Anasayfa » Bir Modern Borç Jübilesi Yoluyla Borcu Azaltmak – Çevirenler: Malik Toplu, Özgür Erbay

Bu gönderiyi paylaş

Genel

Bir Modern Borç Jübilesi Yoluyla Borcu Azaltmak – Çevirenler: Malik Toplu, Özgür Erbay

 

Dünya borç içinde boğuluyor ve -özellikle Covid sonrası- durum daha da kötüye gidiyor. Hemen hemen tüm ülkelerde GSYİH’ye oranla kamu, hane halkı ve şirket olmak üzere her türden borç artmaktadır. Ve ABD’deki borç seviyesi şimdiye kadarki en yüksek borcu temsil etmektedir. – bkz. Şekil 1.

Şekil 1: 1830’lardan beri ABD Borcu

Şekil 2, İkinci Dünya Savaşından bu yana başlıca ekonomilerin temsili bir örneğini göstermektedir. Avustralya hane halkı borcunda, Fransa şirket borçlarında ve Japonya da hem kamu hem de toplam borçta en kötü durumdadır. İkinci Dünya Savaşından bu yana, neredeyse tüm ülkelerde artan bir toplam borçluluk görülmüştür.

 Şekil 2: Seçili ekonomiler için borç seviyeleri (BIS verileri)

Tüm iktisadi düşünce okulları, yüksek düzeydeki borcun bir sorun olduğunu düşünür ve sadece hangi türden borç için endişelendiklerine göre farklılık gösterirler.

Neoklasik (ve “Avusturya Okullu”) iktisatçılar kamu borçları konusunda endişelenmektedirler. Borçlanan kamunun, özel sektörün yatırım yapmak için kullanabileceği parayı ödünç alarak özel sektör yatırımlarını “dışladığını” ve bu kamu borcunu geri ödeme yükünün gelecek nesillerin sırtına yüklendiğini iddia ederler (Mankiw 2016, s. 556-57). Özel borç konusunda ise endişelenmezler, çünkü bireysel düzeydeki değişiklikleri sadece bir “özel şahıstan” bir diğer “özel şahsa” harcama gücünün aktarımı olarak görürler ve para harcama eğilimlerinde çok büyük farklılıklar olmadığı sürece, makro ekonomi üzerindeki etkisinin az olması gerektiğini iddia ederler. (Bernanke 2000, s. 24).

Post-Keynesyen iktisatçılar (ve “MMT”) ise özel borç konusunda endişelenmektedirler. Bankaların kredi vererek para yarattığını, bunun talebe katkıda bulunduğunu ve makro ekonomiyi doğrudan etkilediğini iddia ederler. Finansal krizler, çok yüksek seviyedeki özel borçtan kaynaklanır ve ardından bunu kredinin – borçluluktaki değişimin – negatife dönmesi takip eder (Keen 2020). Kamu borcu konusunda endişelenmezler, çünkü devletin “kendi bankasına sahip olduğunu” ve kendi para birimi cinsinden olduğu sürece borcun faizini ödemek için gereken parayı yaratabileceğini ifade ederler (Kelton 2020).

2014’te İngiltere Merkez Bankası (Bank of England), bu tartışmada Post Keynesçiler’in safına geçti (McLeay ve diğerleri, 2014): İktisat ders kitaplarının iddia ettiğinin aksine, bankalar kredi vererek para yaratır. Bu yeni para, harcanmak için ödünç alınır, böylece yeni özel borç, hem GSYİH’yi (bkz. Şekil 3) hem de varlık fiyatlarını (bkz. Şekil 4 ve Şekil 5) artırarak toplam talebe katkıda bulunur. İspanya ekonomisinde 2008’den 2014’e kadar yaşanan devasa düşüşün birincil açıklaması, 2008’de GSYİH’nin artı %35’inden 2014’te GSYİH’nin eksi %20’sine düşen kredi -özel borçtaki değişim- oranıydı.

