SosyalParaAnaliz

Demir-Çelik sektörü piyasa tahmini (Eurometal, Goldman Sachs)

7 Ağustos 2022 in Raporlar, Reel Sektör, Sektör Analizi

1. HRC fiyatları 2021 yılının üçüncü çeyreğinden itibaren düşmeye devam ediyor. 2021 yılının Eylül ayında 1940 dolar civarında olan HRC, şu an 810 dolar civarında işlem görüyor.

2. Şüphesiz ki bu durum demir-çelik şirketlerinin kar miktarını etkiliyor. Aşağıdaki grafikte dünyanın farklı bölgelerinde önde gelen demir-çelik üreticilerinin faiz, vergi ve amortisman öncesi kazancı (EBITDA) yer alıyor. Buna göre ilgili firmalar için kar miktarı en yüksek dönem yaklaşık 20.000 $bn ile 2021 yılının üçüncü çeyreğinde gerçekleşmiş. 2022 yılının ikinci çeyreğinde kayda değer bir düşüş olmasa da, özellikle dördüncü çeyrek için 10.000 $bn EBITDA tahmini ile yaklaşık yarı yarıya bir düşüş beklentisi mevcut.

3. Aşağıdaki grafikte Avrupalı demir çelik üreticilerinin 2022 yılı FAVÖK marjı yer alıyor. Buna göre Temmuz ayında marjlar yaklaşık %15 kadar gerilemiştir.

4. HRC fiyatları 1940 dolar seviyelerinden  810 dolar seviyelerine kadar geriledi ancak piyasa beklentisi düşüşün 2023 yılı boyunca da devam edeceği yönünde. Piyasa tahmini 2023 yılının Aralık ayında HRC fiyatlarının 550 dolar olması yönünde. Bu da düşüşün aşağı yönlü olarak %25-30 daha devam edebileceği yönünde.

Konuyla bağlantılı olarak Eurometal isimli haber kaynağına konuşan bir üretici şu ifadeleri kullandı: “Fiyatlar ucuz olabilir ancak stoklar çok şiştiği için kimsenin satın alma imkanı yok. Artan üretim maliyetlerinde fiyatların da artması gerekiyor ancak mevcut talep seviyelerinde bu mümkün değil. Tüketicilerin yeterli satın alma gücü yok. Konut piyasası için de otomotiv piyasası için de durum benzer”.

5. Aşağıdaki grafikte bölgelere göre kapasite kullanım oranı yer alıyor. Avrupa ve Karadeniz bölgesindeki düşüş dikkat çekici. Avrupa’da artan enerji maliyetlerinin düşüş de etkili olduğu, Karadeniz bölgesinde ise mevcut savaşın etkili olduğu yorumu yapılabilir.

6. Fiyat ve FAVÖK oranındaki düşüşe rağmen en büyük 5 üreticinin ton olarak ürettiği demir cevherinde düşüş beklenmiyor.

7. Son olarak aşağıdaki grafikte, dünyanın farklı bölgelerindeki önde gelen üreticiler için Goldman Sachs tarafından yayımlanmış hedef fiyatlar yer alıyor. 20 firmadan 9 tanesi için “AL” önerisi verilmiş. Bunlardan EREGL, 32 TL hedef fiyat, %19 prim potansiyeli ile “AL” önerisi verilenler arasında yer alıyor.

 

*Söz konusu içerik, Eurometal, Steel Industry News ve Goldman Sachs sektör raporunda yer alan bilgilerden derleyerek oluşturulmuştur.

Çin-Sovyet İlişkileri (Medya Günlüğü)

7 Ağustos 2022 in Genel

1979 basımı ‘Sovyet-Çin İlişkileri: Altmışlarda Neler Oldu?’ kitabında Sovyet yazar O. İvanov (*) bu iki ‘kızıl’ ülke arasındaki ayrılığı Sovyetler açısından değerlendiriyor. Kitabın basım tarihi önemli çünkü tam da bu tarihlerde, Çin-Sovyetler ayrışması Türkiye solunu da bölüyor ve hatta onu sol içi şiddete sürüklüyordu. 1979’a gelindiğinde ABD’yle uzlaşma yoluna gidilmiş; Çin, yabancı sermayeye açılmıştı. Yine de tartışması ve yarattığı çatışma o yıllarda bile sürüyordu. Ayrışma, ‘sosyal emperyalist’ SSCB’ye karşı ABD’yle yakınlaşma gibi bir sürece girip Mao’nun ölümünden sonra hız kazanmıştı.

Bu ayrılığın Türkiye ve dünya soluna verdiği zararı ABD başta olmak üzere hiçbir kapitalist ülke ver(e)memiştir. Sonunda birbirini ‘kapitalizmle uzlaşma’yla, ‘sosyal faşizm’le, ‘sosyal emperyalizm’le, ‘revizyonizm’le vb. suçlayan iki güç, Çin örneğinde daha erken ve adım adım, Sovyetler örneğinde ise daha sonra ve hızla kapitalizme geçişi yaşadı. Bugün bu tartışmalar tarih olmuşken, yine de bunların siyaset bilim, dünya düzeni ve Çin-Rusya ile Çin-Orta Asya ilişkileri araştırmaları için önemi sürüyor. Kimin haklı kimin haksız olduğunun ise bugün için hiçbir önemi yok; çünkü sonuçta iki ülke de o ya da bu biçimde kapitalist dünya düzeniyle bütünleşti.

Kitapta Sovyetler ile Çin arasındaki sınır anlaşmazlıkları ele alınmakta ve aşağıdaki görüşlere yer verilmekte. Bu görüşlerin bugün Çin’in Pasifik’teki saldırganlığı dolayısıyla güncelliğini koruduğunu söyleyebiliriz:

“Toprak sorunları konusunda Maocu (Maoist) tutumu incelersek Çin’in tarihine bakarak, Çin imparatorlarının yayılma özlemlerini ve birçok komşularının vasalları olduğu Çin imparatorluğunun altın çağını geri getirmeyi düşleyen Çin milliyetçilerinin, şovenist istemlerini dikkate almak gerekir. Kazaen, Pekin’in, bu tür düş ve özlemlere dayanan karanlık mantığını izlersek, şimdiki Asya haritasını yeniden parçalara bölmek gerekecektir. Haritanın yeniden gözden geçirilmesi için hangi dönem temel olarak alınacaktır : Çin devletinin küçük bir toprağı olduğu dönemi mi? yoksa feodal Çin’in tüm komşu ülke ve alanlara yayıldığı en güçlü dönemini mi? Maocuların toprakla ilgili şikayetlerinin ardında uzak geçmişe dayanan ve “Büyük-Han Hegemonyası” olarak tanımlanabilecek genişleme emellerinin yattığı açıktır; bu da, Maocuların Anti-Sovyetizm kışkırtmalarını açıklamaktadır.” (s. 34)

1970’lere gelindiğinde Çin, Sovyetlere karşı toprak talebinde bulunuyordu ve referans noktası, eski imparatorluk sınırlarıydı. Moğolistan, tarihsel süreçte ikiye bölünmüş, bir taraf Sovyet Cumhuriyeti olmuş, diğer taraf Çin Halk Cumhuriyeti sınırları içinde İç Moğolistan olarak kalmıştı. Kitapta, Çin-Hindistan sınır anlaşmazlığına da değiniliyor.

Çin ile Sovyetler arasındaki bir diğer anlaşmazlık ise, Uygurlardan ileri geliyordu. Uygurlar, Çin’deki baskılara dayanamayıp sınırı geçiyor ve Sovyetlere sığınıyordu. Bu göç, kitaba göre Çin sınır görevlilerince destekleniyordu; diğer bir deyişle zor koşullarda gizlice gerçekleşmiş değildi. Kitabın yazarı, Çin’in Sincan’ı nükleer denemeler için kullanmayı planladığını ve göçlerle bölgeyi halktan arındırmak istediğini belirtiyor.

Yazara göre, Çin ile Sovyetler arasındaki ideolojik farklar büyük değildi, bunlar barışçıl bir biçimde çözümlenebilecek sorunlardı. Ancak Çin milliyetçiliğinin yükselişi dolayısıyla, ideolojik farklar yaratıldı ve abartıldı. Öte yandan, iki ülkenin de başından beri farklı devrim yollarından yürüdüğü düşünülürse, bunun tam da doğru olmadığı akla gelebilir. Yine de, Sovyetlerin Vietnam’la bir sorun yaşamaması, ayrılığın ‘devrim yolları’ farkından köklendiği görüşünü yanlışlar.

