Etkinlik

  • Dr.ilknur üner Atilla Yeşilada Severler Derneği! grup logosuAtilla Yeşilada Severler Derneği! grubunda bir güncelleme yayınladı 2 yıl 4 ay önce

    Haftanın tartışmasını başlatmaktan onur duyuyorum;
    Sizler ekonominin karar verme mercii olsaydınız, ülkemiz ekonomik koşullarında ilk vereceğiniz karar ne olurdu?Para politikası veya Maliye Politikaları ile ilgili farketmez kritik gördüğünüz ilk konuyu merak ediyorum.

    • 2 yıl 4 ay önce tarihinde Atilla Yesilada yanıtladı

      Vergi ve SGK Prim Aflarını anayasal olarak yasaklardım.

      • 2 yıl 4 ay önce tarihinde Dr.ilknur üner yanıtladı

        Atilla bey, yasaklamak haricinde bir cevap rica edebilir miyim?koridorlarda saklanbaç oynamaya devam mı edersiniz, vergi oranlarını mı hallaç pamuğu gibi atarsınız yoksa föş fonu mu kurarsınız..vb?

      • 2 yıl 4 ay önce tarihinde Cüneyt Akman yanıtladı

        Çok haklısın ama Türkiye’de sadece ekonomik değil siyasi ve adli afların belki de en önemli sebebi mevcut uygulamanın çok adaletsiz olması ve bir süre sonra istense bile o haliyle uygulanamayışı… Bizim devletimiz maalesef daha adaletli bir sistem kurmak yerine arada sırada aflarla sistemdeki fazla basıncı düşürmeyi tercih ediyor.

    • 2 yıl 4 ay önce tarihinde Kerim Karakaya yanıtladı

      Merkez Bankası başta olmak üzere kurumsal bağımsızlığın sağlanması

      • 2 yıl 4 ay önce tarihinde Dr.ilknur üner yanıtladı

        Kerim bey, bağımsızlık harici bir cevap rica edebilir miyim?Biliyorsunuz hepimiz kendi sınırlarımız içinde özgürüz.Sizin beni anladığınızı umarım.Kısa vadeli , uzun vadeli fikirlerinizi öğrenmek istiyorum.

    • 2 yıl 4 ay önce tarihinde Cüneyt Akman yanıtladı

      Ben de doğrusu demokrasi filan demeyeceğim ama kurallı bir yönetime geri dönülmesini önemsiyorum. Yabancı yatırımlar pekala kısıtlı demokrasilere hâttâ diktatörlüklere bile uygun kâr ortamı olduğunda gelir. Gelmekten oldukça çekinecekleri tek ortam kuralların belli olmadığı, güne saate göre değiştiği, keyfi yönetimlerin hüküm sürdüğü yerlerdir. Yakın tarihinde ilk kez dışarıdaki Türkiye algısı bu tür ülkelere benzemeye başldı. Tehlike burada. diğer kurumsal bağımsızlık gibi şeyler önemli ama biraz eski hastalıklar.

      • 2 yıl 4 ay önce tarihinde Cüneyt Akman yanıtladı

        Daha dar bir ekonomi önerisi ise kadın nüfusunun işgücüne katılımının gerçekten çok radikal tedbirlerle arttırılmasıdır. Borsa faiz bunlar tartışması güzel şeyler ama bir ülkenin serveti yarattığı gelire; o da kullandığı üretim faktörlerine bağlıdır. Robot çağı gelinceye kadar sermaye faktörü de aslında emek faktörünün türevi sayılır. bir ülke toplam emek gücünün yarısından azını üretim için seferber edebiliyor buna karşılık mesela almanya yaklaşık %80’ini kullanıyorsa, birim emek verimliliğini bir kenara bir an için bırakalım bu bile sizin fakir kalmanız için yeterli. Türkiye2nin işgücü katılım oranındaki düşüklüğünde bir çok sebep var belki ama en önemlisi kadın işgücünün formel üretime katılma oranının çok düşük oluşu.

        • 2 yıl 4 ay önce tarihinde Cüneyt Akman yanıtladı

          Son olarak daha dar bir öneri.. Düşük kur, düşük faiz yüksek borç politikasından vazgeçilip Özal’ın ilk dönemindeki gibi bir süreliğine kontrollü dalgalı bir yüksek kur ve ihracat teşvik politikasına geri dönmektir. Zaten aksi durumda bugün olmazsa öbür gün bir ekonomik bunalım kaçınılmaz. Ama 2001’deki gibi ani bir kriz ama 1977-78’deki gibi tedricen sürüklenilen bir bunalım.

