iş bulunması gerekiyor. Nisan ayında istihdam 428.000 kişi arttı.

Grafik 4: 2017-2022 işsizlik başvuruları

5. Toplam istihdam oranı V şeklinde toparlanmış vaziyette.

Grafik 5: 2012-2022 toplam istihdam sayısı

6. İstihdamın gerçekleştiği sektörlere baktığımızda, inşaat ve imalat sektörleri öne çıkmaktadır.

Grafik 6: Nisan 2022’de istihdamın gerçekleştiği sektörler

7. İnşaat sektöründe açık iş ilanı oranı istihdamın %5’i seviyelerinde. Bu da sektörün büyümeye devam edeceği şeklinde yorumlanabilir.

Grafik 7: Sektörlere göre iş ilanı oranı (Resesyonun yaşandığı dönemler gri ile işaretlenmiştir)

8. İnşaat sektörüne benzer şekilde dayanıklı ve dayanıksız tüketim malları sektörü de büyümeye ve dolayısıyla istihdam ihtiyacı üretmeye devam ediyor.

Grafik 8: 2006-2022 arası dayanıklı ve dayanıksız tüketim malları sektörü istihdam açığı

9. Parakende satışlar artmaya devam ediyor.

Grafik 9: 1994-2022 arası parakende satışların miktarı

B. Dikkatle izlenecek veriler

Şu ana kadar incelenen veriler kısmen olumlu. Ekonominin toparlanma ve büyüme eğiliminde olduğunu gösteriyor. Ancak bundan sonrası için takip edilmesi gereken önemli veriler mevcut.

10. Öncü ekonomi endeksi ABD’de resesyonu açıklamada önemli bir gösterge olmaktadır. Bu endeks resesyondan dört ila altı ay önce düşme eğiliminde oluyor. Gösterge şu an güçlü duruyor ancak bundan sonrası için aynı güçte devam edebilecek mi dikkatle izlenecektir. Çünkü FED faiz arttırımı sürecine girdi. Konut kredisi faiz oranları%5’in üzerinde.

Grafik 10: 1959-2022 arası öncü ekonomi endeksi (Resesyonun yaşandığı dönemler gri ile işaretlenmiştir)

11. “Yeni konut satışları” ABD Federal İstatistik bürosu tarafından aylık olarak açıklanmaktadır. Yeni inşa edilen evlerin satışlarını ölçen ekonomik bir göstergedir. Mart ayında yeni konut satışları 763 bin oldu. Kasım 2007-Mart 2009 dönemindeki resesyonda ortalama 430 bin seviyelerindeydi. Güncel rakam bu miktarın üzerinde. Ancak konut kredisi faizlerinin 2009 yılından bu yana en yüksek oran olan %5’in üzerine çıkmasıyla bu seviyeler korunabilecek mi önemli bir gözlem olacaktır.

Grafik 11: 1996-2022 yeni konut satışları verisi

Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde mevcut durumun güçlü görünümünü koruduğu ancak faiz arttırımı sürecinin en büyük aşaması olan 2023/Haziran dönemine kadar yukarıda açıklanan söz konusu verilerin dikkatle izlenmesi gerektiği sonucuna varılabilir.

 

 

İlgili Haberler:

Hisse senetleri için olumsuz senaryo nedir? (Tristan Abet)

JP Morgan: Gelişmekte olan ülkelerin hisse senetleri cazip

Teknoloji sektöründe düşüş devam edecek mi? (Marc Kiewitz)

ANALİZ: Büyüme beklentileri keskin bir şekilde düşüyor

Piyasa Görünümü (UBS Research)

Borsalarda düşüş devam edecek mi?

7 Mayıs 2022 in Borsa

1. SP500 tahmini Fiyat/Kazanç rasyosuna bakıldığında 2018 yılı seviyelerine gelen yaklaşık 17 civarında değerlemeler söz konusu. SP500 için zirve 23 seviyeleriydi.

f/k, sp500, borsa, finans

2. Fiyat/Kazanç için Nasdaq dahil edildiğinde 2019 yılı seviyelerine gelen 25 civarında değerlemeler söz konusu. Nasdaq için zirve 35 seviyeleriydi.

f/k, sp500, borsa, finans

3. SP500 için 4 veya daha fazla negatif getiri elde edilen aylara bakıldığında, söz konusu zamanlar aşağıdaki grafikte mavi ile işaretlenmiştir.

