Etkinlik

  • Dr.ilknur üner Atilla Yeşilada Severler Derneği! grup logosuAtilla Yeşilada Severler Derneği! grubunda bir güncelleme yayınladı 2 yıl 2 ay önce

    Merhabalar
    Yine bir Cuma yine hava soğuk ama kötü havaya inat Cuma gününün anketini açıyoruz.Hayırlı uğurlu olsun.Allah günah yazmasın, yazacaksa bize yazmasın Trumpa yazsın
    Sizce finansal krizdeki en büyük tehlike nedir?
    A)Krizde olduğunu kabul etmeme(inkar)
    B)Krizde karar verme sürecini uzatma(ahhh bu öldüren kararsızlık)
    C)Krizde yanlış karar verme(ahhh beynim ben senden çok çektim söyle nedir bu halin vallahi sen delisin)
    D)Ben bilmem Bernanke bilir
    E)Bugün buldum bugün bayram yarın bulamazsam Ramazan(günü kurtar gerisine karışma)
    F)Battı balık yan gider(batan batsın Allah de ötesini bırak)
    G) Krizdeyim diyerek borçları ötelemek(yaz tahtaya al haftaya)
    Ğ)Hepsi
    H)Hiçbiri
    Buyrun size çok bilinmeyenli denklem.Kriz uzmanlarını ankete bekliyoruz!!!!!!!!!!!

    • 2 yıl 2 ay önce tarihinde Abdullah Polat yanıtladı

      Beni öldürmeyen şey güçlendirir. Krizde de bi hayır vardır 🙂

      • 2 yıl 2 ay önce tarihinde Dr.ilknur üner yanıtladı

        Görüşünüzü paylaştığınız için teşekkürler Abdullah bey bakalım günler ne gösterecek..
        Sizin için bir fıkra da paylaşayım.Nasıl güçleneceğine birlikte bakalım
        Mevsim yaz, aylardan Ağustos…
        Riviera kıyısında küçük bir kasaba, yaz sezonu ancak yagmur yağıyor, yani kasaba bomboş, herkesin borcu var ve kredi ile yaşıyorlar
        Şans eseri otele zengin bir rus geliyor ve resepsiyona 100 dolar bırakıp, odaya bakmaya çıkıyor
        Otel sahibi parayı hemen alıp, kasaba olan borcunu ödüyor
        Kasap, 100 doları hemen kaparak toptancıya olan borcunu vermeye gidiyor
        Toptancı büyük bir sevinçle parayı alıp, kriz nedeniyle kredili hizmet veren son defa birlikte olduğu kadına götürüyor.
        Kadın parayı alıp aynı otele giderek oraya olan borcunu ödüyor.
        Ve o anda Rus müşteri odadan geri dönüyor ve odayı beğenmediğini söyleyip 100 dolarını geri alarak kasabayı terk ediyor.
        Rus müşterinin bu ziyaretinden somut olarak hiç para kazanan olmuyor ancak
        TÜM KASABA BORÇLARINDAN KURTULUYOR VE GELECEĞE ÜMİTLE BAKIYOR

        • 2 yıl 2 ay önce tarihinde Abdullah Polat yanıtladı

          İzninizle sorunuza bir seçenek daha ilave etmek istiyorum;
          I) Kriz varken medyayı kontrol edememek
          DSP-MHP-ANAP koalisyonunu medyayı kontrol edememek götürdü ama mevcut iktidar geçmişten ders almayı biliyor. Meşhur fıkradaki gibi krizdeysen bile krizde olduğunu vatandaş bilmeyecek. Diyelim ki artık hissedilmeyecek tarafı kalmadı o zaman krizin sorumluluğunu üstlenmeyecesksin. 15 yıl iktidar olsan bile krizin sorumluluğu seni teğet geçecek ;

          Napolyon tekrar dünyaya gelmiş, beyaz saraya gitmis baskan Obama ile yemek yerken demiş ki, “eğer benim elimde sizin sahip oldugunuz silahlar olsaydı, ben Waterloo savaşını kesinlikle kaybetmezdim” demiş. Daha sonra Rusya ziyaretine gitmiş, Kremlin Sarayı’na çıkmış Putin ile yemek yerken Putin’e dönüp “Sayın Putin sizin elinizdeki KGB’ye benzer güçlü bir istihbarat teşkilatı, gizli servis bende olsaydı ben Waterloo savaşını asla kaybetmezdim” demiş ve sonrada Türkiye’ye gelmiş. Başbakan sayın Tayyip Erdoğan ile yemek yemişler ve yemekten sonra Tayyip Bey’e dönüp, “Mösyö Tayyip sizin elinizdeki mükemmel basın gibi basın benim elimde olsaydı Waterloo savaşını kaybettiğimi hiç kimse duymazdı” demiş…

          • 2 yıl 2 ay önce tarihinde Dr.ilknur üner yanıtladı

            Abdullah bey çok teşekkür ederiz.Konuya renk ve neşe kattınız.

