Etkinlik

  • Dr.ilknur üner Atilla Yeşilada Severler Derneği! grup logosuAtilla Yeşilada Severler Derneği! grubunda bir güncelleme yayınladı 2 yıl 7 ay önce

    Herkese iyi haftalar,
    Haftanın tartışma konusunu açmaktan keyif duyuyorum.
    Türkiye ekonomisinin şu anki durumunu değerlendirdiğinizde endişe verici veri hangisidir?3 yanlış 1 doğruyu götürmüyor o yüzden gönlünüzden geçeni paylaşabilirsiniz
    A)Enflasyon beklenti artışı
    B)Döviz kuru oynaklığı
    C)Cari açık
    D)işsizlik verileri
    E)Hepsi
    F)Hiçbiri,
    Ğ)ABD gübre üretim endeksi
    H)Rus turistlerin bira tüketim endeksinde düşüş
    Yeni tartışmamız FÖŞ grubuna hayırlı, uğurlu olsun….

    • 2 yıl 7 ay önce tarihinde Olgun yanıtladı

      Ekonomi diplomam yok ama önem sırasına göre bence D>B>A>C. Önem büyüklüğünü en yeni değişken olarak gördüm.

      • 2 yıl 7 ay önce tarihinde Dr.ilknur üner yanıtladı

        Olgun bey yorumunuz için teşekkürler.Bizim için katılmanız, fikirlerinizi paylaşmanız önemliydi.Ekonomi diplomasının kime ne kazandırdığı veya kazandıramadığı tartışılır.Ekonomi diploması gereken görevlerde olanların bile diplomaları yok o yüzden endişeniz olmasın.Bizim için okuyan, düşünen, sorgulayan bir kişi olmanız yeterli.Katkınız için çok teşekkürler

    • 2 yıl 7 ay önce tarihinde FatihSacan yanıtladı

      F) Hiçbiri
      Bence en endişe verici veri 2016 Pisa testi verileri. 72 ülke içinde 50. sıradaymışız.
      Bildiğiniz gibi niteliksiz iş gücü işsizliğin ve cari açığın temel sebebi, cari açık ise döviz kuru oynaklığının, enflasyonun ve yüksek faizin temel sebebi.

      • 2 yıl 7 ay önce tarihinde Dr.ilknur üner yanıtladı

        Pısa sonuçları hepimizi üzen bildiğimiz bir gerçeği tekrar ortaya koydu malesef Fatih bey.Eğitim sisteminin bu hali ile ne kadar yanlış yolda olduğunu biran önce düzeltmezsek kaç nesili daha kaybedeceğimizi tekrar tekrar bize hatırlattı.Katıldığınız için teşekkürler

        • 2 yıl 7 ay önce tarihinde haluk yetiş yanıtladı

          Ülkenin büyük çoğunluğu, tezgahtar,köfteci,kuaför,berber,taksici, inşaat işçisi,garson gibi hiçbir nitelik gerektirmeyen niteliksiz insanlardan oluşuyor. Bunların arasına maalesef öğretmen adayları da girdi.Pisa sonuçlarına neden olan öğretmenlerin sınav sonuçları daha da içler acısı. Yani gelecekte sadece birkaç kelime ile konuşmayı becerebilen meşajzcı garipler ortaya çıkacak. Durumçok fena

          • 2 yıl 7 ay önce tarihinde Dr.ilknur üner yanıtladı

            Sohbetimize katıldığınız için çok teşekkürler Haluk bey.Gönüllü eğitmenlik yaptığım ve bir yandan da çocuk büyütmeye çalıştığım için eğitimde geldiğimiz noktayı malesef ki çok daha acı gözlemleyebiliyorum.Okumayan, sorgulamayan, düşünmeyen tek tip insan yaratma noktasında malesef ki öğretmen adaylarımız da hasar görmüş durumda.Senelerce eğitim aldıkları alanlarda , kpssyi geçerek iş bulma baskısını yaşıyorlar.Bütün bu süreçte gelecek korkusu yaşarken pedagojik formasyon, kendini yetiştirme, rol model eğitimci olma vs çok daha geri planda kalan olgular oluyor.Senelerdir yaz-boz tahtasına dönen eğitim sistemi, dayatılan tek tip yaşam tarzı, okumayan-sorgulamayan nesil yetiştirme hedeflenmesi gibi durumlar sözkonusu olduğu için kayıp giden çok kişi olacak gibi görünüyor.