 Şekil 3: İspanya’da Kredi ve İşsizlik

ABD konut fiyatlarının 1997 ile günümüz arasında patlama yapması, çökmesi ve toparlanması, hane halkı kredi düzeyindeki değişikliklerden kaynaklanıyordu – bkz. Şekil 4

Şekil 4: ABD Hanehalkı Kredisi ve Konut Fiyatları

2009’dan bu yana borsaların şişmesinin altında yatan faktör “Miktarsal Genişleme” (Quantative Easing) olsa da, marj borcundaki değişiklikler piyasanın iniş ve çıkışlarını tetiklemiştir- bkz. Şekil 5.

Şekil 5: ABD Teminat Kredisi ve Hisse Fiyatları

Küresel-Finansal Kriz sonrası dünyamız, bu nedenle yüksek özel sektör borçluluğu ve can çekişmekte olan bir özel sektör ile karakterize edilmektedir; ekonomik performans, ağırlıklı olarak hükümet programları ve yüksek seviyelerdeki kamu borcuna yol açan büyük bütçe açıkları ile ayakta tutulmuştur. Bu çıkmazdan kurtulmak için, özel borcu GSYİH’ye oranla -ve tercihen kamu borcunun GSYİH’ye oranını daha fazla arttırmadan- düşürmemiz gerekiyor.

Borç seviyesinin GSYİH’ye kıyasla nasıl azaltılacağına dair geleneksel fikirler üç çözüme indirgeniyor: Borcu geri ödemek, GSYİH’yı borçtan daha hızlı büyütmek veya “enflasyon yoluyla borcun değerini düşürmek”. Bununla birlikte, ampirik çalışmalar bu yöntemlerin hiçbirinin işe yaramayacağını ortaya koymaktadır.

“Büyük Buhranların Borç-Deflasyon Teorisi”ni geliştiren Irving Fisher, “borcunu öde” yolunun başarısız olduğuna dikkat çekmiştir çünkü kredi borcunu doğrudan azaltmak, azaltılan kredi borcu için dolara karşılık dolar mevduatı da azalttığından parayı yok etmektedir: Tıpkı yeni bir kredinin para arzını artırdığı gibi kredi borcu ödemek de para arzını azaltır:

  “Açıkçası bir borç, biri tarafından ödenen para birimi ne olursa olsun, ödenmemiş para biriminin hacmini etkilemeksizin ödenebilir, … diğeri tarafından alınır ve hala ödenmemiş durumunda olur. Ancak, ticari bankaya olan bir borç, bir mevduat bakiyesinden çekle ödendiğinde, bu para biriminden bu miktardaki mevduat basitçe ortadan kaybolur. (Fisher 1932, s.15)”

Paradaki düşüş, GSYİH’de daha büyük bir düşüşe neden olabilir, bu da borcun doğrudan geri ödemesinden doğan “borç / GSYİH oranının” yükselmesine neden olabilir- bu fenomene “Fisher Paradoksu” diyorum:

“Borcu azaltmaya yönelik kitlesel hücum etkisinden dolayı, bireylerin borç yüklerini hafifletme çabasının kendisi, her bir doları şişerek borcu artırır. Öyleyse, hepsinin değilse de çoğu büyük depresyonun başlıca sırrı olduğunu ileri sürüyorum: Borçlular ne kadar öderse, o kadar çok borçlu olurlar. (Fisher 1933, s. 334)”

Filantropist ve eski bankacı Richard Vague, “A Brief History of Doom” adlı son kitabında (Vague 2019), borçtan dolayı gerçekleşen büyümenin yalnızca ani ve devasa ihracat patlamaları yaşayan ekonomiler için işe yaradığını; enflasyonun ise, borcu hiçbir zaman önemli ölçüde azaltmadığını söyler.

Vague’in bulgusu borçların azaltılmasının tek yolunun, onları silmek olduğuydu: Şu ya da bu şekilde bir borç iptali, ülkelerin borç yüklerini önemli ölçüde azaltmasının tek yoluydu.