Kitap şöyle bitiyor:

“Sovyet – Çin ilişkilerinin kötüleşmesi doğal bir oluşum değildir. Sovyetler Birliği ile Çin Halk Cumhuriyeti arasında dostluk ve iş birliği için bütün veriler mevcuttur. Bu iş birliği her iki ülkenin ve tüm dünyada devrimci sürecin yararına olacaktır. Sovyet halkı, Çin halkına karşı her zaman derin saygı ve içten dostluk göstermiştir. Sovyet halkı Çin Komünist Partisi ile Çin Halk Cumhuriyeti’ni, Çin Komünist Partisinin başındaki milliyetçilerle eş tutmamaktadır. Sovyetler Birliği’ne, S.B. Partisine ve dünya komünist hareketine yapılan zehirli ve iftiracı saldırıları da Çin halkının ve komünistlerinin gerçek tavrıyla eş tutmamaktadır. Sovyet halkı, Çin dramının tarihsel bir geçiş dönemi olduğuna ve sosyalizm davasının bütün güçlüklere rağmen Çin toprakları üzerinde zafere ulaşacağına inanmaktadır. Tarih boyunca Çin halkı büyük ve kahraman bir ulus olduğunu kanıtlamıştır. Hiç kuşkumuz yoktur ki, bu ulus zorlukları yenecek, devrimin kazançlarını elde tutacak ve Çin’i gerçek sosyalist gelişme yoluna geri getirecektir.” (s. 60-61)

Elbette olayları Çin tarafından da dinlemek gerekiyor. Bu açıdan bu bölümün eksik bir bölüm olduğu ortada. Ancak kısa sürede politikalarında 180 derece sapma olan Çin’in bu geçmişi hangi lensle okuyor olacağı da önem kazanıyor. Söz gelimi, ‘Çin’in Birlik ve Beraberliği’ adlı bölümde belirttiğimiz gibi, daha önce Çin imparatoruna suikast düzenleyeni ‘halk kahramanı’ ilan eden Çin tarih yazımı, bugün onu ‘güçlü Çin’ imgesi dolayısıyla ‘vatan haini’ olarak kodluyor. Tarih, yazabilene göre yazılıyor ve ‘zamanın ruhu’na göre…

(*)  İvanov, O. (1979). Sovyet-Çin İlişkileri: Altmışlarda Neler Oldu? (çev. F. Doğu) İstanbul: Sorun Yayınları.

Not: Bu yazı yeni yayımlanan “Çin/Çifte Ejderhanın Diyarında-1” kitabımdan alınmıştır.

 

Söz konusu yazı, Ulaş Başar Gezgin tarafından, Medya Günlüğü için kaleme alınmıştır. Yazının orjinal haline buradan ulaşabilirsiniz.

FED’in enflasyonla imtihanı (Jane Knodell)

7 Ağustos 2022 in Çevirilerden Seçmeler, Dünya Ekonomisi

“Yalnızca sıkı para politikasına dayanan enflasyonla mücadele politikası başarısız olmaya mahkumdur. Yükselen faiz oranları, en iyi ihtimalle enflasyon sorununun ancak üçte birini çözebilir.”

FED, 26-27 Temmuz’daki toplantısında, 75 baz puan faiz artırılmasına karar verdi ve “enflasyonu yüzde 2 hedefine döndürme” konusundaki güçlü kararlılığını dile getirdi. Komite ayrıca “niceliksel sıkılaştırmaya” (Fed’in uzun vadeli menkul kıymetlerini azaltarak) devam etme kararı aldı.

Bu gelişmelere bakınca, artan enflasyonla başa çıkmak için tek bir “kör” aracımız var gibi görünüyor: Toplam talebi azaltmayı amaçlayan sıkı para politikası.

Mevcut çalışmalar para politikasının sınırlılıklarını ortaya koyuyor

Ancak güncel çalışmalar bu politika üzerindeki sınırlılıkları ortya koyuyor. Ekonomist Adam Hale Shapiro, San Francisco Federal Rezerv Bankası’nda bir araştırma gerçekleştirdi. Shapiro, araştırmasında, enflasyon üzerindeki arz ve talep bileşenlerinin etkilerini anlamayı amaçlıyor. Shapiro, kişisel tüketim harcaması fiyat endeksinin bileşenlerini, talebe dayalı bileşenlere ve arz odaklı bileşenlere ayırıyor.

Shapiro, ABD’de gerçekleşen son 1 yıllık enflasyonu, pandemi öncesi seviyeler ile kıyaslıyor. Buna göre, enflasyondaki farklılık üzerinde arz faktörlerinin etkisinin yaklaşık %50 olduğu sonucuna varıyor. Bu etkilerin de gün geçtikçe arttığına vurgu yapıyor. Öte yandan, pandemi öncesi ile enflasyon farkının yaklaşık üçte birinden talep faktörlerinin sorumlu olduğu sonucuna varıyor. Ve bu etkilerin de son zamanlarda azalıyor oluşuna dikkat çekiyor. Çalışmaya göre gerçekleşen enflasyon farkının geri kalanı, arz veya talep odaklı olarak açıkça tanımlanamayan diğer faktörlerden kaynaklanmaktadır.

Grafik: Enflasyon üzerindeki arz ve talep bileşenleri

Bu bulgular genel olarak doğruysa, bize yalnızca sıkı para politikasına dayanan bir enflasyonla mücadele politikasının başarısız olmaya mahkum olduğunu gösteriyor.Yükselen faiz oranları, en iyi ihtimalle enflasyon sorununun ancak üçte birini çözebilir.

Başkan Powell, 12 Mayıs 2022’de NPR’nin Marketplace programında yaptığı röportajda bunu kabul etti ve “Kontrol edebileceğimiz tek şey taleptir. Var olan politikalarımızla arzı gerçekten etkileyemeyiz” dedi.

Ancak Fed, politikalarıyla arz yönlü sorunu daha da kötüleştirebilir. AFL-CIO Baş Ekonomisti William Spriggs‘in belirttiği gibi “Bir arz şokunu talep şokuyla kontrol edemezsiniz. Fikriniz, sermaye maliyetini yükseltmeye ve daha fazla tasarruf ve daha düşük yatırım sağlamaya çalışmaksa, bu durumdan bu şekilde çıkamazsınız.”

Güncel Uygulamalar Zaman Alacak

Sektörel ve sektörel düzeydeki arz yönlü faktörleri ele almadıkça enflasyonu düşürmede başarılı olamayız. Bu alanda yapılan olumlu çalışmalar da olmaktadır. ABD’deki yarı iletkenler için teşvik oluşturma ve bilim yasası, tedarik zinciri darboğazlarını ele almayı amaçlamaktadır. Ancak bu önlemler zaman alacaktır.

Enflasyonun gıda fiyatları, enerji fiyatları ve kira fiyatlarındaki etkilerini ele almak için transfer ödemelerini kullanmalıyız. 1980’lerin enflasyon savaşıyla mücadele etmek yerine, Federal Rezerv yetkilileri mevcut enflasyon sorununu bir arz sorunu olarak yeniden ele almalı.

İyi tasarlanmış maliye politikası ve işgücü piyasası politikası (ücretli aile izni ve çocuk bakımı sübvansiyonları dahil) bu sorunu çözmede etkili olacaktır.

 

Söz konusu yazı, Jane Knodell tarafından Monetary Policy Institute Blog için kaleme alınmıştır. İçerik, paraanaliz için çeviri yapılarak derlenmiştir.

NAHB: Konut resesyonuna giriyoruz. Moody’s: Fiyatlar düşmeyebilir (Yahoo Finance)

2 Ağustos 2022 in Çevirilerden Seçmeler, Dünya Ekonomisi

Konut sektörü, Ulusal Ev İnşaatçıları Birliği’nin (NAHB) son raporuna göre, olağanüstü derecede zayıf görünüyor. NAHB CEO’su Jerry Howard Bloomberg’e verdiği röportajda konut sektörü için “Bir durgunluğa giriyoruz” ifadelerini kullandı.

Konut sektörü, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana her durgunluğa öncülük ediyor

Konut sektörü, Amerikan ekonomisinin ayrılmaz bir parçasıdır. NAHB’ye göre, konut faaliyetleri her yıl gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYİH) % 15 – % 18’ine katkıda bulunuyor. Dolayısıyla, sektördeki yavaşlama, ekonominin geri kalanını aşağıya çekiyor.

Howard’a göre, İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden bu yana her durgunlukta, konut sektörünün yavaşlaması rol oynadı.

Derneğin son raporu, alıcıların ve inşaatçıların her ikisinin de piyasadan çekildiğini ve bunun da yaklaşan durgunluk için öncü bir gösterge olarak kabul edilebileceğini gösteriyor. İnşaatçılar, arz ve talep yönünden baskıyla karşı karşıya.

Talep cephesinde, potansiyel ev alıcıları piyasadan çekildi. Mevcut konut satışları Haziran ayında %5,4 düştü. Bu arada, artan faiz oranları nedeniyle borçlanma kapasitesi kısıtlandı. Ortalama konut kredisi faiz oranı artışı, son 35 yılın en hızlı artışı oldu. 15 yıllık sabit faizli bir konut kredisi, % 2,2 seviyelerinden % 4,8 seviyelerine hızlı bir şekilde geldi. Bu durumlar, talebi azalttı.