Fiyat/Kazanç

4. 2006 yılından bu yana Nasdaq için aylık değişimlere bakıldığında, 2008 sonrası en negatif dönem söz konusu.

5. Benzer şekilde güncel dönem yatırımcıların 2009 yılından bu yana en olumsuz beklentilerinin olduğu dönem.

 

 

İlgili Haberler:

Hisse senetleri için olumsuz senaryo nedir? (Tristan Abet)

JP Morgan: Gelişmekte olan ülkelerin hisse senetleri cazip

Teknoloji sektöründe düşüş devam edecek mi? (Marc Kiewitz)

ANALİZ: Büyüme beklentileri keskin bir şekilde düşüyor

Piyasa Görünümü (UBS Research)

Jeremy Grantham

Borsa krizleri atlatılır ancak konut piyasası krizleri atlatılamaz (Jeremy Grantham)

6 Mayıs 2022 in Dünya Ekonomisi

Ünlü yatırımcı Jeremy Grantham, ABD konut piyasasında meydana gelecek bir krizin borsada meydana gelecek bir krizden çok daha vahim olacağını söyledi.

Grantham, “2000 yılı bize borsalarda meydana gelen bir krizi atlatabileceğimizi gösterdi. Ancak Japonya ve 2008, bir konut krizini atlatamayacağımızı gösterdi.” dedi. Grantham bu yılın başlarında konut piyasalarının tehlikeli göründüğünü ifade etmişti.

Mart 2020’den bu yana Amerika’da ev fiyatları %33 arttı. Bu artış bazı bölgelerde %55-75 seviyesinde. Fed’in faiz oranlarını yükseltme ve kolay para dönemini sona erdirme hamleleri, bazı analistler arasında konut piyasasına ilişkin endişeleri artırıyor.

Fed’in bu hafta hedef faiz aralığını %0,75 – %1’e çıkaran faiz oranı artışları ve daha da ileri gitme planları tahvil getirilerini ve konut kredisi faiz oranlarını yükseltti. Freddie Mac’e göre, ortalama 30 yıllık ipotek oranı bu hafta %5,27 ile 2009’dan bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.

Grantham, geçen yıl, büyük fiyat artışlarından sonra dünya çapındaki konut piyasaları için sonunda bir “hesaplaşma günü” olacağı konusunda uyarmıştı. Ünlü yatırımcı, uzun zamandır Japonya’nın 1990’lardaki deneyiminin konut sektörü için bir uyarı görevi görmesi gerektiğini söylüyor.

Japonya’da emlak fiyatları 1991’de zirve yaptı ve sonrasında dramatik bir şekilde düştü. Emlak piyasasının Japonya ekonomisine ağırlık veren kilit bir faktör olması nedeniyle Grantham’a göre Japonya hala toparlanamadı.

Grantham ayrıca dünya ekonomisinin çarpıcı biçimde değiştiğini ve yatırımcıların enflasyonun kalıcı olduğunu fark etmeye başlamasıyla hisse senetlerini keskin bir şekilde sattığını söyledi.

 

*Söz konusu yazı Business Insider’dan paraanaliz için çeviri yapılarak derlenmiştir.

 

İlgili Haberler

Amerika’da ev fiyatları %33 arttı (The Economist)

ANALİZ: Büyüme beklentileri keskin bir şekilde düşüyor

Hisse senetleri için olumsuz senaryo nedir? (Tristan Abet)

güneş, panel, enerji, rusya, AB

AB enerji ihtiyacını çözme arayışında

6 Mayıs 2022 in Dünya Ekonomisi

2021’de 166 gigawattlık kurulu güneş enerjisi kapasitesine sahip olan Avrupa Birliği, on yılın sonuna kadar en az 70 milyon güneş enerjisi çatısı yerleştirebileceğini söyledi.

Kadri Simson tarafından imzalanan ortak bir mektuba göre, bloğun 2030 yılına kadar bölgede en az 1.000 gigawattlık fotavoltaik sistem kurması gerekiyor. Bu miktar güncel kapasitenin yaklaşık 6 katı kadar ve   yaklaşık olarak dünyanın mevcut kapasitesine eşdeğer düzeyde seyrediyor.