Bir borcun iptali açıkça borçlulara fayda sağlar, ancak alacaklıları -bilhassa bankaları- iflasa zorlayabilir. Bu durum aynı zamanda yükselen konut ve hisse senedi fiyatları üzerine spekülasyon yapmak için borçlananları ödüllendiriyor, ancak bu kumarın tarafı olmayanlara hiçbir şey vermiyor. GSYİH’ye oranlı borcu azaltmanın; ekonomiyi çöküşe uğratmadan, alacaklıları iflas ettirirken borçluları yükümlülükten kurtararak, ahlaki tehlike yaratmadan ve borçlanılan paralarla spekülasyon yapmayanların, yapmayacak olanların veya yapamayanların karşısında borç balonunu oluşturanları ödüllendirmeden bir yolunu bulmaya ihtiyacımız var. Ve tercihen, 1932 ile 1953 arası borç seviyelerindeki son büyük düşüşe eşlik eden olaylara, bir Büyük Buhran ve Dünya Savaşına neden olmadan. – bkz. Şekil 1 ve Şekil 11

“Modern Borç Jübilesi” bunu başarabilir. Modern Borç Jübilesi, krediye dayalı parayı, fiat parayla etkin bir şekilde değiştirerek özel borcu azaltmak için hükümetin para yaratma kapasitesini kullanır:

  • Borçluların borçlarını azaltmak yerine, herkese -borç alan veya tasarruf sahibi- hükümetin yarattığı para aynı miktarda verilir;
  • Borçlular, borçlarını azaltmalıdır; tasarruf sahipleri, gelen nakitle yeni ihraç edilen şirket hisselerini satın almalıdır;
  • Bu hisselerin satışından elde edilen gelir, şirket tarafından şirket borcunu kapatmak için kullanılmalıdır; ve
  • Jübile, bankalara Jübile Tahvillerini satın almaları için gereken finansmanı sağlar; bu faiz geliri, özel borç gelirlerindeki düşüşü telafi eder.

 

Bu makale, bir Açık Kaynak (yani ücretsiz) sistem dinamikleri programı olan Minsky’den faydalanarak Modern Borç Jubile’sini modellemektedir. Minsky’nin “Godley Tablosu” olarak adlandırılan benzersiz özelliği, finansal dinamikleri modellemeyi standart sistem dinamikleri programlarından çok daha kolay hale getiren çift girişli bir defter tutma tablosudur (ekli modeli çalıştırmak için Minsky’nin en son sürümünü indirin.

https://sourceforge.net/projects/minsky/files/beta%20builds/).

 

Modelin temel çıktıları:

  • Jübile, GSYİH’ye oranla genel borç seviyelerini düşürür; özel borcun GSYİH’ye oranı, Jübile nedeniyle hemen düşmektedir; Kamu borcu özel borçların düştüğü kadar artar, ancak Jübile’nin GSYİH üzerindeki uyarıcı etkileri nedeniyle kamu borcunun GSYİH’ye oranı daha az yükselir;
  • Dolayısıyla, toplam borcun GSYİH’ye oranı Jübile’nin bir sonucu olarak hemen düşmektedir; ve zamanla, Jübile ekonomiyi canlandırır çünkü borçluluktaki düşüş, yavaş harcayanlardan (özellikle bankacılardan) hızlı harcayanlara (işçiler) para aktarılmasını sağlayarak toplam talebi artırır.

Yaratılan fiat para, krediye dayalı paranın yerini aldığı için devlet borcunda başlangıçta bir artış gerektiren bir politika, böylece hem devlet hem de özel borcun GSYİH’ye göre azalmasıyla sonuçlanır- bkz. Şekil 6.

Şekil 6: Modern Borç Jübile’si hem özel hem de kamu borç oranlarını düşürür

Temel mekanizma, Modern Borç Jübile’sinin (MBJ) artan özel borç seviyesinin neden olduğu eşitsizliği azaltmasına dayanır.