          • 2 yıl 1 ay önce tarihinde atalip yanıtladı

            Bu dediğiniz eski dönemler için kesinlikle doğru. Ancak şimdi farklı bir zamandayız. Haberler kontrol edilse be algılar bir süre yönetilse bile çeşitlenen haber alma kaynakları yüzünden geleneksel medya ve televizyonun kontrolü elbette önemli ama yeterli değil. Elbette bunu idare edenler de biliyor be ona göre de sosyal medya uzmanları(bazıları troll ve troliçe diyor) istihdam ediyorlar. Hatta son dönemdeki istihdam artışında bunların sayısındaki artışın önemli bir yekün tuttuğu ama TUIK tarafından gizlendiği de söyleniyor 🙂
            Benim krizlerin çıkışına bakışım herkes krizi kabul ettiğinden kriz biter, kriz kabul edilmiyorsa bazıları da var diyorsa hala krizdeyizdir. Kriz gerçeğin inkarıdır. Gerçeği inkar ederek sonuç alamayız sadece aldığımız hasarı daha da artırırız.
            Krizi bizim ülkemiz özelinde konuşursak, battı balık yan gider’dir. Gerisi boş. Ama önce inkar edilir, herşey çok güzel denir, herkes bizi kıskanıyor denir, üst akıla bağlanılır ve ona küfredilir, Allah’ın işine bakın ki üst aklın yarısı o arada ölür (Rockfeller) (krizin öfke dönemi), sonra bir sıkıntı olduğu kabul edilmese de bazı önlemler alınır, kobilere faizsiz can suyu sağlanır gibi yapılır, ama bunu da başkasının (bankaların) parasıyla yapılması istenir (krizin pazarlık evresi), bunlar fayda etmeyince öfke ve depresyon ile karışık bir başka safhaya geçilir ve acaba herşeyi bir kişi yapsa gelen kriz önlenebilir mi denerek, halk Empire State binasının üzerine çıkartılır ve herkesin uçabileceğine dair ikna edilir. (krizin depresyondan kafayı yedirdiği evre) atlayanların bazıları yukarıya doğru bak ne güzel uçıyorum, saçlarım ahenkle dans ediyor diye seslenir ve geride kalanları yüreklendirir. (krizin bonzai çekmiş kafa evresi), Yukardakiler kendilerini buraya çıkaranlardan korktukları için yeterince kişinin atlamasını beklerler ama yeterince atlayan olmayınca onların bir kısmını kendileri aşağı doğru iterler (krizin saçmalama ve krizin katiliğe evrildiği evre). Yeterince kiş atlayınca ve aşağıdan ölüm haberleri gelince kabullenme başlar ve cenaze sektörüne yatırım yapanlar (krizi fırsata çevirenler) hariç herkes bu durumdan çıkmak için ne yapılmasını düşünmeye başlar. Bu arada kendi aralarında kavga da edebilirler ve genellikle binanın tepesine kendilerini çıkaranlara karşı korkularını bastırarak onlara çağırabilirler,. Bu krizin kabullenme evresidir ve nihayetlende kriz bundan sonra yavaş yavaş bir dahaki krize kadar düzelme yoluna girer. (krizin son evresi)

            • 2 yıl 1 ay önce tarihinde Dr.ilknur üner yanıtladı

              Bayıldım kriz sürecinizin tarifine.Bu arada binadan atlayan kaç kişinin ölümünden sonra kriz kabullenilir bir yorumunuz var mıdır?Kaleminize sağlık