      • 2 yıl 4 ay önce tarihinde Dr.ilknur üner yanıtladı

        Çok teşekkür ederim Cüneyt bey.Kurallı yönetimden kastınızı açabilir misiniz?

        • 2 yıl 4 ay önce tarihinde Cüneyt Akman yanıtladı

          Geçmişten, tarihten örnek vereyim. Mesela Fransa’nın en büyük krallarından biri XIV. Louis l’État c’est moi sözüyle tanınır öncelikle… Ama devamı Après moi, le déluge ile gelir… Ya da bizde bir zamanlar Almanların Türkiye’ye Enverland dediği bir dönem oldu. Padişah damadı eski ihtilalci Enver’in hukukun üstünlüğü kavramına bakışı şöyleydi: “(Bir hususta)Kanun yok diyorlar. Yok Kanun, Yap Kanun… Var kanun!” Bunun sonunun nasıl geldiğini de biliyoruz. 18. yy. filozofu D. Hume demokrasiye yabancıydı, hatta meşruti yönetime de… Mutlakiyetçi yönetimi savunmuştur Leviethan’ında… Fakat çoğu kere o eseri hiç okumayanların yaptığı ezberci yorumları bir yana koyarsanız, o bile, bir ihtilal döneminin hatıraları hâlâ canlıyken yazdıklarında olabildiği kadarıyla kurallı yönetime önem verir. Batı dünyası, özellikle de Anglosakson dünyası kurumları, gelenekleri ve kanunları değiştirirken titiz olmalarıyla yakaladılar başarılarının kısmı azamını… Türkiye’de ise her gelen bakan milli eğitim sistemini neredeyse baştan aşağıya değiştirmeyi marifet sayar… Anayasa konusuna hiç girmiyorum. Bunun doğal sonucu kötü kanunlarla yönetilmekten daha beterdir. Bir ülke veya o ülkede iş yapacak yabancılar kötü kanunları hesaba katar ve hatta uyum gösterebilir ama belirsizliğe kimse uyum gösteremez. Bilmem bir parça derdimi anlatabildim mi?

          • 2 yıl 4 ay önce tarihinde Dr.ilknur üner yanıtladı

            Çok teşekkür ederim gayet güzel anlattınız Cüneyt bey.Sizce bu kontrollü yönetimi en iyi uygulayan ülke hangisidir?veya gelişmekte olan hangi ülke ekonomisini bu dönem örnek almalıyız?

            • 2 yıl 4 ay önce tarihinde Cüneyt Akman yanıtladı

              Bugünün dünyasında 1980’ler başı gibi doğrudan TCMB’nin ilan ettiği günlük değişen döviz kurlarına geçmek doğru değil ama benzer sonuçları şimdiki serbest kur sisteminde yapmanın yolları da var. Fakat bu biraz teknik bir konu. Bir de elbette tek başına döviz kuru, kaliteli ve sürdürülebilir bir ekonomik büyüme için yeterli bir alet değildir.

    • 2 yıl 4 ay önce tarihinde Olgun yanıtladı

      Ayağımızı yorganımıza göre uzatacak bir strateji kurup bunu halkın onayı ile uzun vadede uygulardım.

      • 2 yıl 4 ay önce tarihinde Dr.ilknur üner yanıtladı

        Çok teşekkür ederim yorumunuz için Olgun bey.Ayağımızı yorganımıza göre uzakmaktan kastınız ürettiğimiz kadar tüketmek midir yoksa borçlanmadan büyümeyi sağlamak mıdır?

        • 2 yıl 4 ay önce tarihinde Cüneyt Akman yanıtladı

          Bu arada hiç yakalamıyorsunuz. Meğer Hobbes yerine Hume yazmışım. Bu kadar kalem sürçmesi olur. Rezalet.

          • 2 yıl 4 ay önce tarihinde Dr.ilknur üner yanıtladı

            Ahhh Cuneyt hocam sizi yakalamaya imkan var mi?Durust olmak gerekirse beni asar sizi yakalamak.Sizi yakalamak icin sizden bir adim onde olmak lazim.Ben daha ayak izlerinizi takip ediyorum

        • 2 yıl 4 ay önce tarihinde Olgun yanıtladı

          İlknur hanım, borçlanmadan büyümeyi ne yazık ki beceremiyoruz. Hem borç ile büyüyeyim, hem refah içinde olalım, hem de acı ilaç içmeyim diyoruz. Bunun sürdürülebilir olmadığını tespit edip, bir senaryo yazıp uygulamamız lazım. 12-14 yaşındaki eğitimine bir dünya para harcanmış gençler daha denklem kurup çözemiyor. bir yerde maaşlı çalışan insanlar mutsuz, patronlar mutsuz, inanılan bir senaryo ile daha zor şartlarda ancak umutlu ve mutlu yaşarız bence. Nereye gideceğimizi bilmeyince hareket de etmiyoruz.