Öte yandan, tedarik zinciri ve işçilik maliyeti kaynaklı olarak yeni ev inşa etme maliyeti artmaya devam ediyor. NAHB anketine göre, ev inşaatçılarının piyasa duyarlılığı Haziran ayında 12 puan düştü.

Tehlikeli bir durum

Howard, hem talep hem de arz yönlü faktörlerdeki temel zayıflığın “tehlikeli bir durum” yarattığını söyledi. Konut sektörü tarihsel olarak ekonomiyi sadece durgunluğa sürüklemekle kalmadı aynı zamanda ülkeyi İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana her durgunluktan çıkardı. Bu sefer iyileşme daha yavaş olabilir.

Endüstriyi rahatsız eden işgücü eksikliği ve tedarik zinciri kesintilerine kolay bir çözüm yoktur. Bu sorunlar devam ederse, ekonomik toparlanma daha uzun sürebilir. Howard, düzenleyicilerin büyümeyi yeniden canlandırmak için dâhil olmaları gerektiğine inanıyor.

Resesyon ev fiyatlarının düşeceği anlamına gelmez

Konut aktivitesinin düşmesi, konut fiyatlarının da düşeceğini garanti etmez. 2008’deki konut kredisi krizi bir aykırılıktır. Sapmadır. Tarihsel olarak bakacak olursak ev fiyatları inanılmaz derecede yapışkandır. Ev satıcıları kafalarındaki fiyata mümkün olduğunca uzun süre tutunurlar. Çoğu durgunluk sırasında bile, ev fiyatları düşeceğine daha da yükselir

Fortune, Moody’s Analytics verilerine göre bir çalışma gerçekleştirdi. Araştırmacılar, 2022’nin dördüncü çeyreği ile 2024’ün dördüncü çeyreği arasında 414 bölgesel konut piyasasında konut fiyatlarının nasıl değişeceğini hesapladı.

Moody’s Analytics tahmin modeline göre, 414 konut piyasası içerisinde, 210 piyasada, önümüzdeki iki yıl içinde konut fiyatları düşebilir. Buna karşılık, 204 piyasada, önümüzdeki iki yıl içinde konut fiyatlarının yükselmesi bekleniyor.

petrol

Yüksek petrol fiyatlarına alışmamız için 5 neden (Finanzen 100)

30 Temmuz 2022 in Çevirilerden Seçmeler, Dünya Ekonomisi

Enerji krizi ve Ukrayna savaşı petrol fiyatlarını yükseltti. Petrole artan talep ve rafineri eksikliği önümüzdeki yıllarda fiyatların düşmesine engel olacak gibi duruyor. Yüksek fiyatlara en azından 2-3 yıl alışmamız gerekecek.

1. Petrol talebi artıyor

Pandemide dünyadaki hemen hemen tüm ülkeler ekonomilerini kapattı. Buna bağlı olarak, petrol talebi sıfırlanmıştı. Nisan 2020’de petrol fiyatları ilk kez eksi fiyatları gördü. Pandemi azaldıkça talep yeniden arttı ve yakında Corona öncesi seviyeleri geçecek.

Uluslararası Enerji Ajansı IEA, 2023’te küresel tüketimin günde 101,6 milyon varil olmasını bekliyor. Bu miktar, 2019’dakinden %2 daha fazla.

Bu yüksek tüketimin başlıca nedeni, dünyanın dört bir yanındaki ülkelerin korona ile ilgili ekonomik krize karşı bir önlem olarak başlattığı devasa ekonomik teşvik programları. Büyük yatırımlar aynı zamanda hammadde talebini de artırıyor.

2. Dünya daha fazla petrole hazır değil

BP ve Total gibi şirketler artık yeni petrol sahalarının geliştirilmesine yatırım yapmıyorlar. Küresel olarak, en büyük beş petrol  şirketinin yatırımları 2013 ile 2022 arasında yarı yarıya azalarak yaklaşık 81,7 milyar dolara düştü ve bunun büyük bir kısmı yeni petrol sahalarına değil, yenilenebilir enerjilere veya diğer iş alanlarına yatırılıyor.

3. Mevcut petrol tesisleri bozuluyor

OPEC’in Mayıs ayında üretim hedeflerinin çok altında kalması Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi zengin üreticilerden kaynaklanmıyordu. Bu ülkeler dışında birçok petrol üreticisi ülke fakir durumda ve ve pandemide ekonomik ve finansal olarak ağır darbe aldı.

Örneğin Nijerya, 2021’de 2020 yılına göre daha az petrol üretti. Bunun başlıca nedeni, gerekli bakım çalışmalarının yapılamaması ve petrol endüstrisinin etrafındaki altyapının – yollardan boru hatlarına ve liman terminallerine – yavaş yavaş bozulması.

Dünya Bankası bir Mayıs raporunda , “Nijerya yüksek petrol fiyatlarından henüz yararlanmadı,” diye yazdı . Bu durum, diğer birçok petrol üreticisi ülkede de benzerdir.

4. Yeterli rafineri yok

Ham maddenin benzin, motorin, ağır yağ veya diğer ürünler olarak pazarlanabilmesi için rafine edilmesi gerekiyor. Pandemide birçok eski ve verimsiz rafineri kapatıldı. Örneğin ABD pandemi öncesine göre günde bir milyon varil daha az petrol rafine edilebilir.

Bu da, petrol fiyatlarının düştüğü, ancak yakıt fiyatlarının yükseldiği tuhaf bir duruma yol açar.

5. Yenilenebilir enerjiye geçiş daha uzun sürecek

Artık dünya, petrol ve gaz gibi fosil enerjilerden uzaklaşma ve çok daha fazla güneş, rüzgar ve benzeri yenilenebilir enerjilere yönelme yolunda. Ancak var olan enerji krizi bu gelişmeyi yavaşlatıyor.

Almanya dahil birçok ülke, yüksek yakıt ve ısınma fiyatları nedeniyle yeniden fosil yakıtları sübvanse etmeye başladı.

Buna göre petrol, hayatımızda önceden planlanandan daha uzun süre önemli bir rol oynayabilir. Sonuç olarak talep ve fiyatların yüksek kalma olasılığı çok yüksek.

 

 

İlgili Haberler:

Almanya’nın doğalgaz krizi ve etkilenecek sektörler (Reuters)

Rusya ekonomisi neden hala çökmedi? Putin yıllardır bu ana hazırlanıyor (FORTUNE)

Küresel ısınma kendini ciddi ölçüde belli etmeye başlıyor (US Climate Prediction Center)

Çin’de emlak krizi (CS Monitor)

29 Temmuz 2022 in Çevirilerden Seçmeler, Dünya Ekonomisi

Henan bankası skandalı, Çin’in 300’den fazla yüksek riskli yerel bankası üzerindeki endişeleri arttırıyor. Çin ekonomisi için, konut sektörüne olan güvenin azalması ve ipotek boykotu ciddi önemli iki sorun.

Çin’deki konut kredisi sahipleri, 100’den fazla bölgede yaklaşık 320 tamamlanmamış konut projesi için bankaları kredi taksitlerini ödememekle tehdit ediyorlar.

Çin’de, evlerin% 85’inden fazlası inşaat tamamlanmadan aylar veya yıllar önce satılmaktadır. Birçok Çinli aile, tasarruflarının büyük bir bölümünü bu evlere yatırıyor. Yıllardır istikrarlı bir şekilde yükselen konut fiyatları ve hükümetin teşvikleri, insanları konut yatırımına itiyor.

Son haftalarda yükselen boykotun merkezinde, alıcıların vaat edilen evlerin tamamlanamayacak olmasına dair şüpheleri var.

Çin’deki müteahhitler, bir projede inşaata başlamadan önce mevduat almalarını yasaklayan yeni bir karardan etkilendi. Bu durum müteahhitleri bir borç krizine sürükledi.

China News Weekly adlı haber sitesi, ülkenin doğusundaki Nanjing kentindeki bir inşaat şirketinin, çiftçilerden ön ödeme olarak, değeri 100 bin yuanı (yaklaşık 256 bin lira) geçmemek koşuluyla, bir kamyon dolusu karpuzu kabul edeceğini duyurdu.  Wuxi kasabasında başka bir müteahhit de şeftalileri ödeme olarak aldığını belirtti.

Ekonomist Liqian Ren, “Aslında ödeme yapmamakla tehdit eden kredi sahipleri, biraz umutsuz bir durumdalar” diyor. Çünkü, “Söz verdikleri evi alamadıkları için, yan tarafta bir ev kiralamak ve yine de konut kredisi borçlarını ödemek zorundalar.”