    • 2 yıl 7 ay önce tarihinde Atilla Yesilada yanıtladı

      Bence dış finansman gereksinimi.

      • 2 yıl 7 ay önce tarihinde Dr.ilknur üner yanıtladı

        Çok teşekkür ederim Atilla hocam.Gerçekten de dış finansman gereksinimi korkutan bir tablo.Sermaye girişi kesilirse veya gelen fonların çıkışı durumunda ne hale geleceğimizi düşünmek bile istemiyorum

      • 2 yıl 6 ay önce tarihinde Orhan Göktuğ yanıtladı

        Hocam dış finansman ihtiyacını ben ağrıyan dişe benzetiyorum, ağrı kesici rakı vs.. bir yere kadar idare eder ama bir gece yarısı sizi o dişçisinin koltuğuna mutlaka oturtur.. Çünkü bir çürüğünüz var…

    • 2 yıl 7 ay önce tarihinde Cüneyt Akman yanıtladı

      Ben de iyimser bir tahmin yapayım bari. 2017 ilk yarısında dış finansman krizi olmayacak. Borsa 100 bini geçecek. Dolar 3,60’ın altında kalacak. Büyüme %3’ün üstüne çıkacak. İşsizlik %10 ve biraz altına gerilemekle birlikte yine de yüksek seyredecek. 2017 son çeyreğini ise Allah bilir!

      • 2 yıl 7 ay önce tarihinde Dr.ilknur üner yanıtladı

        Çok teşekkür ederim Cüneyt hocam.2017 ilk yarısı referandum sürecinden dolayı iyimser tablo paylaştınız zannedersem.Artan kamu harcamaları, işsizlik oranlarının düşürülmeye çalışılması vs.Katkınız için çok teşekkürler

        • 2 yıl 7 ay önce tarihinde Dr.ilknur üner yanıtladı

          Sohbetimize katılan, yorumları ile konuyu zneginleştiren tüm katılımcılara teşekkürler.Bir sonraki tartışma konumuzda buluşmak üzere

    • 2 yıl 6 ay önce tarihinde Orhan Göktuğ yanıtladı

      Yetişemedim ama yine de müsaadenizle yazmak isterim; Toplam Faktör Verimliliği…

      • 2 yıl 6 ay önce tarihinde Dr.ilknur üner yanıtladı

        Çok teşekkür ederiz Orhan bey.Nerelerdesiniz?Geç gelen görüşleri kabul etmiyoruz.Şaka şaka .İstediğiniz zaman istediğiniz şekilde yorumlayabilirsiniz.Toplam faktör verimliliğini biraz açabilir miyiz?Türkiye’de düşük olduğunu mu düşünüyorsunuz?
        Pazartesi yeni tartışmamızda aramızda görmek isteriz.

        • 2 yıl 6 ay önce tarihinde Orhan Göktuğ yanıtladı

          Teşekkür ederim İlknur Hanım, mümkün mertebe daha sık uğramaya çalışacağım.

          Tarihi sadece kitaplar da kalması için yazılan hikayeler olarak değil, aynı zamanda kerteriz alabileceğimiz vaka örnekleri olarak görmenin faydalı olduğuna inanırım. Müsaadenizle -biraz uzun olacak ama- bu konu üzerine yazmış olduğum bir yazıyı paylaşmak isterim;

          Küresel dünya düzeninde ülkelerdeki ekonomi yönetimi, finans kapital yani kreditörlerin ita amirliği altında şekillenir.

          Çünkü gelecek kredinin, dış yatırımcının, malınızı ihraç edeceğiniz yada malını ithal edeceğiniz şirketlerin hinterlandı içine girdiğinizde size bu kurallar dayatılır.. Tabii eğer bir ABD, Almanya, Japonya vs.. değilseniz.. ki biz değiliz..