    • 2 yıl 4 ay önce tarihinde Orhan Göktuğ yanıtladı

      Tüm kamu kuruluşlarına ve özel sektördeki firmalara sermayeleri ile orantılı olmak üzere borçlanma tavanı getirirdim…

      • 2 yıl 4 ay önce tarihinde Dr.ilknur üner yanıtladı

        Yorumunuz için çok teşekkürler Orhan bey.Borçluluk oranları ile ilgili sizi endişelendiren şeyler mi var acaba?

        • 2 yıl 4 ay önce tarihinde Orhan Göktuğ yanıtladı

          İlknur Hanım, uzun süren büyüme döneminde servet artışı ile paralel şirket nakit akışlarında yükselme gördük. Bununla beraber şirketlerin ve küçük işletmelerin aşırı borçlandığını ve borcun karla ödenemeyecek seviyelere geldiğini düşünüyorum. Bunu maruz kalınan yapısal+maliyet enflasyonu ve resesyonu hesaplayarak ifade ediyorum. Asset değerlerindeki düşüş ve şirket bilançolarındaki bozulmanın, likitidasyon uygulamaları ile sıkıştırılan finans sektörüne sirayet ederek, sürecin bir kredi krizine evrilmesinden endişeliyim.

          • 2 yıl 4 ay önce tarihinde Dr.ilknur üner yanıtladı

            Çok teşekkür ederim Orhan bey.Sizinle hemfikirim çok güzel açıkladınız.Peki borçlanma tavanı getirilmesi kesin çözüm müdür?Bilirsiniz Türk insanı yaratıcıdır çatalı eğip tüplü televizyona anten yapmış bir milletiz.Sizce bu yasağı delmek için uygulanabilecek yöntemler var mıdır?Bunu niye soruyorum derseniz yöntemin uygulabilirliğini anlamaya çalışıyorum

            • 2 yıl 4 ay önce tarihinde Orhan Göktuğ yanıtladı

              İlknur hanım rica ederim.

              Borçlanma tavanı tabii ki tek başına uygulandığında başarılı olamayacaktır.

              Sizin de ifade ettiğiniz gibi yaratıcı bir toplumuz, hatta ben Kartacalı Komutan Hannibal’a benzetiyorum; geçemiyorsak yıkıyoruz! Bu düşünce ile, otorite yasaklama ve cezalandırma mekanizmalarını çalıştırırken, diğer tarafta kendinden kaynaklanan sistemik hata ve problemleri de düzelterek, adaletli bir mali iklim yaratması gerekir. Lakin atmosferdeki oksijen çok kirli ve hızla tükenmekte.

              Yasağın nasıl delinebileceği bence çok önemli değil, delinmemesi için sizin ne yaptığınız daha önemli.

              Bu uygulamanın başarı sağlayabilmesi için örneğin; kayıtdışı ticaretin etkin ve sürekli kontrol ile (elektronik ortamda ve veri madenciliği uygulamaları ile sonuç üretecek şekilde) kayıt altına alınması, vergi gibi mali zorunluluklarda çok çeşitliliğin ve adaletsiz oranlamaların önüne geçilmesi ve sadeleştirilmesi , mali suçlarla ilgili cezaların caydırıcı değil “korkutucu” seviyelere çıkartılması düşünülebilir. Uygulanabilir mi? Ahbap-Çavuş ekonomisinin katili olma cesaretini gösterebilecek bir siyasi irade ile evet…

              Soru bu siyasi iradenin nerede olduğudur..

    • 2 yıl 4 ay önce tarihinde Dr.ilknur üner yanıtladı

      Hepinize tartışmaya katıldığınız ve değerli düşüncelerinizi paylaştığınız için çok teşekkür ederim.Umarım sorularımı yanlış anlamamışsınızdır.Çok güzel fikirler çıktığı, çözümlerinizi anlama çalıştığımdan ve sizlerden çok şey öğrenebileceğimi düşündüğümden sorular sordum.Eleştirmek veya sorgulamak amacıyla sormadığımı bilmenizi isterim.Katkılarınız için çok teşekkür ederim.Keyifli bir fikir alışverişi oldu….