Bu gelişmelere paralel olarak Çin’de ev satışları da, arka arkaya 11 ay boyunca düştü.

Gayrimenkul, Çin ekonomisinin dörtte birinden fazlasını oluşturuyor. Sektör, Çin’in büyümeye ket vuran sıfır COVID-19 politikası gibi seçimlerden de zarar gördü.

Çin ekonomisi ikinci çeyrekte %0,4 büyüyerek iki yılın en düşük seviyesine geriledi.

Morgan Stanley’e göre ABD borsalarındaki yükseliş geçici

28 Temmuz 2022 in Borsa

Morgan Stanley, Fed kararı sonrası ralli yapan borsa için yatırımcıları uyarıyor.

Firmanın ABD hisse senedi baş stratejisti Mike Wilson, Wall Street’in faiz artırımlarının beklenenden daha erken hız keseceği fikrine ikna olmasının erken olduğunu söyledi.

Wilson, CNBC için Çarşamba günü verdiği demeçte “Fed durgunluk başlayana kadar karar almadığında, piyasa her zaman ralli yapar. Ancak bu sefer, durgunluğun başlaması çok fazla zaman almayacak. Bu yükseliş tepkileri bir tuzak olacak.” ifadelerini kullandı.

Acil Konular

Wilson’a göre, en acil konular, ekonomik yavaşlamanın şirket kazançları üzerindeki etkisi ve Fed’in aşırı sıkılaştırma riski.

Wilson, “Büyüme sinyallerinin sürekli olarak olumsuz olduğu göz önüne alındığında, piyasa düşünüldüğünden çok daha güçlü durdu. Tahvil piyasası şu an Fed’in çok ileri gideceği ve ekonomiyi resesyona sürükleyeceği gerçeğini satın almaya başlıyor.” dedi.

Sona Yakın

Wilson’un S&P 500 yıl sonu hedefi 3.900. Bu, Wall Street’teki en karamsar tahminlerden biri.

Wilson’a göre S&P 500, 52 haftanın en düşük seviyesi olan 3.636’nın altına düşmek için hazırlanıyor. Wilson, S&P 500’ün 2022 resesyon senaryosunda 3.000’e kadar düşebileceğine inanıyor.

resesyon

Resesyonun olacağını söylemek için çok mu erken? (The Economist)

28 Temmuz 2022 in Borsa, Dünya Ekonomisi, Genel

14 Temmuz’da, Lombard isimli araştırma firmasından Steven Blitz, ABD’de bu yıl bir resesyon beklediğini söyledi. Bank of America da aynı görüşü, bir gün önce paylaşmıştı. Goldman Sachs, Almanya’nın üçüncü çeyrekte de küçüleceğini tahmin ediyor.

Bu gelişmelere paralel şekilde, Google’da “durgunluk” kelimesi aramaları tarihi zirvelerde. TikTok’da ise durgunluk ortamında nasıl bireysel bütçe yapılması gerektiği ile ilgili videolar dolu.

Tüm bu gelişmeler, yaklaşan bir durgunluğun genel kabul gördüğünü gösteriyor.

Ancak bu kadar emin olmalı mıyız?

Dünya ekonomisinin resesyonda olduğunu söylemek için şu an erken olabilir mi?

Madde 1: OECD ülkelerindeki hanehalkları, tahminimize göre en az 3 trilyon ABD dolarına sahiptir.

JPMorgan Chase Enstitüsü’ne göre, ABD için, Mart 2022’de en düşük gelirli hane halklarının nakit bakiyeleri 2019’da olduğundan %70 daha yüksek.

Anketler de insanların kişisel mali durumları hakkında ekonominin durumundan daha emin göründüklerini göstermektedir. AB genelinde, hanehalklarının kendi mali durumları hakkında olumlu olma düzeyi, 1985’den bu yana en yüksek seviyelerdedir.

New York Fed tarafından yapılan bir ankete göre, Amerika’da önümüzdeki üç ay boyunca borç taahhütlerini yerine getiremeyeceklerini düşünenlerin payı, uzun vadeli ortalamasının altında kalıyor.

İngiltere Merkez Bankası (İngiltere için) ve JPMorgan Chase’in (Amerika için) izlediği tüketici harcamaları verileri ise oldukça güçlü görünüyor.

Madde 2: Zengin dünyanın dört bir yanındaki hükümetler, yoksul insanların yükselen enerji fiyatlarıyla başa çıkmalarına yardımcı olmak için para dağıtıyor. Euro bölgesinde, hükümetler ekonomiyi GSYİH’nın yaklaşık% 1’ine eşdeğer bir şekilde canlandırıyor.

Mali Araştırmalar Enstitüsü, mayıs ayında, temel yaşam harcamalarının, en yoksul hanehalkları tarafından büyük ölçüde telafi edileceğini hesapladı.

Madde 3: İşletmelerin davranışları, makul derecede güven vericidir. Zengin ekonomilerde, mevcut açık iş ilanı sayısı, rekor seviyeye yakın. Örneğin, Avustralya’da, bir iş bulma web sitesi olan Indeed’in gerçek zamanlı verilerine göre, mevcut açık iş ilanı sayısı, pandemi öncesi seviyelerinin iki katından fazla. Amerika’da ise her işsiz insan için ikiden fazla açık pozisyon vardır. Sonuç olarak, işgücü piyasaları sıkı kalmaya devam ediyor.

Madde 4: 2021’in sonlarında ve 2022’nin başlarında, şirketler uzaktan çalışma teknolojisine büyük harcamalar yaptıkça ve tedarik zincirlerini güçlendirdikçe sermaye harcamaları patladı. Şimdi bazı firmalar ekstra tedarik kapasitesine aşırı yatırım yaptıklarına inanıyorlar. Diğerleri nakit tasarrufu yapmak istiyor.

Bir danışmanlık şirketi olan Oxford Economics tarafından finansal piyasalar, kredi koşulları ve kurumsal likidite analizi göz önünde bulundurularak yapılan anket çalışmaları, G7 ülkelerinde yapılan yatırımların bu yılın ikinci yarısında yıllık bazda yaklaşık %0,5 oranında azalabileceğini gösteriyor. Bu iyi değil ama ama tek başına bir durgunluk yaratmak için de yeterli değil. Örneğin, geçmiş durgunluk dönemlerindeki yatırım düşüşleri daha yüksekti.

SONUÇ

Karantina sonrası dünya ekonomisi, yeterince sürprizlerle doludur. Ancak pratikte hiç kimse, iş gücü kıtlığının ortaya çıkacağını veya enflasyonun 2023 yılında, güncel durumdan daha kötü olacağını tahmin etmiyor.

Karamsarlık için durum budur. Dünya ekonomisinin, daha fazla sürpriz sunması için zaman var. Bu yüzden dünya ekonomisinin resesyonda olduğunu söylemek için şu an erken olabilir.

 

*Söz konusu yazı, The Economist gazetesinde yayımlanmıştır. İçerik, çeviri yapılarak paraanaliz için derlenmiştir.

 

İlgili Haberler:

ABD’de büyük istifa dalgasından sonra büyük göç dalgası mı? (Greek Reporter)

Konut Piyasasında Durgunluk Sinyalleri (Business Insider)

Rusya ekonomisi neden hala çökmedi? Putin yıllardır bu ana hazırlanıyor (FORTUNE)