          Halen eski zamanlarda yaşadığınız krizlere öykünerek bir kriz görmek arzusundaysanız size maalesef demek zorundayım.. Lakin şimdiki zamanda finans kapital çok daha insafsız ve merhametsiz.. Hiddetli olmak meselesi ise çoktan terk edildi, çünkü o kısa süreli kâr anlamına geliyor..

          Dünya ekonomi tarihinde Panama Kanalı meselesi önemli bir değişimi başlatır. Çünkü finans kapitalin hakim gücü azametli tarihinde “gümüş karşılığı” ndan “altın karşılığı” na geçtiği gibi zamanı gelince, “para arzı” nı kontrol etmek yerine “kredi plasmanı”nı kontrol etmeye karar vermiştir.

          Biraz finans dünyası hakkında araştırma yaparsanız türev enstrümanlarda leverage (kaldıraç) ve zaman arbitrajı ile assetlerin (varlıkların) nasıl evrimleştirilerek 10-20-30’lu yıllara yayıldığını, bu “olmayan para” ile yaratılan krediler vasıtası ile ülkelerin ve vatandaşlarının nasıl fiktif (Gerçekten öyle olmadığı halde öyle sayılan) değerlemelere dayandırılan hiç bitmeyecek borç sarmallarına sokulduğunu anlayabilirsiniz…

          Geçmiş, geleceğe bakan bir aynadır…

          Size çok yakın tarihten ve bize çok benzer bir ülkeden örnek vereceğim…

          Paul Krugmann, Nobel ödüllü bir ekonomisttir ve özellikle krizler, varoluşları ve sonuçları konusunda Dünyanın önde gelen bilim adamlarındandır..

          Krugmann’ın “The Return of Depression Economics and the Crisis of 2008” isimli kitabında aşağıda özetle yazacağım hikayenin ayrıntılarını okuyabilirsiniz;

          1980’lerden başlayarak 1990 yılların başlarına kadar doğrudan ve finansal dış yatırım çeken, nüfusu yaklaşık o zamanlarda 70 milyonlarda dolaşan “Asya Kaplanı” lakaplı Tayland’ın öyküsüdür bu..

          Tayland Krallığı küresel sanayi ve sermayenin yeni gözdesiydi, çünkü ülkede gücü elinde toplamış güçlü bir siyasi figürü vardı ve her türlü anlaşma bu kişinin onayına tabiydi..

          Yıllık büyüme 9% seviyelerinde, enflasyon çok düşük, 3.4–5.7% arası, kamu borcu düşük, dış borcu 1991 yılı itibari ile toplam ihracat rakamından daha az, bütçesi hemen hemen açık vermeyen bir ülke durumunda..

          Ülkeye giren yüksek miktardaki dış yatırımı, ünlü müteahhitlik firmaları vasıtası ile İnşaat sektörüne kanalize eden, çok genius bir ekonomi yönetimi var..

          Tayland’ın düşük kamu borcuna karşılık o yıllarda küçük bir sorunu var; özel sektörün yurt dışına olan yüksek miktarda cari açığı…

          O yıllarda dışarıdan ülkeye akan doğrudan ve finansal yatırımın cazibesine kapılan Tayland Merkez Bankası (BOT), borçlanmayı teşvik etmek için sektörlerin kırılganlıklarını arttırmak pahasına düşük kur politikası uyguluyor..

          23 Şubat 1991 tarihinde Başbakan Chatichai Choonhavan’a karşı General Sunthorn Kongsompong tarafından darbe yapılır.. Ülke güçlü yolsuzluk iddiaları ile siyasi bir krize girmiştir..

          1994’ten başlayarak 1995’e gelindiğinde yabancı yatırımcılar ülkeden yatırımlarını çekmeye başladılar.. Ülkede Amerikan Dolarına olan talep arttıkça para birimleri olan Baht hızla değer kaybetmeye başladı..