Düşen faiz oranlarında bile oluşan daha yüksek seviyedeki özel borç, ekonomideki paranın daha büyük bir kısmının reel ekonomiden -fiziksel çıktının üretildiği ve kar ve ücretlerin yaratıldığı dükkanlar ve fabrikalardan- ziyade finans sektöründe kalmasına neden olur. Modern Borç Jübile’si bunu tersine çeviriyor: özel borç seviyesini düşürerek daha az borç çevirmeye ihtiyaç duyulmasını sağlıyor ve bu nedenle mevcut paranın daha fazlası, bankacılardan çok daha hızlı harcama yapan emekçilerin eline geçiyor. Dolayısıyla, daha hızlı harcama yaptıkları için, bu para firmalardaki aktiviteyi genişleterek GSYİH’nın yükselmesine neden oluyor. Kısacası, ana akım iktisatçıların “paranın dolaşım hızı” olarak adlandırdığı artış (bkz. Şekil 7), aynı miktarda paradan, daha fazla GSYİH üretiyor ve borç / GSYİH oranları zamanla düşüyor.

Şekil 7: Jübile nedeniyle artan paranın dolaşım hızı

Modern Borç Jübilesi böylece Fisher’in Paradoksunu tersine çeviriyor. Özel borç azalıyor, ancak para stoğu sabit kalıyor ve bonus olarak, daha hızlı harcama yapanların eline geçiyor. Böylece özel borçluluk düşüyor, bunun sonucunda ise GSYİH yükseliyor ve bu nedenle özel borcun GSYİH’ye oranını daha da düşüyor. Dolayısıyla, iktisadi faaliyetteki artış o kadar büyük oluyor ki, Jübile’nin bir sonucu olarak zaman içinde kamu borcunun GSYİH’ye oranı dahi düşüyor.

Bu noktada “Bunun parasını kim ödeyecek?” diye soranlara bir muhasebe dersi verilebilir. Şekil 8’deki finansman işlemleri, ilk beş sırada olmak üzere Modern Borç Jübilesi’nin temel işlemlerini göstermektedir.

Birincisi, Hazine ekonomideki her yetişkine kişi başına ödeme yapar. İnsanların çoğu işverenlerden (“Kapitalistler”) ziyade çalışanlar (“İşçiler”) olduğu için, paranın büyük çoğunluğu- diyelim ki % 95- işçilere gidiyor, geri kalanı ise kapitalistlere gidiyor: Bu, Şekil 8’in ilk iki satırında gösteriliyor. Bu işlemin, çift girişli defter tutmadaki tüm eylemler gibi, iki bileşeni olduğunu unutmayın: Hem işçilerin hem de kapitalistlerin banka hesapları alacaklandırılır ve eş zamanlı olarak bankaların Merkez Bankası nezdindeki “Rezerv” hesaplarına alacak olarak kaydedilir. Bankaların varlıkları (Rezervleri), yükümlülükleri (Mevduatları) arttıkça, tartışmasız bir şekilde artar.

Şekil 8: Modern Borç Jübile’sindeki temel işlemler

Rezervlerdeki artış, 3. sıradaki adımı mümkün kılar: Yani, Hazine tarafından özel bankalara yapılan Jübile Tahvillerinin satışını. Bu noktada, Jübile, bankacılık sektörünün Rezervlerini artırmıştır; Jübile Tahvillerinin satışı ile birlikte, bankaların bu gelir getirmeyen, ticareti yapılamayan varlıkları, tıpkı standart Devlet Tahvilleri gibi alınıp satılabilen ve faiz kazanıbilen Jübile Tahvilleriyle takas etmelerine olanak tanır.

Bu, “Modern Para Teorisi”nin temel gerçeğidir: devlet para yaratıcısı olduğu için, kamu harcamaları kendi kendini finanse etmektedir. Diğer bir deyişle, burada finansman sorun değildir: eğer böyle bir durum varsa, bu harcamaların finansmanından ziyade sonuçlarına ilişkin sorunlarda yatmaktadır.