Kerem Köfteoğlu: İş İnsanları Asya Stratejisi Oluşturmalı

23 Temmuz 2022 in Genel

KÖFTEOĞLU: İŞ İNSANLARIMIZ BİR ASYA STRATEJİSİ OLUŞTURMALI
Pınar Çıtak Koygun’un AGRO TV için hazırlayıp sunduğu “Günün Raporu” adlı programa konuk olan Yükselen Asya Kulübü Koordinatörü ve China Today Türkiye Dergisi Şef Editörü Kerem Köfteoğlu girişimcilerin bir Asya stratejisi oluşturması gerektiğini söyledi. Pandeminin devam eden olumsuz etkilerine rağmen geçen yıl, Türkiye-Çin ticaret hacminin yüzde 38’lik artışla 35,9 milyar dolar seviyesine geldiğini belirten Köfteoğlu şu bilgileri verdi: “İki ülke ticaretinde sürekli Türkiye aleyhine bir durum olduğu tartışılıyor. Ticarette dengenin oturabilmesi için bizim Çin’den daha fazla yatırım çekip, bu pazarda daha aktif olmamız gerekiyor.
Dersimizi iyi çalışırsak, ticaret hacmini 100 milyar doları çıkarıp, ticarette arzulanan dengeyi de yakalayabiliriz. Bunun için girişimcilerimizin öncelikle kafalarındaki ‘uzak’ kavramını bir kenara bırakıp, uygun bir yol haritası belirlemelerinde yarar var” dedi. “Çin geçen yıl dünyadan 110 milyar dolarlık gıda alımı yaptı” diyen Köfteoğlu sonrasında şunu ekledi:“Türkiye geçen yıl Çin’e, bir önceki yıldan yüzde 65’lir artışla 381 milyon dolarlık gıda ihracatı yaptı. Bu rakamı büyütebilecek bir potansiyele sahibiz.”
Çin’in özellikle tarımda yakaladığı başarıdan alınması gereken dersler olduğuna dikkat çeken Köfteoğlu bu dersleri şöyle özetledi: “Bu başarının altında uzun vadeli planlama yapılması, teknolojiden en üst seviyede yararlanma ve köylüye-çiftçiye önem, destek ve teşvikler verilmesi gibi nedenler yatıyor. Tarımın, toprağın ve köylünün-çiftçinin öneminin farkında olan Çin’de her yıl toprak ve üretimle ilgili düzenlenen onlarca şenlik ve festivallerle bu anlaşışlar sürekli pekiştiriliyor. Kırsal alanda başarıyı yeniden yakalayıp kendi kendimize yeter hale gelebilmemiz için
Cumhuriyetin ilk yıllarında Atatürk’ün söylediği ‘Köylü milletin efendisidir’ anlayışını yeniden canlandırmamız gerek. Üç başlık altında özetlenenleri yaparsak biz de başarılı oluruz.
KUŞAK-YOL VE CIIE FUARININ ÖNEMİ
Günümüzde tedarik zincirinde yaşanan kırılmalardan dolayı Çin’in önderlik ettiği Kuşak ve Yol Girişi kapsamında Xi’an’dan kalkıp ‘orta koridor’ Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaşan ihracat trenlerinin daha da önemli hale geldiğini hatırlatan Köfteoğlu bu önemi şöyle özetledi: “Söz konusu trenlerle malların teslim süresi 12 güne düştüğünden dolayı maliyetlere olumlu bir etki yapıyor. Bu trenler malları teslim ettikten sonra Çin’e boş dönüyor. İhracat trenleri Çin’e dönerken onlara Türk ürünlerini yükleyip dolu gitmeleri sağlanırsa bundan hem Türkiye hem de Çin kârlı çıkar. Uzmanlar bu trenlerin yılda 100 sefer yapabilme kapasiteleri olduğunu söylüyor. Bu kapasiteyi kullanmanın yollarını bulmak
zorundayız.”
5-10 Kasım tarihlerinde Çin’in Şanghay kentinde düzenlenecek olan 5 Çin Uluslararası İthalat Fuarı’nın (CIIE) Türk girişimcilerine önemli fırsatlar sunduğunu söyleyen Köfteoğlu bu konuda şu
bilgileri verdi: “Bu fuar artık mal ve hizmetlerini dünya pazarına sunmak isteyenler için önemli bir vitrin haline geldi. Nitekim bunun farkında olan ABD’li şirketler, Çin-ABD arasında yaşanan ticaret
savaşlarına rağmen geçen yıldan daha fazla firmayla fuara katılacak. Bu fuar sadece Çin’e değil, Asya’ya hatta dünyaya mal satmak isteyenlerin önüne büyük fırsatlar çıkarıyor. Türk girişimcilerimiz bu fuara başta gıda, kozmetik ve tekstil ürünleri olmak üzere yüksek kaliteli markalarıyla katılmalı.
Fuara gitmeden önce görüşmeleri gereken firmaları şimdiden belirleyip fuara bir plan yapıp, yol haritalarını hazırlayıp gitmeli. Otomotiv yan sanayi alanında da Çinlilerle ortak üretim konusunu da
araştırmalarında yarar var. İşinsanlarımıza bir Asya stratejisi belirlemelerini öneriyorum. Bunu yapanlar, ‘Yükselen Asya Çağı’nda kazançlı çıkacaktır.”
Yayının Linki: https://youtu.be/5Tup-iuOWTQ

ABD’de büyük istifa dalgasından sonra büyük göç dalgası mı? (Greek Reporter)

22 Temmuz 2022 in Dünya Ekonomisi

Bloomberg’deki bir rapora göre birçok Amerikalı, artan yaşam maliyeti, şişirilmiş ev fiyatları ve güçlenen doların etkisiyle başta Yunanistan olmak üzere Avrupa’ya taşınmak istiyor.

Sotheby’s International Realty isimli gayrimenkul firmasına göre, Yunanistan’a taşınmak isteyen Amerikalılardan gelen talepler Nisan-Haziran döneminde bir yıl öncesine göre yüzde 40 oranında arttı. Alice Kantor tarafından Çarşamba günü yayınlanan raporda, Amerikalılar için favori ülkelerin İtalya, Portekiz, İspanya, Yunanistan ve Fransa olduğu belirtiliyor.

Uzaktan çalışmanın yükselişi Yunanistan ve Avrupa’yı Amerikalılar için cazip hale getirdi

Eskiden Amerikalı emekliler ve zenginler geleneksel olarak Avrupa’daki gayrimenkulün başlıca alıcıları olmuştu. Ancak günümüzde uzaktan çalışmanın yükselişi, Amerika’ya göre nispeten ucuz konutlar, Avrupa’yı daha geniş bir kitle için cazip hale getirdi.

Yunanistan pandemi sonrası kendisini “dijital göçebeler” için mükemmel bir ülke olarak tanıtıyor. Ilıman bir iklim, yüksek bir yaşam standardı, ağız sulandıran yiyecekler, uygun fiyatlı ve rahat bir tutumla kutsanmış olan Yunanistan, dijital göçebeler için en iyi yer olmayı umuyor.

Mart 2021’de Başbakan Kyriakos Mitsotakis, uzaktan çalışabilenler için çekiciliğini güçlendirmek için 5G ağlarına yapılan yatırımlar da dahil olmak üzere “Yunanistan 2.0″ adlı milyarlarca avroluk bir planın ana hatlarını çizdi.

Amerika’daki pahalı konutlar Avrupa’ya taşınmayı teşvik ediyor

ABD merkezli gurbetçi danışmanlığı ECA International‘ın başkan yardımcısı Michael WitkowskiBloomberg’e verdiği demeçte, “Artan yaşam maliyeti, herhangi bir büyük ABD şehrinde yaşamayı Avrupa şehirlerinden daha pahalı hale getirdi” dedi.

Bloomberg’e göre, “Pahalı ev fiyatlarının yanı sıra güçlü bir ABD doları ve siyasi gerilimler, Avrupa’nın artan cazibesine katkıda bulunan faktörlerdir.”

Bloomberg raporuna göre, Yunanistan’ın yanı sıra, İber Yarımadası da popüler bir destinasyon haline geldi. Hükümet verilerine göre, Portekiz’de ikamet eden Amerikalıların sayısı 2021’de bir önceki yıla göre yüzde 45 arttı.

 

Greek Reporter

 

Konut Piyasasında Durgunluk Sinyalleri (Business Insider)

21 Temmuz 2022 in Gayrimenkul

ABD’de hanehalkı 1980’lerden bu yana 26 trilyon dolarlık konut sermayesi oluşturdu. Konut sektörü, ABD için borsa kadar önemli bir sektör.

Şu an, konut kredisi talebi 22 yılın en düşük seviyesinde. Amerikalıların konut piyasasında cesaretlerinin bu kadar kırıldığı zaman en son George W. Bush’un ilk dönemine denk geliyordu. O zaman bir galon benzin yaklaşık 1.50 dolardı. Günümüzde ise 4.77 dolar.

Hem faiz hem fiyat yönünden olumsuzluk

Mortgage Bankacılar Birliği’ne göre, yüksek konut fiyatları yüzünden ABD’de ipotek talebi geçen hafta %6,3 düştü. Bu, art arda üç haftalık düşüş anlamına geliyor ve ileride daha fazla olumsuzluk olabileceği sinyalini veriyor.

Konuyla ilgili iki önemli dinamik mevcut. Birincisi, ipotek faiz oranları bu yıl kabaca ikiye katlandı. Ocak ayında yaklaşık %3’ten bu ay %6’ya yaklaştı. İkincisi, fiyatlar da düşmüyor. Düşen satışlara rağmen, geçen ay medyan ev fiyatları, tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Buna göre ABD’de ortalama bir ev fiyatı, geçen yılın aynı ayına göre %13.4 artarak 416.000 dolar oldu.

Yüksek fiyatlar ve artan faiz oranları alıcılar üzerinde baskı oluşturuyor. Öte yandan bu dönem, müteahhitlerin pandeminin başlangıcından bu yana piyasa hakkında en karamsar oldukları dönem. Moody’s baş ekonomisti Mark Zandi, ilk kez ev alacakların satın almaya gücü yetmediği için konut piyasasının bir “derin dondurucuya” girmek üzere olduğunu ifade etti.