    • 2 yıl 2 ay önce tarihinde Orhan Göktuğ yanıtladı

      “A)Krizde olduğunu kabul etmeme(inkar)” diyebilirim, siyasi erk kendisi için kritik dönemlerde, siyaseten yapar böyle şeyler. Genel anlamda söylüyorum bunları, bizde olmaz öyle şeyler; bizimkiler hiçbir şey yapmıyor kimseye, tek bildikleri hizmet, hep başarı hep atılım.. 2008’de de böyle teğet falan demişlerdi, öyle bir yay çizdi ki menzilimiz şaştı 🙂

      • 2 yıl 2 ay önce tarihinde Dr.ilknur üner yanıtladı

        Bende zaten bizim için yazmadım.Biliyorsunuz bizde kriz felan olmaz.Bizde olsa olsa hizmet olur.
        Sizi de takdir ettim yalnız hizmetleri takdir eden bir yapınız var.Bravo aynen böyle devam edin.Yola devam…

        • 2 yıl 2 ay önce tarihinde Orhan Göktuğ yanıtladı

          Tabii ki özellikle bu köprü, otoyol, tünel ve PPP’leri çok takdir ediyorum. Hepsi efsane maşallah, hele bazı sektörlerimiz beni duygudan duyguya vuruyor, helak oluyorum ağlarken. Örneğin ; Bakanlığın açıklamasına göre şehir hastanelerinin 1 metrekaresinin 848 USD, 1 yatağının ise 243.362 USD’ye mal olacağı söyleniyor ya, aslında maliyeti 269.991 TL (!). İşte müteşebbis böyle desteklenir, özel sektör böyle kalkınır. Üstüne istihdam yaratır, sabah 9 akşam 9 mesai ile bir hemşire 1.400 TL. maaş alır ve gül gibi yaşar… Tabii ki asıl beklediğim atılım yine insan üzerinden, eğer beton ve asfalt yemeyi öğrenebilirse bizim halk tamam inşallah, dünyanın belini kırarız 🙂 İlknur Hanımcım, bardağın lütfen dolu tarafından bakalım, duygular kirlenmesin 🙂

          • 2 yıl 2 ay önce tarihinde Dr.ilknur üner yanıtladı

            Calisinca oluyor Orhan beycigim.Nazar etme ne olur calis seninde olur sozunu size hatirlatirim

            • 2 yıl 2 ay önce tarihinde Orhan Göktuğ yanıtladı

              Teşekkür ederim İlknur Hanımcım, tam şevk almıştım ki… Moody’s yine yapmış yapacağını.

              Hani ne demiştik, hatırlar mısınız?

              “Minsky Moment”
              1.Uzun süren büyüme dönemlerinde, şirketler ve kişiler gittikçe daha büyüyen riskler alırlar.
              2.Daha çok gelir elde etme adına risk alanlar arttıkça, ekonomik yıkım yaklaşıyor demektir.
              3.Borçlarını kârlarıyla ödeyemeyen şirketler veya gelirleriyle ödeyemeyecek duruma düşen kişiler, gittikçe daha fazla borçlanırlar. Ancak, bankalar durumun farkına varıp kredilerini kısmaya başlamışlardır.
              4.Bu gelişmeler öyle yavaştır ki, merkez bankaları dahi durumun farkına varamayabilirler.
              5.Hükumetler ve merkez bankaları, bu gelişmeyi kapitalizmin serbestisi içinde görürler ve sisteme müdahale etmekte gecikirlerse kriz geliyor demektir.

              “2008 krizinde ödeme güçlüğüne düşen müşterilerin varlıklarına haciz uygulayan finans kuruluşları, bir anda hızla düşen varlık fiyatları ile karşı karşıya kaldılar. Çünkü talep düşük ve arz yüksekse varlığın değeri düşer. Bunun sonucunda ekonomik dalgalanma (Business Cycle) yerini kredi dalgalanmasına (Credit Cycle) bıraktı ve batacaklarını hiç düşünemeyeceğimiz pek çok dev banka ya battı yada başka bankalarla birleşmek zorunda kaldı…”

              Moody’s bugün şöyle demiş:

              -Türkiye’nin kurumsal gücünde yaşanan erozyonun devamı
              -Zayıflayan büyüme görünümü
              -Kamu ve dış ödeme dengeleri üzerinde artan baskılar
              -Ve sonuç olarak artan kredi şoku riski…

              Nasıl bağladım ama 🙂

              Herkese iyi hafta sonları diliyorum…

    • 2 yıl 2 ay önce tarihinde Selim Akgün yanıtladı

      E şıkkı TR’nin durumuna en uygun seçenek.