Etkinlik

  • Dr.ilknur üner Atilla Yeşilada Severler Derneği! grup logosuAtilla Yeşilada Severler Derneği! grubunda bir güncelleme yayınladı 1 yıl 10 ay önce

    Merhabalar,
    Mübarek Cumanın tartışma konusunu hayırlara vesile olması dileğiyle açıyoruz.
    Dünya ekonomisinde gelecek döneme damga vuracak trend hangisi olacaktır?
    A) Rusya-Çin ittifakı ABD-Rusya kur savaşları
    B) Gelişmekte olan ülkelerden bir aslan yaratma ve yarattığı aslanı parçalama
    C)Tabiki dünyada Arap saltanatı
    D)Çin’in gizli intikamı(kulağa hoş geliyor değil mi?)
    E)Osmanlının yeniden doğuşu(ver mehteri)
    F)Hepsi
    G)Hiçbiri

    • 1 yıl 10 ay önce tarihinde Eregion Horl yanıtladı

      G şıkkı..

      • 1 yıl 10 ay önce tarihinde Dr.ilknur üner yanıtladı

        G şıkkıysa peki ya gelecek döneme damga vuracak olan trend ne?merakla bekliyoruz cevabınızı

        • 1 yıl 10 ay önce tarihinde Eregion Horl yanıtladı

          for whom???
          working class için acı, göz yaşı ve elem yeni trend olacak büyük ihtimalle, tüm gelişmiş ülkelerin homojen bir kader çizgisi var, o yüzden ayrım yapmaya gerek yok, daha fazla mesai daha az (reel) ücret, tüketim kapasitesinde aşınma, daha çok baskıya maruz kalma vs…

          Ama bir burjuva olsaydım, (hakiki bir burjuva demek istiyorum) ne olursa olsun fevkalade bir trend olurdu…
          FÖŞ modunda rahat bir koltuğa oturup bir elimde havyar bir elimde viski oturur izlerdim…

          • 1 yıl 10 ay önce tarihinde Dr.ilknur üner yanıtladı

            Bravo çok doğru tespitsonuna kadar katılıyorum keşke keder yılları ve uyku zamanı(magazin zamanı) diye iki şık daha ekleseydim.Bu durumda daha çok uyutulmaya ihtiyacımız var.Bol bol dizi bol bol magazin bol bol magazin figuru..ver coşkuyu durumu ile iyi uykular

    • 1 yıl 10 ay önce tarihinde Cüneyt Akman yanıtladı

      2018-20 arasında dünya karışık bir dönem geçirir.
      Trump’ın “saçmalık”ları ve yarattığı gerilimler…
      Dünya ekonomisinde merkez bankalarının bilanço daraltma ve “normalleşme” çabalarının yeniden ekonomik büyüme gayretleriyle içi içe geçmesi sonucu doğacak karmaşa…
      Türkiye’de ise, o dönemde, bir yandan Batı ile normalleşme gayretleri; diğer yandan olası ABD-Rus gerginliğinde Batı Bloku’nun Türkiye’yi eski rolü ile -yani soğuk savaş cephesinin kanat ülkesi-kabulü ve bunun getirdiği sorunlar yaşanacak.
      Bu duruma 2019 seçimlerine kadar yaşanacak politik tansiyon ve olağanüstü önlemlerin ağırlığını da ekleyin.
      Fakat tüm bunların ötesinde en azından dünya için 2020 ve sonrasında iyimserim.
      Dünyada, yıllardır etkisini finansal cambazlıklar yüzünden tam gösteremeyen teknik ve verimlilik ilerlemeleri için önemli bir zemin oluştu. Eğer finans baronların gücü nispeten kontrol altına alınır, ancak bunu yapalım derken “finansı bütün kötülüklerin anası” gibi gören aşırı reaksiyoner hamlelere girişilmezse…
      Hakeza dünyada Trump ve -bir türlü eskimeyen- yeni sağın şu korumacı, küresel ticareti baltalayıcı laf salatası hayata geçirilmeye kalkılmazsa…
      Ve buna karşılık 1970’lerden beri sallantıda olan küresel ticaret ve para sistemi bir nebze de olsa reforme edilirse…
      O takdirde 2020’den sonra dünyada, tıpkı 1950’lerde, 60’larda görüldüğü gibi esaslı bir büyüme/kalkınma ve nispî refah dönemi başlayacak.
      Bu saydığım şartların hepsinin mükemmelen yerine getirilmesine de gerek yok. Verimlilik artışına ve ticaretin canlanışına tümüyle ket vurmayacak denli makul politikalar bile büyük ölçüde yeterli olacaktır.
      Peki bu iyimser tablo önünde hangi engeller var?
      Aslında bir tane…
      İnsan denen mahlukun aptallığı…
      Maalesef azımsanacak bir engel de değil!