Dolayısıyla konut piyasasının kesinlikle soğuduğu ve alıcıların hala yükselen fiyatlar ile başa çıkabilmesi için yeterli satın alma gücünün kalmadığı sonucuna varılabilir. Bu da şüphesiz ki, fiyat artış hızını etkileyecektir.

Bank of America’nın ABD’deki konut fiyatları için yapmış olduğu tahmine göre, bu yılın sonunda fiyat artışlarının yavaşlayarak %10 seviyesine inmesi ve 2023 yılının sonunda da artış hızının %5 seviyesine gerilemesi bekleniyor.

Grafik: ABD için konut fiyat artış tahminleri

ABD’deki artan konut fiyatları, sosyal dönüşüme de yol açıyor. Sotheby’s International Realty isimli gayrimenkul firmasına göre, Yunanistan’a taşınmak isteyen Amerikalılardan gelen talepler Nisan-Haziran döneminde bir yıl öncesine göre yüzde 40 oranında arttı.

ABD merkezli gurbetçi danışmanlığı ECA International‘ın başkan yardımcısı Michael WitkowskiBloomberg’e verdiği demeçte, “Artan yaşam maliyeti, pahalı ev fiyatları, Amerikalılar için Avrupa’nın cazibesini arttırıyor” ifadelerini kullandı.

 

Business Insider, Fortune, Greek Reporter

 

 

İlgili Haberler:

Yabancılar ABD’de ne kadar konut alıyor? (Realtor)

GRAFİK: Konut fiyatları artışı tahmini

Gayrimenkul Piyasası Yorumu (8 Grafik)

 

Yabancılar ABD’de ne kadar konut alıyor? (Realtor)

19 Temmuz 2022 in Dünya Ekonomisi, Gayrimenkul, Genel

ABD’de ev fiyatları bu günlerde o kadar yüksek ki, varlıklı yabancı alıcılar bile bu sıkıntıyı hissediyor.

Ulusal Emlakçılar Birliği’nin 11 Nisan 2021’den 9 Mayıs 2022’ye kadar yaklaşık 9.400 Emlakçı ile gerçekleştirdiği ankete göre, geçen yıl uluslararası alıcılar toplam 59 milyar dolar değerinde 98.600 konut satın aldı.

Bu rakam bir yıl öncesine göre %7,9 daha az mülk satın alma anlamına geliyor ve 6,06 milyon olan toplam mevcut ev satışının sadece %1,6’sını oluşturuyor.

59 milyar dolar şüphesiz konut piyasası için büyük bir nakit akışı olsa da, 2017 yılına göre oldukça düşük kalıyor. O yıl, yabancı alıcılar ABD’de 153 milyar dolarlık rekor bir konut gayrimenkulü satın almıştı.

 

Realtor

Almanya’da ortalama hanebaşına düşen net varlık ne kadar? (Finanzen100)

18 Temmuz 2022 in Dünya Ekonomisi

  • Almanya Federal İstatistik Dairesi’ne göre hanebaşına düşen varlık 162.600 Euro.
  • Bundesbank hane başına 232.800 Euro net varlık hesaplıyor.
  • Credit Suisse’e göre ise hanebaşı net varlık 265.000 Euro.
  • Bu 3 çalışmanın ortalamasına göre hanebaşına net varlık ortalaması: 220.000 Euro

Almanya Federal İstatistik Dairesi’ne göre, Almanya’da hanebaşına düşen varlık 162.600 Euro (2018 verisi).
Bu tutar, Batı Almanya’da yaşayanlar için hane başına 182.000 euro, Doğu Almanya’da yaşayanlar için ise 88.000 euro şeklindedir. Ancak konuyla ilgili farklı çalışmalar farklı sonuçlara ulaşmaktadır.

Bundesbank ise hane başına net varlık tutarını 232.800 euro olarak hesaplıyor. Bundesbank’ın, 2017’de yapmış olduğu “ Özel hanehalkları ve maliyesi (PHF) ” ​​çalışmasında yaklaşık 10.000 kişinin mali durumlarına ilişkin görüşleri alındı. Buna göre, hane başına ortalama 29.700 Euro’luk borç bulunmakla birlikte, 232.800 euro tutarında varlık mevcut. Unutmamak gerekir ki bunlar her durumda ortalama değerlerdir.

Çalışmaya göre 2017’de en zengin hanelerin yüzde onundan biri olmak isteyen herkesin en az 555.400 Euro net varlığa sahip olması gerekiyor.

Gayrimenkul sahiplerinin önemli ölçüde daha fazla parası var

PHF isimli çalışmasında Bundesbank, servet dağılımının önemli bir ayırt ediciliğine vurgu yapıyor. Buna göre “mülk sahipliği hanehalkı zenginliğinin iyi bir göstergesidir”. Raporda şu ifadeler yer alıyor: “Mal sahibi tarafından işgal edilen haneler için medyan net servet 2017’de 277.000 Euro idi.” Öte yandan, kiracı hanelerin medyan değeri yalnızca 10.400 Euro civarındadır.

Avrupa Merkez Bankası (ECB), euro bölgesindeki tüm ulusal bankalarla birlikte, bir kıyaslama gerçekleştirdi. 2017’deki son ankete 91.000 hane katıldı. Bu çalışmaya göre Avrupa’daki hane başına net servet 229.100 Euro’dur. Almanya, 232.800 Euro ile Avrupa ortalamasının biraz üzerindedir.

Lüksemburg’daki haneler, hane başı 897.900 euro ile açık ara lider oldu. Doğu Avrupa ülkeleri ise alt sıralarda yer almaktadır.

İsviçre bankası Credit Suisse, her yıl, “Küresel Varlık Raporu” yayınlıyor. Haziran 2021’deki son rapora göre Almanya’daki her yetişkinin ortalama 265.000 euro net serveti bulunuyor. Bu da Almanya’yı dünya çapında 16. sıraya yerleştiriyor.

 

Finanzen100

GRAFİK: Konut fiyatları artışı tahmini

18 Temmuz 2022 in Gayrimenkul

Bank of America, ABD’deki konut fiyatları için tahminini yayınladı. Buna göre bu yılın sonunda fiyat artışlarının yavaşlayarak %10 seviyesine inmesi ve 2023 yılının sonunda da artış hızının %5 seviyesine gerilemesi bekleniyor.

Wall Street’te büyük işten çıkarma korkusu (NY Post)

18 Temmuz 2022 in Dünya Ekonomisi

The Post’ta yer alan habere göre, yükselen faiz oranları ve durgunluk korkuları firmaların kurumsal anlaşmalar, birleşmeler gibi motivasyonlarını azaltıyor. İşe alımların dondurulması ve işten çıkarmaların daha öncelikli hale gelmesine neden oluyor.

Geçen hafta JPMorgan ve Morgan Stanley de dahil olmak üzere önde gelen bankaların yöneticileriyle düzenlenen bir öğle yemeğinde, işten çıkarmaların sektörün en az %10’unu etkileyeceği konuşuldu.

Geçen ay, JPMorgan ipotek bölümündeki yüzlerce bankacıyı “döngüsel değişiklikler” nedeniyle işten çıkarmıştı. The Post’a konuşan bir yönetici “Süreç ilk başta daha küçük işten çıkarmalarla başlayacak” ifadelerini kullandı.

Kar Düşüşleri ve Spekülatif İş Hacmi

Geçen yıl, Goldman Sachs, JPMorgan ve Morgan Stanley dahil olmak üzere büyük bankalar, kısmen “açık çek” olarak adlandırılan şirketlere (Belirli bir iş planı veya amacı olmayan gelişme aşamasındaki şirket) büyük kaynak sağlamışlardı. Bu da, geçen yıl benzeri görülmemiş bir anlaşma hacmine yol açtı. The Post’a konuşan ilgili kaynaklar, bu anlaşmaların geçen yıldan beri kuruduğunu ve geniş işten çıkarmalara zemin hazırladığını söyledi.

Geçen hafta, JPMorgan ve Morgan Stanley, şaşırtıcı derecede kar düşüşleri bildirdiler. JPMorgan, son çeyrekte yatırım bankacılığı ücretlerinin %54 düştüğünü açıklarken, Morgan Stanley, öz sermaye aracılık ücretlerinin %86 düştüğünü söyledi.

Söz konusu kar düşüşlerine rağmen bankalar, departmanlarının bütçelerini yıl ortasında küçültmek istemiyorlar. Bunun nedeni itibarlarını sürdürmek isteyişleri ve bazılarının hala ekonominin bu sonbaharda bir toparlanma gösterebileceğine dair umutlarını sürdürmeleri.

Konuyla ilgili konuşan kaynak, “İşten çıkarmaların olacağı en kötü saklanan sır. Birçok insan için yeni ve acı verici olacak.” ifadelerini kullandı.