Ülkelerin enerji bakanları tarafından imzalanan ve Bloomberg tarafından görülen Çarşamba tarihli mektupta, “Yeni inşa edilen evler ve büyük bir tadilattan geçen evler için güneş çatıları standart hale getirilmeli. Her fotovoltaik panel, Rusya’ya olan enerji bağımlılığımızı anında ve doğrudan azaltır” cümleleri yer aldı.

Avrupa Komisyonu’nun Rus gazına olan bağımlılığını azaltma planını açıklamasına sadece haftalar kaldı. Blok, yapacağı açıklamada yenilenebilir enerji kaynaklarının yayılmasını hızlandırmaktan rüzgar ve güneş çiftlikleri için bürokrasiyi azaltmaya kadar bir dizi önlemin ana hatlarını çizecek.

 

şişecam, hisse

Şişecam hissesi AL önerisi

6 Mayıs 2022 in Borsa

İş Yatırım AL önerisi: Yükselme Potansiyeli 29%

Şişecam 1Ç22’de yıllık bazda iki katından fazla artışla 3.58 milyar TL konsolide net kar rakamı açıkladı.

İş Yatırım beklentisi: 2.55 milyar TL
Piyasa beklentisi: 2.73 milyar TL idi.

Net Kar ve Faaliyet Marjı

ABD Soda külü faaliyetlerinin katkısı ve faaliyet marjlarındaki iyileşme göz alıcı net kar büyümesinin temel nedenleri olarak öne çıkıyor.

1Ç21’de kaydedilen 183 milyon TL vergi giderine kıyasla 1Ç22’de kaydedilen 62 milyon TL vergi geliri ise net kardaki büyümeye katkı sağlayan başka bir etken.

Çeyreksel bazda daha güçlü faaliyet performansı elde edilmesine rağmen, kur farkı gelirlerindeki gerileme ve yeniden değerleme gelirlerindeki düşüş Şişecam’ın net kar rakamının çeyrek bazda düşüşün nedenleri olarak söylenebilir.

Beklentimizin üzerinde gerçekleşen faaliyet kar marjları ve vergi gideri tahminimize karşın kaydedilen vergi geliri net kar rakamı tahminimizdeki sapmanın nedenlerini oluşturmakta.

Şirketin 1Ç22 konsolide net satış gelirleri beklentilerle uyumlu yıllık bazda üç kat artışla 16,97 milyar TL’ye ulaştı. 1Ç22 konsolide FAVÖK rakamı beklentileri %10 aşarak, yıllık bazda 3.3 kat, çeyrek bazda ise 1.9 kat artışla 4.46 milyar TL’ye ulaştı.

Ciro

Şişecam’ın konsolide ciro rakamı yıllık bazda %199 artışla 16.97 milyar TL’ye ulaştı. Yıllık bazda %157 organik büyümenin yanında, Şişecam Wyoming Soda Falliyetleri’nin ciro büyümesine katkısı %42 olarak gerçekleşti.

Kimyasallar segmenti (yıllık bazda %315 gelir büyümesi) 1Ç22’de Şişecam Wyoming katkısı, sentetik soda külü satış fiyatlarında dolar bazlı %23 artış ve TL’deki değer kaybı neticesinde konsolide ciro büyümesine en yüksek katkıyı sağlayan bölüm oldu.

Grafik: Gerçekleşen ve Tahmin edilen gelir tablosu kalemleri

 

*İş Yatırım şirket değerlendirme raporudur.

köşe yazıları, opinion, fikir

Derleme: Günün öne çıkan ekonomi yazıları (06.05.2022)

6 Mayıs 2022 in Köşe yazıları

İbrahim Kahveci – Karar

“İstanbul Ticaret Odası-İTO İstanbul’da gıda fiyatlarının %84,4 arttığını, Türk-İş ise Türkiye’de gıda fiyatlarının %85,02 yükseldiğini açıklamıştı.

Sosyal Güvenlik Kurumu-SGK verilerine göre Türkiye’de ücretlere sadece ve sadece %42,2 zam yapıldığını gösteriyor. Türk-İş Nisan ayı itibari ile açlık sınırının 5.323 lira ile asgari ücretin çoktan üzerine çıktığını açıkladı.