      • 1 yıl 10 ay önce tarihinde Dr.ilknur üner yanıtladı

        Çok teşekkür ederiz Cüneyt hocam sizin görüşlerinize iyimserliğine ihtiyaç vardı.Ben sizin kadar iyimser olamadığım için (özellikle dünyada yaygınlaşan ırkçılık, terör olayları ve ülke liderlerinin tutumları nedeniyle) sözleriniz bana ilaç gibi geldi.Gelir gider dağılımındaki uçurumlar nedeniyle sosyal patlamalar ve peşpeşe krizler yaşanabileceğini düşünüp üzülüyorum.Ama bahsettiğiniz şekilde finans balonları dizginlenirse gerçekten de özellikle kaderi bu kişiler tarafından belirlenen ülkeler için farklı ve güzel günler gelebilir.Umarım herşey söylediğiniz gibi olur.
        Sevgiler

        • 1 yıl 10 ay önce tarihinde oikos yanıtladı

          Merhabalar, İlknur hanıma direk yanıtla seçeneğini bulamadım. Lütfen kusura bakmayın. Çin evrendeki kopyalayabileceği tüm makina parkuruna artık sahip… Bu makinaları elde etmek için harcadığı para bir zamanlar batıyı memnun ederken şimdilerde batı makina satacak yer arıyor. Böylece Çin gelecek için ucuz ve teknolojik üretimin tam merkezi haline gelmeye namzet gibi gözüküyor. Bence Abd ve Rusya çoktan emekli oldu… 🙂

          • 1 yıl 10 ay önce tarihinde Dr.ilknur üner yanıtladı

            Estagfurullah ne kusuru biz bize sohbet ediyoruz.İstediğiniz şekilde yazıp yorum yapabilirsiniz.Çin’in sahip olduğu kuvvetli bir teknoloji ve alt yapı var ancak uzun zamandır ucuza üretim yapmanın sıkıntısını yaşıyor gibi bir izlenim var.Rusyaya yanaşması ABD’ye kafa tutma olarak mı algılamak lazım bilemedim.

      • 1 yıl 10 ay önce tarihinde Eregion Horl yanıtladı

        İnsan’ın basiretsizliği… Dediğiniz gibi, “Maalesef azımsanacak bir engel de değil!”
        Ama ne olursa olsun insanlar birbirine mecbur.

        Gerçi şu söz de bir an için aklıma geldi şimdi:
        “Ve sürgün vadisindeki en büyük sıkıntı aptal ve nahoş bir arkadaşa mecbur kaldığını anlamaktır.”

        • 1 yıl 10 ay önce tarihinde Dr.ilknur üner yanıtladı

          Toplum mühendisliği ile de istedikleri insanları yaratmayı başardılar zaten.Okumayan, basiretsiz, sorgulamayan, afyon yutmuş yeni tip insan modeli malesef ki bizlere aptal ve nahoş arkadaşlar kalacağının habercisi

      • 1 yıl 10 ay önce tarihinde murat erdem yanıtladı

        cüneyt hocam,ya devlet borçları ne olacak,dünya ülkeleri çokkkk borçlu.