 

 

*Söz konusu içerik Lydia Moynihan tarafından NewYork Post için kaleme alınmıştır. İçerik paraanaliz için çeviri yapılarak derlenmiştir.

Rusya ekonomisi neden hala çökmedi? Putin yıllardır bu ana hazırlanıyor (FORTUNE)

17 Temmuz 2022 in Dünya Ekonomisi

Rusya Ukrayna’yı işgal ettiğinde, dünyanın dört bir yanındaki ülkeler işgali kınadı ve ekonomik, ticari ve diplomatik ilişkilerini aniden kesti. Amerika’dan Avrupa’ya ve Japon firmalarına kadar 1000’den fazla şirket Rusya’daki ticari faaliyetlerinden vazgeçti.

Batılı ülkeler, Rusya’yı uluslararası ödeme sistemi SWIFT’den çıkardı ve Rusya’nın merkez bankası varlıklarını dondurarak 630 milyar dolarlık döviz rezervine erişmesini engelledi.
Ekonomistler ve siyasetçiler Rusya finansal sisteminin toptan çökeceğine inanıyorlardı.

Ama işler tam olarak böyle olmadı… Rusya kendisine uygulanan küresel ekonomik izolasyona beklendiğinden daha iyi uyum sağladı.

Sibiryalı milyarder Alexander Govor gibi Rus işadamları ülke genelindeki 850 McDonald’s restoranını satın aldı. MR Group gibi Rus emlak geliştiricileri, Starbucks,H&M, Nike gibi mağazalar olmadan yeni alışveriş merkezleri açıyor.

Bu tarz bir yaptırımlar paketine, Vladimir Putin, yıllar önce hazırlanmaya başlamıştı. Rusya savaş öncesinde döviz rezervlerini arttırarak ve Çin’le dostluk kurarak ülkeyi batının mali baskısıdan kurtarmak için hazırlıklıydı.

Savaş sırasında artan petrol ve doğalgaz fiyatları fırlayarak rubleyi istikrara kavuşturdu. Rusya enerji ve emtia ihracatından elde ettiği kârla ve yaptırımlar nedeniyle ithalatın düşmesiyle 2022’nin ilk altı ayında yaklaşık 139 milyar cari fazla verdi.

Ekonomi şimdilik ayakta duruyor. Ancak savaş uzadıkça, Rusya son 30 yılın en kötü resesyonu ile karşı karşıya olabilir.

Stoklama ve mitingler

Rusya, Şubat ayında Ukrayna’yı işgal ettiğinde, büyük döviz rezervi ve düşük kamu borcu vardı. Savaşın başında Rusya, sermaye çıkışını önlemek için vatandaşların yurtdışındaki banka hesaplarına para transfer etmesini yasakladı.

Merkez bankası ise ruble rekor seviyelere düşerken %20 acil faiz artırımı uyguladı.

(BOFIT) kıdemli danışmanı Laura Solanko, Fortune’a verdiği demeçte, bu hamlenin “zamanında ve güçlü” olduğunu ülkenin “tam ölçekli bir mali kriz”den kurtulmasını sağladığını söyledi. Solanko, bu tür önlemlerin “bir demokraside uygulanmasının çok zor olduğunu, ancak devlete ait şirketlerin daha büyük bir rol oynadığı bir otokraside mümkün olduğunu ekliyor.

Rus siyaset bilimci İlya Matveev, ise Rus ekonomisinin birkaç kısa ay içinde yaptırımlardan çökeceği yönündeki yaygın düşüncenin “Rusya’nın Ukrayna’yı fethetmek için yaptığı plan” kadar gerçekçi olmadığını ifade ediyor.

Rusya sadece iyi bir ekonomik savunma oyunu oynamadı. Ukrayna’yı işgali, küresel petrol piyasasını istikrarsızlaştırdı, fiyatları yükseltti ve bu da ona inanılmaz bir finansman kaynağı sağladı.

Çatlaklar kendini göstermeye başlıyor

Durum şu ana kadar iyi gitti ancak Rusya yaklaşan bir AB petrol ambargosu ile karşı karşıya kalırken ve artan sayıda yoksulluğa itilen vatandaşla boğuşurken çatlaklar kendini göstermeye başlıyor.

Sergei Guriev, Fortune’a verdiği demeçte, “Normalde, yükselen bir para birimi, bir ülkenin ihracatının artan rekabet gücünü yansıtır. Ancak, Ruble, 20 yılın en düşük seviyelerine inen ve dolar talebini büyük ölçüde azaltan Rus ithalatının çöküşü ile güçleniyor. Bu, kötü şeylerin habercisidir” ifadelerini kullanıyor.

Ve yaptırımların yükünü sıradan Ruslar çekiyor. Rus bankası VEB’e göre, Rusların reel ücretlerinin bu yıl yaklaşık %6 düşmesi ve gerçek harcanabilir gelirlerinin %7,5 düşmesi bekleniyor. Putin, geçen ay yürürlüğe giren emekli maaşları ve asgari ücretlerde %10’luk artışa izin verdi . Ancak VEB , bu artışların bile Rusların reel ücretlerinin, gelirlerinin ve emekli maaşlarının kötüleşmesini durduramayacağını söyledi.

Enflasyon şu anda eskisinden daha yavaş artıyor olsa da, 21 milyon insanın (ulusal nüfusun yaklaşık %15’i) yoksulluk sınırının altında yaşadığı bir ülkede çift haneli enflasyon yoksulluğu hızla arttıracaktır.

Matveev, “Zaten fakir olan Ruslar daha da fakirleşecek” diyor. Putin’in eski bir yardımcısı olan Andrei Illarionov ise, BBC’ye verdiği demeçte, yoksulluk içinde yaşayan Rusların sayısının savaş ilerledikçe iki katına, hatta üç katına çıkacağını tahmin ediyor.

 

 

*Söz konusu içerik Yvonne Lau tarafından Fortune için kaleme alınmıştır. İçerik çeviri yapılarak paraanaliz için derlenmiştir.

IMF başkanı, enflasyon 2023 yılında yumuşamaya başlayacak

16 Temmuz 2022 in Dünya Ekonomisi

Uluslararası Para Fonu’nun genel müdürü Kristalina Georgieva’ya göre, dünya merkez bankalarının faiz artışları, 2023 yılına kadar devam edecek.

Küresel ekonomik görünümün parlak olmadığını belirten Georgieva, “Görünüm önemli ölçüde karardı ve belirsizlik son derece yüksek. IMF’nin daha önce uyardığı aşağı yönlü riskler artık gerçek oldu.” ifadesini kullandı.

Tedarik zincirlerinde pandemi kaynaklı gecikmeler küresel ticaret için darboğaz yaratırken, Ukrayna’daki savaş bu şokları şiddetlendirdi. Bunun sonucunda, gıda, gübre ve enerji gibi temel gıda maddeleri dahil olmak üzere malların fiyatlarında artış yaşandı. Gıda fiyatları enflasyonu pandemi ve savaştan önce zaten artış eğilimindeyken, bu iki durum, konuyu daha da büyüttü.

Dünya Bankası’na göre, küresel gıda fiyatları bu yıl Mart ve Nisan ayları arasında tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Dünya Bankası’nın Mart-Nisan için Gıda Emtia Fiyat Endeksi önceki iki aya göre %15 ve iki yıl öncesine göre ise %80’den fazla arttı.

Gıda ve Tarım Örgütü dünya çapında yetersiz beslenen nüfusun bu yıl 7,6 milyon, 2023′te ise 19 milyon artacağını söyledi.

Enflasyon bir süre daha bizimle

Kristalina Georgieva, tüm işaretlerin enflasyonun henüz dizginlenmediğini gösterdiğini söyledi. Ülkelerin enflasyonu düşürmek için ellerinden gelen her şeyi yapması gerektiğini vurgulayan Georgieva, enflasyonu düşürememenin toparlanmayı riske atabileceğini ve savunmasız insanlar için yaşam standartlarına daha fazla zarar verebileceğini belirtti.

Yellen ise, Cuma günü G-20’de yaptığı açıklamada, geçmiş ekonomik krizlerden alınan dersleri vurgulayarak “durgunlukların süresini ve şiddetini en aza indirecek” ve “olumsuz ekonomik sonuçları azaltacak” politika seçimleri için “oyun planı” oluşturmanın çok önemli olduğunu söyledi.

Yellen, halihazırda ciddi mali engellerle karşı karşıya olan düşük gelirli ülkelerin yeterli gıda ve gübre ithal etmekte, halklarına en temel sosyal güvenlik ağını bile sağlamakta zorlandıklarını kaydetti.

Bu etkilerin kalkınmayı geciktirdiğini ve yoksulluğu ortadan kaldırmaya yönelik çabalara zarar verdiğini vurgulayan Yellen, “Kısa vadeli gıda güvensizliği krizini ve eşit derecede önemli olan iklim değişikliğiyle bağı da dahil olmak üzere gıda güvensizliğinin uzun vadeli itici güçlerini ele almak için harekete geçmeliyiz.” değerlendirmesinde bulundu.