4 kişilik bir ailenin tek çalışanı var ve ülkede ortalama bir ücret alıyorsa eline net geçen maaş yaklaşık 6.200 TL. Bu paranın 5.320 lirası ile sadece beslenme harcamalarını karşılayabiliyorlar.”

Yazının tamamını okumak için tıklayınız.

Abdurrahman Yıldırım – HaberTürk

“Nisan ayında enflasyon yüzde 7.25 artarak yıllıkta yüzde 70’i buldu. Üretici fiyatları ise yüzde 7.67 artışla yıllıkta yüzde 122’ye dayandı.

Üretici fiyatları ile tüketici fiyatları arasındaki 52 puana varan rekor fark kısa vadede enflasyonun düşebileceği umutlarını kırıyor.

Enflasyonda zaten ne olduysa son 5 ayda olup bitti. Mesela kasım ayında tüketici enflasyonu yüzde 21.31 iken, 5 ay sonra nisan 2022’de yüzde 69.97’ye çıktı. Taze meyve ve sebze fiyatlarının yıllık artışı yüzde 14.42 iken, nisan ayında yüzde 104.77’ye vardı. Yani 5 ayda 7 kat arttı.

Ne oldu da fiyatlar bu kadar arttığına birkaç neden gösterilebilir.

Döviz kurundaki artış ki eylül ayından 20 Aralık’a kadar 3.5 ayda dolar yüzde 121 arttı, sonra düştü ama yine de yüzde 70 düzeyinde artış baki kaldı, enflasyonun en önemli nedeni.”

Yazının tamamını okumak için tıklayınız.

Alaattin AKTAŞ – Dünya

“Son bir yılda nereden nereye geldiğimizi, daha doğrusu savrulduğumuzu görmek çok kolay.

Aslında son bir yıl bile değil, faiz indiriminin başlatıldığı eylüldeki duruma bakmak bile yeter.

Bugünkü felaketin tohumları eylülde atıldı. Üstelik o tohumlar öylesine güçlü ki, felaket şimdiki düzeyi de aşacak ve büyümeye devam edecek.”

“Herhangi bir ürünün fiyatını yüzde 100 artırıp 10’dan 20’ye çıkar, sonra fiyat uzun süre 20 düzeyinde kalsın ve bunun adına istikrar de! Artış olmaması da bir istikrar tamam ama o ürünü uzun süre 10 liraya, 11 liraya tüketmek ve arada çok az oranda artış yaşamak varken 20’de sağlanacak istikrar çok mu anlamlı? Yapılmaya çalışılan bu!”

Yazının tamamını okumak için tıklayınız.

Şeref Oğuz – Dünya

“Değerin her türlüsü kendine değer verilen ortama akar. İster beyin ister servet olsun; rahat edeceği, gelişeceği ortamı sever, güven duyduğu diyarı arzular. Türkiye, son birkaç yıldır yoğun servet göçüne sahne oluyor. Bunun sebeplerini bilirsek, tedbirini geliştirebiliriz.

Servet; neden göç eder? Rahat mı batmıştır yoksa serveti huzursuz eden sebepler mi depreşmiştir? Bana göre servet göçünün 5 sebebi şunlardır; 1-Hukuk reformu diye yola çıkmış, bu ihtiyacı yeni anayasa talebine kilitlemişsindir. 2- Yüksek enflasyon serveti eritiyordur. 3-Üzerine çöküleceği kaygısı vardır. 4- Servetin iş imkânları kısıtlanmıştır. 5-Daha cazip diyarlar oluşmuştur.”

Yazının tamamını okumak için tıklayınız.

Cem Kılıç – Milliyet

“Dünya Bankası raporuna göre salgında, çok çocuklu hanelerin, çocuğu olmayan hanelere göre yaşadığı gelir kaybı daha yüksek. Çok çocuklu hanelerin yüzde 76’sı, çocuksuz hanelerin ise yüzde 55’i gelir kaybı yaşadığını bildiriyor.

Raporda, salgın döneminde haneler arasındaki refah farkının ortaya konulması açısından dikkate alınan bir diğer gösterge gıda güvensizliği. Çocuklu ailelerin neredeyse yarısında, yetişkinler parasızlıktan dolayı bir öğünü atladıklarını ifade etmiş. Oysa, çocuksuz hanelerde bu oran yüzde 14 düzeyinde.”