Burada bir harcama değil, özel, banka dışı kesime bir “armağan” var: Hükümet, özel borcun ödenmesi için kullanılması gereken kamu parasını vermektedir (Şekil 8’de 6. ve 7. satırlar). Bunu yapmak için ise, bankacılık sektörüne ek rezervler – gelir getirmeyen bir varlık – armağan eder. Bankacılık sektörüne yeni devlet tahvillerinin (“Jübile Tahvilleri”) satışı, bankacılık sektörünün gelir getirmeyen ve ticarete konu olmayan bir varlığı gelir getirici, ticareti yapılabilen bir varlıkla takas etmesine olanak sağlaması açısından bir başka hediyedir. Tabii ki bankacılık sektörü bu hediyeyi kabul edecek – bu yüzden tarihteki her devlet tahvili ihracı aşırı talep edilmiştir. ” Tahvil Milisleri” yoktur, sadece bir değil iki hediyeyi reddeden “Tahvil Ahmakları” vardır. Bu ikinci hediyenin maliyeti- tahvillere yapılan faiz ödemeleri açısından- özel bankalarla yapılan tahvil ihraçlarının ne kadarının kaldığına bağlıdır. Merkez Bankası’nın, isterse özel bankalardan Jübile Tahvillerinin tamamını satın alması gayet mümkündür (Şekil 8, satır 4): Merkez Bankası’nın tek yapması gereken bankaların Rezerv bakiyelerini azaltmak (Merkez Bankası’nın Özel bankalara Yükümlülüğü) ve tahvilleri bilançosuna eşdeğer değerde bir “Varlık” olarak koymaktır. O zaman bu, Jübile’nin hükümete hiçbir maliyeti olmayacağı anlamına gelir, çünkü hükümetin bir kesiminin (Hazine’nin) başka bir kesimiyle (Merkez Bankası) borçlanmasından finanse edilecektir.

Ancak buna en çok itiraz edenler muhtemelen özel bankaların kendileri olacaktır, çünkü özel borçlardaki azalma- buradaki simülasyonlarda GSYİH’nın kabaca %100’ü kadar -gelirlerini önemli ölçüde azaltacaktır. Burada Şekil 8’in 5. satırı devreye giriyor: Hazine bankalara tahvil faizi ödüyor. Jübile’nin “maliyeti” budur: Bu, özel borcun geri ödenmesiyle birlikte gelir kaynağını kaybeden bankacılık sektörünü tatmin etmek için gereken faiz miktarıdır. Şekil 9’da gösterildiği üzere, Jübile Tahvillerindeki faiz oranının, bankacılık sektörünü özel borç faizinden kaynaklanan gelir kaybını tamamen telafi edecek bir seviyede belirlenmesi oldukça mümkündür.

Şekil 9: Jübile Tahvilleri özel borç faiziyle aynı oranı ödediğinde banka geliri

Faiz, Hazine’nin Merkez Bankası’ndan borçlanmasıyla artırılabilir, bu nedenle Jübile, bu simülasyonlarda olduğu gibi GSYİH’nın %100’ü düzeyinde olsaydı, bunun yıllık “maliyeti”, Hazine’nin Merkez Bankası’na olan borcunun GSYİH’nın %5’i veya yılda 1 trilyon dolarlık artış olacaktır.

Jübile Tahvillerine faiz ödemenin bir sosyal ikramiyesi de vardır: Bankalara olan özel borçlardan kaybedilen gelirleri telafi etmenin yanı sıra para da yaratır: Bankacılık sektörünün Rezervlerini (Varlıklarını) ve aynı zamanda “Özsermayesini” artırır. Yani Jübile’nin “maliyeti”, her yıl bankacılık sektörüne 1 trilyon dolarlık yeni para enjeksiyonu olacaktır.

Bir Modern Borç Jübile’si böylelikle, paydayı- GSYİH- paydan, hem kamu hem de özel borcunu, daha fazla etkileyerek, aşırı miktardaki bir borcun GSYİH’ye oranı sorununun üstesinden gelecektir. Başlıca etkileri para arzı üzerindeki etkilerinden kaynaklanmaktadır- hem kime ait olduğu hem de nasıl büyüdüğü. Mevcut paranın bu yeniden tahsisi, Merkez Bankalarının, görünürde ekonomiyi canlandırmak için üstlenilen ve daha yüksek hisse fiyatları yoluyla zenginleri daha zengin hale getirerek Miktarsal Gevşeme yoluyla yaptığı tarihi hatayı tersine çeviriyor.