        • 1 yıl 10 ay önce tarihinde Cüneyt Akman yanıtladı

          Bu en büyük sıkıntılardan biri, haklısınız. Önümüzdeki 2 sene bu borçlardan bir kısmı mutlak veya nispî olarak ortadan kalkacak. Sıkıntılı yıllar olacak belki. Ama daha sonra -eğer bu azaltma sürecinde yumuşak iniş yerine ani çöküş yaşatacak beceriksizlikler olmazsa- gelişecek büyük potansiyel var.
          Borç büyüklüğü de özünde relatif/nispî bir meseledir. Öncelikle GSYİH’ya oranla nispî… Sonra da kurumsal yapıya göre nispî… Eğer verimlilik artışı ile GSYİH hızlı büyürse mevcut borçlar o derece büyük gözükmeyecek. Diğer yandan bankacılık sistemi ve güven unsuru daha gelişirse, sistem,ü borçlanma zincirlerini uzatabilir. Kapitalizm tarihi boyunca btün o “crash”lar arasında borçlanma sürelerini/zincirlerini uzatmanın yolunu buldu. Bankaların para yaratma mekanizmaları da bunun bir parçasıdır aslında; ve o da giderek arttı. Bu, bir yandan olası krizleri çok sert ve küresel olarak daha bulaşıcı hale getirirken, diğer yandan kriz olasılığını kapitalizmin ilk yıllarına göre hissedilir oranda azalttı. Yani krizler daha az sıklıkla görülür oldu. (Bu 1980-2007 arası için böyle olmadı. Daha çok ama küçük krizciklerle dolu ama her nasılsa adına Büyük Ilımlı Dönem Great Moderation denen bir dönemdi o.)
          Son olarak borç miktarlarını konuşurken bir kaç farklı borç türüne dikkat çekmek gerekli. Bazı borçlar kağıt üzerinde olan sermayeye dayanır; daha doğrusu aslında hiç bir sermayeye dayanmaz. Mesela türev piyasalardaki inanılmaz boyuttaki borçların epey bir kısmı birinin birine verdiği (fiktif dahi olsa) “gerçek” bir sermayeyi temsil etmez. Bunlar basitçe hesaplama yapabilmek için gerekli, bir meblağ/anapara varsaymak mecburiyetinden doğan nosyonal (notional) tutarlardır. Bazıları ise sadece menkul dünyasında olan ve kağıt üzerinde yaratılmış, hatta şişirilmiş tamamen, hele de kısmen write-off/write down edilmesi halinde kıyametin kopmayacağı meblağlar…
          Ayrıca borçların gerçek değeri enflasyonla düşürülerek de, geçmiş onyıllarda borç sorunu tedrici olarak azaltıldı. Bazen de devlet borç yükünün bir kısmını yüklenir ve pek belli etmeden vatandaşın sırtına yükler. Şu sıralarda dünyada bu yöntemlerin tamamı henüz pek agresif olmasa da uygulanıyor.
          Sonuç olarak, evet borç sorunu şu anda dünyada işlerin hızlıca düzelmesi önünde gerçekten en büyük engellerden biri; fakat reel ekonomideki verimlilik sorunları (ki asıl büyük meselelerden biri de bu; robotların şunların bunların çok lafı ediliyor ama verimlilikte beklenen sıçramaya henüz yeterince neden olamadılar.) düzelirse uygun finans teknikleri ve bazı fedalarla üstesinden gelinemeyecek bir durum değil.

          • 1 yıl 10 ay önce tarihinde murat erdem yanıtladı

            cüneyt hocam çok teşekkür ederim yazınız beni bayağı aydınlattı,genede kafama taılan noktalar var,birincisi borsalar aşırı şişyor biz bile tl olarak, üçgen formasyon direncini kırdık belliki bu yıl borsa yılı fakat büyüme çok yavaş,bizim gibi ülkelerin borcu herşeye rağmen artıyor beni ürküten en önemli nokta keşke 7 yılda bir kriz olayı tekrar etseydi, yıkım olmazdı,beni yıkım korkutuyor ilerde tabi.teşekkür ederim hocam.

    • 1 yıl 10 ay önce tarihinde Orhan Göktuğ yanıtladı

      G 🙂
      Kakistocracy (Türkiye’de dahil olmak üzere) “istendiği” gibi yaygınlaşmaya devam ettikçe, yakın bir zamanda en küçük derdimiz ekonomi olacak 😉

      • 1 yıl 10 ay önce tarihinde Dr.ilknur üner yanıtladı

        Orhan beyciğim ben de nerelerdesiniz diye merak ediyordum.Bu demek oluyor ki G şıkkı yanıtlarımız çoğalıyor.Teşekkür ederiz.

    • 1 yıl 10 ay önce tarihinde Selim Akgün yanıtladı

      Bence orta-uzun vadede en çok konuşacağımız iki trend var: 1-AB ülkelerinin mülteci istilası (hele bir de Erdoğan’ın sınır kapılarını açma restini çekerse) ve islamcılardan gına gelip dağılma süreci ve tabi euro’nun tedavülden kalkması 2-80’li yıllardaki soğuk savaş dönemi gibi dev ülkelerin birbiriyle restleşmesi, Çin Denizi yeni soğuk savaşın odağı olacağa benziyor. Suriye’de ne hikmetse ABD-Rusya TR aleyhine hep uzlaşı içinde oluyor.

      • 1 yıl 10 ay önce tarihinde Dr.ilknur üner yanıtladı

        Çok ciddi , gergin ve sisyasi yönden ateşli günlerin kapıda olduğu gerçeğini dile getirmişsiniz.Ben de aynı kanaateyim.