          Bu olaylar olmaya başladığında ülkenin ekonomi yönetimi önce “ekonomimiz sağlam” diyerek durumu önemsemez gibi davransalar da ilerleyen zamanda piyasadaki Baht miktarını azaltarak hızla değer kazanan Amerikan Dolarını durdurmaya çalıştılar..

          Tayland Merkez Bankası (BOT), rezervlerindeki hızlı erimeye rağmen faiz yükseltmek yerine piyasaları “izleme-bekleme-görme” stratejisi ile oyalamaya çalıştı..

          1997 Yılının 2 Temmuz tarihinde, Tayland Merkez Bankası para birimi olan Baht’ı 50%’den (1) daha yüksek bir oranda deavüle eder..

          Bu şekilde Tayland’da pimi çekilen ve güçlü bir patlama yaratan “Asya Krizi” pek çok ülkeyi de etkisine alır.. Aynı yıl IMF tarafından 17b. USD’lik bir finans paketi ile ülkeye müdahale edilir ve ekonomi kendini 2001’e kadar toplayamaz…

          Çünkü yıllarca ülkeye gelen “bol para” karşılığında, marka yaratmak, teknoloji üretmek ve katma değerli üretim yerine “İnşaat” yapan Tayland’da “toplam faktör verimliliği” çok az artmıştı.. Para akışı kesilince ve borçların ödeme zamanı geldiğinde ise…

          Ekonomi tarihinde buna benzer; Endonezya, Meksika, Arjantin gibi pek çok örnek var..

          Ok, sanırım neden Toplam Faktör Verimliliği dediğimi anlatabilmişimdir 🙂

          Şimdi “Türkiye’de düşük olduğunu mu düşünüyorsunuz?” sorunuza ise Dünya Bankası, 2016 Türkiye Düzenli Ekonomi Notu’na ek olarak yayınlanan Odak Notu’nda cevap vereceğim;

          “Özel sektör yatırımlarının ve verimlilik artışının durgunlaşması sebebiyle, Türkiye’nin ekonomik büyümesi 2011 yılından bu yana yavaşladı. Bu durum, toplam faktör verimliliği (TFV) artışının, GSYH artışına ciddi katkıda bulunduğu geçmiş on yıllık dönem ile keskin bir tezat oluşturmaktadır.

          Dolayısıyla, verimlilik dinamikleri, büyümedeki yavaşlamanın sebeplerini ve bunu tersine çevirmenin yollarını araştıran araştırmacılar ve politika yapıcılar tarafından dikkate alınmalıdır.

          Mevcut firmaların yaşadığı verimlilik kaybı ve daha az verimli firmaların piyasaya giriş yapması, TFV artışını 2011 sonrasında negatife çevirdi.
          2008-09 küresel finansal ve ekonomik krizi sonrasında reform momentumunun yavaşlaması ve 2012 sonrasında kurumların kalitesinde ve iş ortamında yaşanan bozulma, negatif TFV artışını açıklamaya yardımcı olmaktadır.”

          Pazartesi görüşmek üzere…

          • 2 yıl 6 ay önce tarihinde Orhan Göktuğ yanıtladı

            Kavrama yabancı olanlar için tanımlama yapmaz isek eksik kalır gibi geldi;

            Toplam Faktör Verimliliği: Üretimde kullanılan tüm kaynakların verimliliğini dikkate alınarak, ilave işgücü veya sermaye olmaksızın ekonominin üretmeye devam ettiği değerlerin toplamı. Cobb – Douglas Üretim Fonksiyonu formülüne dayanır ve toplam faktör verimliliğinde artış sağlayamayan ülkeler, orta yada uzun vadede sürdürülebilir ve tatmin edici bir büyüme performansı gösteremezler…

          • 2 yıl 6 ay önce tarihinde Dr.ilknur üner yanıtladı

            Bravo yazınızı çok beğendim.Fikirlerinize de katılıyorum.Bu veslie ile paylaştığınız için çok teşekkür ederim.Son dönemde bu konu üzerine yoğunlaştım son dönemdeki ekonomik gelişmeler nedeniyle o yüzden de tam yerinde ve zamanında paylaşım oldu.Pazartesi görüşmek dileğiyle