Yazının tamamını okumak için tıklayınız.

 

 

*Sitemizde, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 36. Maddesi uyarınca, yazıların sahibi olan köşe yazarlarının ad soyad bilgileri, yazı sahibi gazete bilgisi, ve yazıların gazetelerdeki orjinal kaynak linkleri paylaşılmakta olup, yazılara tıklandığında ziyaretçilerimiz gazetelerin kendi web sayfalarına yönlendirilmektedir.

yatırım fonları, borsa, finans

Haftanın en çok kazandıran 10 yatırım fonu

6 Mayıs 2022 in Yatırım fonu

yatırım fonları, tefas, fon

eu, avrupa birliği, nükleer silah

Batı, Rusya’nın nükleer tehdidinden daha mı az korkuyor? – Financial Times

6 Mayıs 2022 in Dünya Ekonomisi

Bu hafta başlarında Rus devlet televizyonunda yayınlanan bir programda katılımcılardan biri, “Sadece bir nükleer fırlatmayla Boris ve İngiltere gitti” ifadelerini kullandı. Sosyal medyada geniş çapta dolaşan bu endişe verici klip, Batı’da abartılı ve kışkırtıcı olduğu için sert eleştirildi.

Nükleer saldırı ihtimali, Batı’nın Ukrayna’ya verdiği desteğe misilleme olarak Moskova’nın verdiği tepkiyi gösteriyor. Şubat ayında, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, nükleer kuvvetlerini yüksek alarm durumuna getirdiğinde, bu tüm dünyayı rahatsız etmişti.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov geçen hafta Rus devlet televizyonuna verdiği röportajda şunları söyledi: “Rus nükleer saldırı tehlikesi gerçekten ciddi. Ve bunu küçümsememeliyiz.”

CIA Direktörü Bill Burns ise şunları ifade etti: ““Başkan Putin ve Rusya’nın çaresizliği, askeri olarak karşı karşıya kaldıkları aksilikler göz önünde bulundurulduğunda nükleer silahlara başvurulma olasılığını küçümsememeliyiz”

Korku geçti mi?

Batı’nın Rus nükleer saldırısı tehdidine ilişkin korkuları bir şekilde geçti. Çünkü, ABD ve müttefikleri, Moskova’dan daha az çekinerek Kiev’e ölümcül yardımı hızlandırdı ve son haftalarda Ukrayna’ya daha ağır silahlar göndermeye başladı.

Yetkililer, Rusya’nın nükleer silahlara başvurmadan önce gerilimi başka şekilde tırmandırabileceği konusunda uyarıyor.

ABD’li bir yetkili, Şubat ayında Biden yönetiminin Tiger Team adlı bir grubu kimyasal, biyolojik veya nükleer silah kullanımı gibi olası riskler için acil durum planları hazırlamakla görevlendirdiğini söyledi.

Adam Schiff, bu hafta Kiev’e yaptığı bir geziden dönerken, “Kimyasal veya biyolojik silahların olası kullanımı için açıkça tetikte olmamız gerekiyor” dedi.

Biden yönetiminin nükleer duruşu, ABD’ye veya müttefiklerine yönelik bir nükleer saldırıyı caydırmak için nükleer silahların kullanılabileceği yönünde. Bu ABD’nin geçmişten beri duruşunu sürdürdüğü nükleer politikası.

Pentagon yetkilisi olan siyaset bilimi profesörü Scott Sagan, “Perde arkasında çok fazla planlama ve düşünme var” sözlerini kullandı.

 

*Söz konusu yazı “How the west became less anxious about Russia’s nuclear threat” ismiyle Financial Times’da yayınlanmıştır. Yazı paraanaliz için çeviri yapılarak derlenmiştir.

 

İlgili Haberler:

Açlık krizleri kapıda

ANALİZ: Büyüme beklentileri keskin bir şekilde düşüyor

Hisse senetleri için olumsuz senaryo nedir? (Tristan Abet)

Avrupa Komisyonu: Rusya üzerindeki baskıyı en üst düzeye çıkarıyoruz (Financial Times)

Araç çubuğuna atla