 Şekil 10: Bir Jübile altında paranın dağılımı. Firmalar, İşçiler ve Kapitalistler için daha fazla ve Bankalar için daha az para

Bu model de gerçek dünyanın birçok ayrıntısından hala bir soyutlamadır, ancak para yaratımını tamamen göz ardı eden ana akım olan Neoklasik ekonomik modellerin tam aksine, para yaratımı konusunda gerçekçidir. Bu durum mevcut çıkmazımızdan bir çıkış yolu olduğunu gösteriyor fakat bunun önündeki ana engel, ana akım iktisadın bizatihi neden olduğu para yaratımı konusundaki cehalettir.

Özel borç yükünü azaltmak ve ardından bankaların son 40 yılda izledikleri sorumsuz borç verme uygulamalarının yeniden oluşmasını istemiyorsanız, Jübile’yi desteklemek için daha fazla politikaya ihtiyaç duyacaksınızdır. Bu, varlık alımları için banka kredisi üzerindeki kısıtlamaları ve 1970’lerden beri ağırlıklı olarak yapılanlarda olduğu gibi bankaların spekülatörlere değil, firmalara ve girişimcilere borç vermeleri için teşvik edilmesini içerecektir.

Jübile’den sonraki hükümet politikası, yalnızca işsizliği ve enflasyonu hedeflemekle kalmamalı, aynı zamanda özel borçluluğu hedeflemeyi de içerecek şekilde genişletilmelidir. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kapitalizmin Altın Çağı döneminde olduğu gibi, GSYİH’nin %50’si düzeyindeki sürdürülebilir seviyelerde tutulması gerekiyor.

Bir özel borç tuzağından (1930’lar ve 1940’lar) en son kaçışımızı, burada önerdiğim şeyin kaba bir versiyonu olarak görmek mümkün aslında. İlk olarak New Deal ve ardından II. Dünya Savaşı için artan hükümet harcamaları, özel sektörün borç seviyesini önemli ölçüde azaltmasını sağladı- bkz. Şekil 11.

Şekil 11: Son özel borç balonundan nasıl kurtulduk

O zamanlar yapılan hatalardan, özel sektör borcunu bir Jübile yerine bir savaşla azaltmaktan ve özel bankacılık cininin daha sonra şişeden tekrar çıkmasına izin vermekten kaçınmamız gerekiyor. İyi işleyen bir ekonominin fiat para ve kredi parası dengesine ihtiyacı vardır ve bu bir Modern Borç Jübile’si tarafından sağlandıktan sonra, para arzı üzerindeki kontrolün teslim edileceği kişilerin neden olacağı tehlikelerin çok iyi farkında olan bir hükümet tarafından sürdürülmelidir. Marx, bunları uygun bir şekilde “Gezgin Kredi Şövalyeleri” olarak nitelendirdi (Marx 1894, Bölüm 33)

 Şekil 12: Modern Borç Jübile’sinin tam Minsky modeli

Yazının orijinaline buradan ulaşabilirsiniz.

https://www.patreon.com/posts/reducing-debt-50972822

 

Kaynakça

Bernanke BS (2000) Essays on the Great Depression. Princeton University Press, Princeton

Fisher I (1932) Booms and Depressions: Some First Principles. Adelphi, New York

Fisher I (1933) The Debt-Deflation Theory of Great Depressions. Econometrica 1 (4):337-357

Keen S (2020) Emergent Macroeconomics: Deriving Minsky’s Financial Instability Hypothesis Directly from Macroeconomic Definitions. Review of Political Economy 32 (3):342-370. doi:10.1080/09538259.2020.1810887

Kelton S (2020) The Deficit Myth: Modern Monetary Theory and the Birth of the People’s Economy. PublicAffairs, New York

Mankiw NG (2016) Macroeconomics. 9th edition edn. Macmillan, New York

Marx K (1894) Capital Volume III. International Publishers, Moscow

McLeay M, Radia A, Thomas R (2014) Money creation in the modern economy. Bank of England Quarterly Bulletin 2014 Q1:14-27

Vague R (2019) A Brief History of Doom: Two Hundred Years of Financial Crises. University of Pennsylvania Press, Philadelphia

 

 

 

 

Bu gönderiyi paylaş

Yorum Yaz

Araç çubuğuna atla