Talep, arzdan daha hızlı toparlanıyor

Endonezya Maliye Bakanı Sri Mulyani Indrawati, Cuma günü G-20′de yaptığı konuşmada, ülkelerinin oyun planını anlattı.

Covid-19 pandemisinin başlangıcında uygulanan mali ve parasal gevşeme önlemlerinin talebi geri getirdiğini ancak arz üzerinde bu kadar katkısı olmadığını ifade etti.

Örneğin Endonezya, pandeminin dayattığı “olağanüstü” koşullara karşı ekonomiye teşvik olması amacıyla üç yıl boyunca %3 düzeyindeki mali açık sınırını kaldırdı. Bu da talebin güçlenmesine sebep oldu. Ancak o zamandan beri talepteki toparlanma arzı geride bıraktı. Indrawati, bu yüzden bu noktada talebi kontrol altına almanın kritik öneme sahip olduğunu ifade etti.

resesyon, durgunluk, kriz

ABD’de kısa vadeli enflasyon beklentisinde yeni zirve

12 Temmuz 2022 in Dünya Ekonomisi

New York Fed, haziran ayına ait Tüketici Beklentileri Anketi’nin sonuçlarını yayımladı.

Yaklaşık 1300 hane halkının katılımıyla gerçekleştirilen anketin sonuçlarına göre, gelecek 12 ayı kapsayan kısa vadeli medyan enflasyon beklentisi 0.2 puan artışla yüzde 6.8‘e yükseldi.

Bu dönemde rekor tazeleyen kısa vadeli enflasyon beklentisi, mayısta da yüzde 6.6 ile anketin yapılmaya başlandığı 2013’ten bu yana en yüksek seviyeye ulaşmıştı.

ORTA VADELİ ENFLASYON BEKLENTİSİNDE DÜŞÜŞ GÖRÜLDÜ

Gelecek 3 yıllık süreci kapsayan orta vadeli enflasyon beklentisi ise aynı dönemde 0.3 puan azalarak yüzde 3.6 seviyesine geriledi.

Ocak ayından bu yana en büyük düşüşü gösteren orta vadeli enflasyon beklentisi, mayısta yüzde 3.9 seviyesinde gerçekleşmişti.

HAZİRAN AYI ENFLASYONU ÇARŞAMBA GÜNÜ AÇIKLANACAK

ABD’de geçen ay açıklanan verilere göre, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) mayısta aylık yüzde 1 artarken, yıllık yüzde 8.6 ile Aralık 1981’den bu yana kaydedilen en yüksek artışı göstermişti.

ABD’de çarşamba günü açıklanacak haziran ayı enflasyonuna ilişkin piyasa beklentisi ise yıllık bazda yüzde 8.8 ile 41 yılın yeni zirvesine çıkması yönünde.

 

Cumhuriyet

Almanya 30 yıl sonra dış ticaret açığı verdi. Bu bir işaret mi? (FOCUS Online)

11 Temmuz 2022 in Dünya Ekonomisi

  • Almanya 1991’den beri ilk kez ticaret açığı verdi.
  • Mayıs ayında ithalatın değeri ihracat değerini aştı.
  • Aslında Almanya ekonomisi güçlü bir şekilde ihracat yapmaya devam ediyor.

Almanya otuz yıldan beri ilk kez ihraç ettiğinden fazlasını ithal etti. Bazı ekonomistler, bunu bir uyarı olarak yorumluyor.

Ocak 2021’de Almanya’nın 20 milyar Euro kadar dış ticaret fazlası vardı.  Ülkenin 2008-2020 yılları arasında ortalama dış ticaret fazlası 15 milyar Euro civarında. Ancak günümüzde, Mayıs ayında Almanya 1 milyar Euro kadar açık verdi.  Peki Almanya’nın ihracatı birkaç ay içinde tamamen azaldı mı? Açığın kaynağı nedir?

Grafik: Yıllara göre Almanya’nın dış ticaret fazlası (Euro cinsinden)

Almanya’nın ihracatı hala rekor seviyelerde

Aslında Almanya muazzam miktarda mal ihraç etmeye devam ediyor. İhracat, Mayıs ayında neredeyse 126 milyar euro olarak gerçekleşti ve Nisan ayında 126,4 milyar euro ile rekor kırıldı.

Commerzbank ekonomisti Ralph Solveen, FOCUS Online’a verdiği demeçte, “Arz sıkıntıları nedeniyle Almanya’nın üretimi zayıflamaya devam ediyor ve üretilemeyenler ihraç edilemiyor” dedi.

Almanya’nın ihracatındaki en önemli kalem, motorlu taşıtlar ve parçaları ile makineler. Bu kalemler, tüm ihracatın neredeyse %30’u ile en büyük bölümünü oluşturuyor. Son zamanlarda bu sektörlerde arz durgun. Çip sıkıntısı, Almanya’nın otomobil üreticilerini 2024’e kadar etkileyebilir.

Dış ticaret açığı büyük ölçüde fiyat etkisinden kaynaklanmaktadır.

Çok daha büyük ölçüde, negatif ticaret dengesi artan ithalat fiyatlarından kaynaklanmaktadır. Yani aynı miktarda ithalat için önemli ölçüde daha fazla para ödeniyor. Buradaki en önemli fiyat artışı enerji kalemlerinde.

Şu anda gaz vadeli işlemleri megawatt saat başına 162 Euro ile bahar ayında yaşanan 220 euro fiyat seviyesindeki rekora yakın işlem görüyor. Bu fiyat, on iki ay öncesine göre neredeyse yüzde 700 daha pahalı olduğu anlamına geliyor.

Grafik: 2015-2022 arası Almanya’nın ithalat maliyeti

Solveen ve Fuest gibi, Fratzscher de şunu vurguluyor: “Ticaret dengesindeki açık, Alman ihracat şirketlerinin artık rekabetçi olmadığı anlamına gelmiyor, ancak Alman ticaret sektörünün katma değerini güçlendirmek için teknolojinin uyarlanmasını ve daha hızlı bir ekolojik dönüşüm gerektiriyor.”

Tedarik zinciri sorunları çözülürse, Almanya’nın yapacak fazlasıyla işi olacak

Bütün bunlar, Almanya’nın özellikle enerji sektöründeki enflasyon nedeniyle ekonomik tehlikelere yönelmediği anlamına gelmiyor. Ekonomistlerin çoğunluğunun şimdi bir resesyonun yaklaşabileceği konusunda uyarıda bulunması boşuna değil.

Tedarik zincirlerindeki düğümler gevşetilirse, Avrupa’nın ve dolayısıyla Almanya’nın ekonomisinin yapması gereken çok fazla şey olacak.

 

Söz konusu yazı, FOCUS Online yazarı Tom Rudert tarafından kaleme alınmıştır. İçerik, paraanaliz için çeviri yapılarak derlenmiştir.

Küresel ısınma kendini ciddi ölçüde belli etmeye başlıyor (US Climate Prediction Center)

11 Temmuz 2022 in Dünya Ekonomisi, Sektör Analizi

Texas’ta sıcaklıklar, Nisan ayından bu yana uzun vadeli mevsimsel ortalamanın oldukça üzerine çıktı.

Grafik: 1981-2010 arası sıcaklıklar ve 2022 yılı

Grafikte beyaz noktalar günümüzü, sarı çizgi ise 1981-2010 arası dönemi simgeliyor. Uzun dönemli ortalamadan sapmalar belirgin şekilde kendisini gösteriyor.

Benzer şekilde aşağıdaki grafikte uzun dönemden sapmaların % olarak derecesi gösteriliyor. Buna göre Nisan ayında başlayan önemli sapma, Mayıs ve Haziran aylarında en yüksek derecesine ulaşıyor.

Grafik: 1981-2010 arası sıcaklıklar ve 2022 yılı

Son olarak, aşağıdaki grafikte uzun dönemli ortalama ile günümüzün kıyaslanması yer alıyor. Beyaz ortalama günümüzü; sarı ortalama ise uzun dönemli trendi ifade ediyor. Nisan ayından bu yana başlayan sapma gittikçe ayrışarak devam ediyor.

Grafik: Uzun dönemli sıcaklıklar ve 2022 yılı

Nisan ayının başından bu yana yaşanan sapma eyaletin izole elektrik şebekesi üzerindeki yükü artırdı.

Yılın başlangıcından bu yana soğutma için harcanan enerji, 1981-2010 ortalamasından neredeyse +%30 daha yüksek.

 

*Söz konusu grafikler, John Kemp ‘in Twitter profilinden alınmıştır. İçerik çeviri yapılarak paraanaliz için derlenmiştir.

Araç çubuğuna atla